GENEL İŞLETME DERS NOTLARI

1. İŞLETME KAVRAMI
İşletme Bilimi, işletmeleri ilgilendiren iç ve dış olayların açıklanması, çözümlenmesi ve sistemleştirilmesinin yanında, işletmelerin toplum içindeki yerini belirleme işlevini görür. Ekonomik yaşamın ve ekonomik faaliyetlerin çıkış noktası insan gereksinme ve istekleridir. İşletmelerin temel işlevi değişik boyutlardaki insan gereksinme ve isteklerinin giderilmesidir. Gereksinmelerin değişimine ve gelişimine bağlı olarak işletmelerin ortaya koyduğu ürünler de yenilenir. İnsan gereksinmelerini giderme özelliğine sahip mal ve hizmetlere ekonomik mal ve hizmetler denir. Mal ve hizmetlerin üretimi için, emek, doğa, sermaye, teknoloji ve girişimci olarak sıraladığımız üretim faktörleri bir araya getirilir. İnsan gereksinme ve isteklerini gidermeye yarayan araba, kalem, televizyon gibi somut araçlara mal denir. Mallar değişik ölçülere göre sınıflandırılır. İnsan gereksinmelerini karşılamakla birlikte, somut olmayan araçlara hizmetler diyoruz. Oteller, bankalar ya da hastaneler hizmet üreten işletmelerdir. Mal ve hizmetlerin kullanımı ile tüketim ortaya çıkar.
Mal ya da hizmetleri bireysel gereksinmeleri için alanlara son tüketici, üretim, alıp satma ya da işletme kurmak amacıyla satın alanlara endüstriyel tüketici diyoruz. Satın alma gücü bulunan bireylerin ekonomik mal ve hizmetlere karşı gösterdiği satın alma işlevi talep olarak niteleriz. İşletme kavramının yaygın olarak kullanılan tanımı işletmeyi mal ve/veya hizmet üretimi için üretim faktörlerinin bir araya getirildiği ekonomik birim olarak açıklar. Özel girişim, bireylerin devlet müdahalesi olmaksızın; kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda davrandığı sistemdir. Temel unsurları, özel mülkiyet hakkı, seçme, özgürlüğü, kâr elde etme hakkı ve serbest rekabettir.
Belirli ölçüde kar elde etmek ya da hizmet yaratmak amacıyla, üretim faktörlerini (sermaye, emek, doğal kaynaklar) bilinçli, uyumlu ve sistemli olarak bir araya getiren ve toplumun gereksinme duyduğu mal ve hizmetleri üreten ya da pazarlayan ekonomik ve sosyal kuruluşlara işletme denir.
1.1. İşletme Girdileri
Söz konusu girdiler içinde en önemlisi sermayedir. Bu kavram işletmeye giren fiziksel değerler ile parasal varlığı ifade eder. İşletmenin ekonomik gücü genellikle sermayesi ile ölçülür. Bir bakıma işletmenin sahip olduğu tüm ekonomik varlıklar sermaye olarak tanımlanabilir.
İşletme girdileri içinde yer alan bir diğer faktör olarak doğal kaynaklar söz edilebilir. Özellikle işletmenin hammadde gereksinmesini doğal kaynaklarla karşılaması gerekir.
İşletme girdileri arasında en ilginç faktörü insan gücü oluşturur. İnsan işletmenin hem amacı, hem de aracı olarak rol oynar. Bu nedenle tüm teknolojik gelişmelere ve otomasyona karşın, işletmenin en değerli girdisi insan olarak kabul edilir.
İşletme girdilerinin bir başka görüntüsü olarak bilgi birikimi ve aktarımı izlenir. İşletmeye bir girdi olarak kabul edilen bilgi birikimi içinde, ekonomik, yasal, teknolojik ve sosyal bilgiler yer alabilir. Günümüzde depolamak ve elde edilen bilgilerden rasyonel biçimde yararlanmak amacıyla bilgisayarlar geniş ölçüde kullanılmaya başlanmıştır. Öte yandan, söz konusu girdileri bir araya getiren, planlayan, devreye sokan, koordinasyon ve denetimini sağlayan yönetim kadrosudur.
1.2. İşletme Çıktıları
Bir üretim sürecine geçebilmek için gerekli işletme girdileri sağlandıktan sonra bunlar planlanan ve amaçlanan biçimde uyumlu ve bilinçli olarak bir araya getirilir. Ancak işletme bunu yaparken ekonomik davranmak, etkin ve verimli çalışmak zorundadır. Üretim sürecinin akışı, girdilerin bilinçli bileşimi, kararların etkin, yerinde ve zamanında alınması ve üretilen mal ve hizmetlerin en kısa ve en iyi yoldan tüketicilere sunulması gibi aşamalarda özenle hazırlanan plana gereksinme duyulur.
Öte yandan işletmenin gerçekleştirdiği üretim süreci sonunda elde edilen bir başka çıktı olarak bilgi ve deneyimden söz edilebilir. Üretilen mal ve hizmetlerin kalitesi, kapasitesi, maliyeti, üretim sürecinin planlanması ve gerçekleştirilmesi gibi konularda bir çıktı olarak elde edilen ve hiç bir yoldan kolaylıkla sağlanamayacak bilgi ve deneyim birikimine ulaşır.
İşletmenin gerçekleştirdiği üretim sonucunda ortaya çıkabilecek bir başka çıktı olarak üretim atıklarından söz edilebilir. Katı, sıvı veya gaz şeklinde oluşacak atıkların yeniden değerlendirilmesi söz konusu olabilir.
İşletme çıktıları, işletmenin kar, büyüme, tüketiciye ve topluma hizmet gibi amaçlarını gerçekleştirmeyi sağlar.
İşletme girdilerinin sağlanması için işletme çeşitli giderler, bir başka deyişle parasal harcamalar yapar. Buna karşılık işletme çıktıları karşılığında elde ettiği gelirler vardır. Gelirler, giderlerden fazla olduğu zaman işletme karlı, tersi durumda zararlı olacaktır.
1.3. İşletmenin Yapısal Özellikleri
* İşletme bir ekonomik kuruluştur.
* İşletme dinamik bir kuruluştur.
* İşletme bağımsız bir kuruluştur: İşletme bağımsız, finansal ve yönetsel özerkliğe sahip kuruluş olarak tanımlanır.
* İşletme sosyal bir kuruluştur.
* İşletme sosyo-teknik bir sistemdir: İşletmeyi bir teknik ilişkiler sistemi olarak düşündüğümüzde bir araç, bir makina, bir teknik sistem; tek başına hiçbir zaman işletme sayılmaz. İşletmenin meydana gelmesi için, insan öğesi ile fiziki varlıkların üretiim amacıyla uyumlu bir biçimde bir araya gelmesi gerekir. İşletme, insan ve araçların birleşmesinden meydana gelen bir birikim niteliğindedir. Böylece bir birim içindeki ilişkiler de teknik, sosyal ve psikolojik nitelik taşır.
* İşletme açık bir sistemdir: Toplumla, tüketicilerle ve çeşitli kuruluş ve kişilerle sürekli ilişkiler içinde bulunan açık bir sistemin işleyişini yansıtırlar.
İşletme, tüketici odaklıdır. İşletme ve tüketici iki kez karşı karşıya gelmektedir. Birincisi, üstte görülen mal ve hizmet pazarıdır ve burada işletme tüketiciye sunduğu mal ve hizmet karşılığı gelir elde etmektedir. İkincisi ise tüketici işletmeye üretim faktörleri pazarı aracılığı ile emek, faiz ya da kira elde etmektedir.
1.4. İŞLETMEDE İZLENEN AMAÇLAR
1.4.1. Kar Etmek
Kar bir işletmenin belirli bir dönem sonunda elde ettiği kazanç toplamıdır. Başka bir anlatımla belirli bir sürede elde ettiği gelirler ile giderler arasındaki olumlu farktır. Bunu sağlayabilmenin yollarını araştırır, örneğin en uygun yatırım alanlarına ve üretim konularına yönelir.
Kar yıllık faaliyetlerin ölçülmesi ve denetlenmesi için kullanılan etkili bir araçtır. Bunun ötesinde elde edilen kar devlet açısından vergi almada kullanılan bir kaynaktır. Ayrıca bazı işletmeler karın bir bölümünü işletmede çalışanlara dağıtarak onları işe daha çok özendirme amacını güderler.
* Kar, işletmenin varlığını sürdürme aracıdır.
* Kar, işletmenin büyüme, yetırım ve gelişim aracıdır.
* Kar, işletme sahiplerinin yaşam kalitesini arttırma aracıdır.
* Kar, işletme başarısını ölçüm ve denetleme aracıdır.
* Kar, ücret artışı ve prim yoluyla çalışanları işe özendirme aracıdır.
1.4.2. Topluma Hizmet
İşletme toplumun bir parçası olarak yine topluma hizmet etmek zorundadır. Bu hizmet işletmenin yapısına göre dolaylı ve dolaysız olarak gerçekleşebilir. Dolaylı hizmet özel işletmeler için söz konusu edilebilir. Kar elde eden ya da etmek için çaba harcayan her işletme yarattığı katma değer ölçüsünde topluma hizmet götürür. Bunu doğrudan doğruya toplum için yapmasa da kar elde eden işletme bir yandan yeni yatırımlara girişerek üretim miktar ve kalitesini yükselterek topluma hizmet sunar; öte yandan, işletmede çalışanlara daha iyi ücret ya da kardan hisse vererek çalışanlara ekonomik katkıda bulunur.
Dolaysız hizmet ise kamu kesiminde yer alan işletmeler tarafından çoğu kez ön planda tutulan bir amaç olarak görülür. Devlet özel işletmelerin, yatırım yapmak istemedikleri fakat kamu çıkarına olan alanlarda pek karlı olmasa bile işletmeler kurar ve işletir. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT’ler) gibi mal veya hizmet üretimine dönük biçimde faaliyette bulunabilir. Özel sektörün finansal güçlükler, pazarlama sorunları bulunduğu ya da yeterli teknolojiye sahip olmadığı durumlarda sermayenin büyük çoğunluğu devlete ait olarak kurulan ve toplum çıkarlarını ön planda tutan işletmelerdir. Bu tür işletmelerin başta gelen amacı toplumsal içerikli olmakla birlikte çağdaş işletmecilik anlayışı içinde yönetilmeleri ve özellikle rasyonalite (bilinçli karar) prodüktivite (verimlilik) ve hatta rantabilite (karlılık) ilkelerine uygun hareket etmeleri gerekir.
1.4.3. Büyümek ve Gelişmek
Çağdaş nitelik taşıyan işletmenin bugün savunulabileceği en geçerli ve gerçekçi amaç, varlığını sürdürebilmek için sürekli büyüme ve gelişme görüşünü benimsemiş olmasıdır. “Eğer bir işletme büyümüyorsa ya da yerinde sayıyor ise o işletme geriliyor demektir”. Gerçekten büyüme ve gelişme amacı geleneksel anlamda kar ve topluma hizmet amaçlarını da içine alan geniş kapsamlı bir amaçtır. Sürekli büyüyen bir işletme kar elde eden bir işletmedir ve sürekli gelişen bir işletmede dolaylı ya da dolaysız yönde topluma hizmet götüren bir kuruluştur.
Büyümek bir işletme için anlamlı bir amaç olmakla birlikte büyüme hızının dengeli ve optimal (en uygun) düzeyde gerçekleşmesi gerekir. Optimal ölçülerin ilerisine giden bir işletmenin sözgelişi ürettiği malları satamama gibi sorunlarla karşılaşması söz konusu olabilir. Optimal büyüme ölçüsünün gerisinde kalan işletme ise birim maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle rekabet gücünü yitirebilir. Bu bakımdan işletmenin gelişme çizgisi planlı ve sistemli biçimde sürekli olarak hesaplanmalı ve büyüme amacı kıvam noktası olarak kabul edilen optimal noktayı aşmamalıdır.
1.4.4. Tüketicilere Hizmet
İşletme genelde topluma fakat özde tüketiciye hizmet sorumluluğunu taşır. Tüketiciler işletmenin ürettiği mal ve hizmetleri alan kişilerdir. İşletme tüketiciyi hoşnut kılmak, onun gerçek gereksinmelerine uygun üretim ve pazarlama eylemine girişmek zorundadır.
1.5. İŞLETMECİLİĞİN TEMEL İLKELERİ
İşletme, kuruluşundan başlayarak her türlü yatırım kararlarında, harcamalarda ve yönetsel uygulamalarda son derece titiz davranmak ve belirli ilkeleri izlemek zorundadır. Özenli çalışmaya iten en önemli neden piyasanın inatçı ve ezici rekabet koşullarıdır. Varlıklarını sürdürebilmek ve daha ileriye gidebilmek için her işletme belirli ilkelere ve denenmiş kurallara uymak zorundadır. Bu ilkeler işletmenin yapısı değişse bile kolay kolay değişmezler.
1.5.1. Etkinlik ve Verimlilik
Etkinlik, etkililik ve verimlilik işletmelerin teknik performans göstergeleri arasında yer almaktadır.
Verimlilik : Elde bulunan kaynaklardan optimum çıktının sağlanması
Etkililik : Kaynakları en iyi şekilde değerlendirerek en iyi sonucun alınması.
(Etkililik=Gerçekleşen çıktı/Planlanan çıktı)
Etkinlik : Örgütsel amaçlara ulaşma
Etkinlik= Standart performans/Gerçekleşen performans
Etkinlik oranının “1” değerinin altında olması faaliyetin istenildiği gibi gerçekleşmediği anlamına gelir.
Verimlilik, üretim faaliyetlerinden elde edilen çıktının fiziki miktarının bu üretim faaliyetine konan girdilerin (üretim faktörlerinin) fiziki miktarına oranıdır. Verimlilik, bir işletmede kaynakların ne ölçüde etkili kullanıldığını gösteren bir ölçüdür.
Verimliliği ölçme nedenleri; üretimi yakından izlemek, sapmalar varsa düzeltmek, zamandan, hammadde ve malzemeden artırımı sağlamak, maliyeti düşürmek ve üretilen miktarı arttırmaktır.
Çıktının toplam girdilere oranı “toplam faktör verimliliği”ni gösterir. Çıktının herhangi bir üretim faktörüne oranı ise “kısmi faktör verimliliği”ni verir. En sık kullanılan verimlilik ölçüleri emek ve sermaye verimliliği gibi kısmi faktör verimlilikleridir.
Emek verimliliği, emeğin ne ölçüde iyi kullanıldığını gösterir. Emek verimliliğine ilişkin trendin azalan bir seyir izlemesi geliştirme için öncelikli olanın emek olduğu anlamına gelir. Öte yandan emek verimliliğindeki artış mutlaka işçilerin daha üretken oldukları anlamına gelmez. Sermaye verimliliğinin değerlendirilmesi ise mevcut sermayenin ne ölçüde iyi yöneltildiğini gösterir. Sermaye verimliliği duran varlıklar veya kullanılan makine sayısı açısından hesaplanabilir.
Sermaye verimliliği trendindeki azalma duran varlık kalemlerindeki sorunlardan kaynaklanabilir. Ayrıca sermaye-emek ilişkileri sermaye/emek trendinin değerlendirilmesiyle irdelenebilir.
Bir işletmede verimlilik artışı aşağıdaki koşulların varlığı halinde söz konusudur:
* Aynı miktarda girdi için çıktı miktarının artırılması,
* Aynı miktarda çıktı için girdi miktarının azaltılması,
* Girdi miktarı azaltılırken, çıktı miktarının artırılması,
* Çıktı miktarındaki artışın girdi miktarındaki artıştan hızlı artması,
* Çıktı miktarındaki azalmanın, girdi miktarındaki azalmadan yavaş olması.
Verimliliğin arttırılabilmesi için şunlar yapılmalıdır:
* Makineleşmeyi arttırmak,
* İleri teknoloji kullanmak,
* Standardizasyon sağlamak,
* Yeterli hammadde sağlamak,
* Fire ve hurdaları azaltmak,
* Taşımacılığı kolaylaştırmak,
* Ergonomik koşullar sağlamak,
* İş etüdü yapmak,
* Makine duruşlarını azaltmak,
* Düzenli bakım yapmak,
* İşyeri düzeni oluşturmak,
* Fiziksel çalışma ortamını iyileştirmek (ısı, aydınlatma, gürültü, havalandırma gibi)
* Eğitim olanaklarını arttırmak,
* İletişimi geliştirmek.
Verimlilik sadece ekonomik ve teknik olanakların en iyi biçimde kullanılması ile değil, aynı zamanda iş görenlerin istekli ve arzulu biçimde çalışmaları ile gerçekleştirilir. Bu nedenle çağdaş işletmelerde işgörenleri daha istekli çalışmaya özendirici çeşitli sosyo-ekonomik önlemler alınmaktadır. Primli ücret sistemleri uygulanarak daha çok çalışan ve üretimi arttıran işgörenlere ek gelir sağlama olanakları yaratılır ya da işlerinde yükselme ve gelişme fırsatları tanınarak işgücünün verimliliği yükseltilmeye çalışılır. Bu önlemlerinde ötesinde işgörenlere değer verme, onların görüş, öneri ve kişiliklerine saygı duyma gibi insancıl davranışlar geliştirildiği taktirde verimliliğin artacağı çeşitli deneylerle kanıtlanmıştır.
İşletmenin verimli bir şekilde çalışmasında zamandan sağlanacak tasarruflarda önemlidir. Hareket gücü işin nasıl yapılması gerektiğini, zaman etüdü ise işin ne kadar sürmesi gerektiğini ortaya koyan bilimsel çalışmalardır.
Peter Drucker’a gore ;
Etkinlik : Doğru işi yapmak
Verimlilik : İşi doğru yapmak’ tır.
1.5.2. Ekonomiklik
Ekonomiklik, toplam satış tutarının üretimin maliyet giderleri tutarına oranıdır. İşletmede maliyet giderlerinin düşük olması veya bu maliyet giderleriyle sağlanan mal veya hizmetin satış tutarının yüksek olması ekonomiklik oranını yükseltir.
Bu oranın 1’den büyük olması işletmenin başarısını yansıtır. Üretim miktarı arttıkça birim başına maliyet giderlerinin azalacağı da bir gerçektir.
Ekonomikliğin 1’den küçük olması işletmenin ekonomik olmadığını gösterir. Bu durumda toplam satış tutarı, toplam maliyet giderlerinin altında kalmıştır.
1.5.3. Karlılık
Karlılık, belirli bir dönem içinde elde edilen karın o dönemde işletmede kullanılan sermayeye oranıdır.
Bu oranın yüksekliği işletme başarısını yansıtır. Bu amaçla üretim miktarı ve satış fiyatının yüksek tutulması, buna karşılık üretimin maliyet giderleri ve sermayenin düşük olması gerekir.
Öte yandan işletmenin finansal karlılık oranını göstermek için şu formül kullanılabilir:
Finansal karlılık = Net kar
Öz sermaye
Öz sermaye, bir işletmenin sahip olduğu varlıklar toplamıdır. Öz sermayeyi bulam için varsa işletmenin borçlarını toplam sermayeden düşmek gerekir. Net kar ise bir işletmenin belirli bir dönemde elde ettiği toplam gelirlerden tüm giderler ve vergiler düşüldükten sonra geriye kalan olumlu farkı ifade eder. Finansal karlılığa öz sermaye karlılığı da denir.
Brüt karın toplam sermayeye oranıyla da ekonomik karlılık elde edilir. Toplam sermaye karlılığı da denir.
2. İŞLETMENİN FONKSİYONLARI
2.1. İŞLETMENİN TEMEL FONKSİYONLARI
İşletmeler faaliyetlerini yerine getirirken dolayısıyla amaçlarına ulaşırken yerine getirdikleri birçok fonksiyon vardır. Söz konusu bu işletme fonksiyonları temel olarak Yönetim, Üretim, Pazarlama, ve Finans olarak gruplandırılabilir. Bu fonksiyonlara ek olarak İnsan Kaynakları, Muhasebe, Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) ve Halkla İlişkiler Fonksiyonları da işletmenin destek fonksiyonlarıdır.
2.1.1.YÖNETİM FONKSİYONU
İşletmelerin amaçlarına ulaşabilmesi için bir takım faaliyetleri yerine getirmesi gerekir. Bu faaliyetler yerine getirilirken yönetim fonksiyonları gerçekleştirilir. Bu yönetim fonksiyonları belli ve ortak bir amaç için çalışan tüm işletmelerde amaçlara ulaşabilmek için yerine getirilmesi gereken fonksiyonlardır. Bu fonksiyonlar yerine getirilerek işletmelerde yönetim süreci gerçekleştirilmektedir. Yönetim, işletme amaçlarına ulaşabilmek için insan ve diğer işletme kaynaklarının planlanması, örgütlenmesi, yönlendirilmesi ve kontrol edilmesi süreci olarak tanımlanabilir (Nickels ve diğerleri, 2004). Tanımdan da anlaşılacağı gibi yönetim fonksiyonları, planlama, örgütleme, yönlendirme ve kontrol olmak üzere dört grupta incelenebilir. İşletmelerde yönetim fonksiyonu yöneticiler tarafından gerçekleştirilmektedir. doğrultusunda tasarlanması ve düzenlenmesi gerekir (Şimşek,1999).
Müteşebbis (Girişimci) : Bir mal veya hizmeti üretmek, pazarlamak için üretim faktörlerini bir araya getiren ve faaliyet esnasında oluşan kar veya zarardan etkilenen kişidir.
Yönetici : Bir mal veya hizmeti üretmek, pazarlamak için üretim faktörlerini bir araya getiren, bu faaliyetleri bir ücret karşılığı yapan, kar elde etme amacında olan ancak kar veya zarardan direkt etkilenmeyen kişidir.
Yönetim Fonksiyonları
Yönetimin 5 temel fonksiyonu vardır:
Planlama
Organizasyon (örgütleme)
Koordinasyon (Eşgüdüm)
Yürütme (Yöneltme)
Denetim
2.1.2. ÜRETİM FONKSİYONU
İşletmelerde üretim fonksiyonu işletmenin rekabet avantajı sağlaması açısından hayati önem taşıyan bir fonksiyondur. Çünkü işletme tüketici istek ve ihtiyaçlarını üretim fonksiyonu ile karşılamaktadır. İşletmelerin amaçlarına ulaşabilmesi ve etkin çalışabilmesi üretim fonksiyonunun verimli çalışmasına bağlıdır. Üretim yönetiminin temel amaçlarını şöyle sıralamak mümkündür (Tekin, 1996); • Tüketici taleplerini karşılayacak mal ve hizmetleri istenilen fiyat, zaman ve miktara uygun olarak üretmeye çalışmak • Mal ve hizmetleri en düşük maliyetle üretmeye çalışmak • Mal ve hizmetlerin kalitesinin tatmin edici düzeyde olmasını sağlamak
2.1.2.1. Üretim Yönetimi
Üretim, mal ve hizmetlerin yaratılma süreci, üretim yönetimi ise girdileri çıktılara dönüştürerek mal ve hizmetlerin yaratılması için yapılan faaliyetler dizisi olarak tanımlanabilir (Heizer and Render, 2004). Tanımdan da anlaşılacağı gibi üretim sisteminde dönüşüm süreci sonucunda mal ya da hizmet yaratılmaktadır. Başka bir deyişle üretim sisteminin çıktısı otomobil, buzdolabı gibi mallar olabileceği gibi tedavi edilmiş bir hasta ya da açlığı giderilmiş bir kişi de olabilir. Üretim sistemine girdi olarak çeşitli üretim faktörleri girerek bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu dönüşüm süreci sonucu üretim sisteminin çıktısı meydana gelmektedir. Dönüşüm süreci sonunda elde edilen bilgiler sürecin kontrolü ve iyileştirilmesinde geri besleme sağlamaktadır.
2.1.2.2. Üretim Sistemleri
Üretim sistemlerini, dönüşüm süreçlerinin özellikleri itibariyle üç temel grupta toplamak mümkündür (Üreten, 2004);
• Sürekli üretim sistemi, • Kesikli üretim sistemi, • Proje tipi üretim
2.1.2.2.1.Sürekli Üretim Sistemi : Makine ve tesislerin yalnız belirli bir veya birkaç mamule tahsis edildiği ve belli bir ürün üzerindeki işlemlerin birbiri ardı sıra yerine getirildiği sistemlerdir. Ürünün standardize edilmiş olması nedeniyle hep aynı işlemlerin sırayla yerine getirilmesi söz konusudur. Üretilen mamule olan talep düzeyi, dolayısıyla üretim miktarları çok yüksektir. Sürekli tip üretim sistemleri kütle ve akış tipi olmak üzere iki alt gruba ayrılabilir. Kütle (montaj) üretiminde bir ya da çok kısıtlı sayıda mamulden çok büyük miktarlarda ve uzun süre üretim yapılmaktadır. Beyaz eşya gibi. Akış üretiminde ise makine ve tesisler sadece bir çeşit mamulü üretecek şekilde tasarlanmış ve yerleştirilmiştir. Şeker, çimento ve tekstil gibi
2.1.2.2.2. Kesikli Üretim Sistemi : Bu tip üretim sisteminde farklı ürünlerden az miktarlarda üretim söz konusudur. Sipariş üzerine üretime benzemektedir. Farklı ürünlerin üretimi genel amaçlı makineler üzerinde bazı ayarlamalar ve takım değişiklikleri yapılarak gerçekleştirilir. Aynı fonksiyonel özelliğe sahip makine ve tezgahların aynı bölümlerde toplandığı bir yerleşim düzeni görülür. Üretim sürecinde her bir siparişin farklı üretim rotası vardır. Kesikli üretim sistemi, atölye tipi üretim ve parti üretim olmak üzere iki alt gruba ayrılabilir. Atölye tipi üretimde, tüketicinin zaman, tasarım, miktar ve kalite bakımından özel olarak belirlediği bir mamul üretilir. Parti üretim sistemi, özel bir siparişi veya sürekli bir talebi karşılamak için belli bir mamul grubunun belli miktarlarda üretilmesidir.
2.1.2.2.3.Proje Tipi Üretim : Özel projelerin üretiminde uygulanır. Bu üretim sistemi, bir tek büyük ölçekli üretimi gerçekleştirecek şekilde tasarlanmıştır. İşlerin hacmi geniştir. Üzerinde çalışılan proje tamamlandığında üretim sona erer ve başka bir projeye başlanır. Gemi yapımı, uzay taşıtları, uçak projeleri, köprü ve baraj yapımı, ar-ge çalışmaları proje tipi üretime örnek verilebilir.
2.1.2.3. Üretim Stratejilerinin Geliştirilmesi
İşletme amaçlarının gerçekleştirilmesi için üretim kaynaklarının uzun dönemde nasıl kullanılacağına ilişkin üretim stratejilerinin geliştirmesi gereklidir. İşletmelerin aşağıdaki konularda üretim stratejilerini belirlemesi gereklidir; Mal ve Hizmet Tasarımı: Mal ve hizmet tasarımı üretim sürecinin temel yapısını belirleyecektir. Maliyet, kalite, kaynak dağıtımı gibi kararlar tasarım kararına bağlı olarak belirlenir. Mal ve hizmet tasarımında siparişe göre ve standart tasarım olmak üzere iki temel seçenek vardır. Kalite: Tüketicinin kalite beklentileri belirlenmeli ve bu beklentileri gerçekleştirmek için kalite politikaları ve prosedürleri oluşturulmalıdır. Süreç ve Kapasite Kararları: Üretim sistemlerinde temel olarak ürüne yönelik ve sürece yönelik olmak üzere iki temel süreç yapısı vardır. Ürüne yönelik süreçlerde standart ürünler yüksek miktarlarda üretilir. Sürece yönelik sistemler ise ürün çeşitliliğinin fazla, üretim miktarının düşük olduğu üretim süreçleridir. Kapasite kararları işletme stratejilerinin başarısını doğrudan etkileyen kararlardır.
Kapasite kararlarını aşağıdaki unsurlar etkiler (Sheikh, 2003):
• Gelecekteki muhtemel talep miktarı
• Kapasite geliştirme maliyeti
• Teknolojik değişimlerin hızı ve maliyeti
• Rekabet durumu
Diğer taraftan kapasite ile kuruluş yeri arasında da önemli bir ilişki vardır.
Kuruluş Yeri Seçimi: Kuruluş yeri seçimi uzun dönemli ve işletmenin rekabet gücünü etkileyen stratejik bir yatırım kararıdır. Yer değiştirmenin yüksek maliyetli olması nedeniyle bir kez kuruluş yeri kararı verildikten ve tesisler kurulup çalışmaya başladıktan sonra yöneticiler genellikle bu kararların sonuçlarıyla uzun süre bir arada yaşamak zorundadır.
Tesis Yerleştirme: Tesis yerleştirme kararları, süreç içerisindeki malzeme akışı, verimlilik, işgücü seviyesi, stok ihtiyacı gibi unsurları etkilemektedir.
İş Tasarımı: İş gücü üretim sürecinin önemli bir parçasıdır. İş gücünün verimliliği sürecin verimliliğini dolayısıyla işletme stratejisinin başarısını etkiler. Bu nedenle iş gücünün verimliliğini ve motivasyonunu artıracak kararların alınması gereklidir.
Tedarik Zinciri Yönetimi: Verimli bir üretim için malzeme yönetimi hayati bir önem taşır. Bu anlamda etkili bir satın alma sistemi kurabilmek için tedarik zincirinin yönetimi sağlanmalıdır.
Stok Yönetimi: İşletmelerin rekabetçi stratejilerini sürdürebilmesi açısından stok yönetimi önemlidir. Stok kararları, tüketici memnuniyeti, tedarikçiler, üretim programlaması, iş gücü gibi unsurlar göz önüne alınarak optimize edilmeye çalışılır.
Üretim Programlama: Üretim sürecinin verimli ve etkili çalışabilmesi için doğru bir üretim programlamasının yapılması gerekir. Ayrıca iş gücü, malzeme, araç gereç gibi kaynaklar bu programı destekleyecek şekilde tahsis edilmelidir.
Bakım Kararları: Üretim sisteminin kesintisiz işleyebilmesi için bakım faaliyetlerinin zamanında ve doğru yapılması gereklidir.
2.1.3. FİNANSMAN FONKSİYONU
Finansman fonksiyonu, işletmenin temel fonksiyonlarından biridir. Çünkü işletmeler faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için nakit veya fon gibi bir takım finansal araçlara ihtiyaç duyarlar. İşletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve dolayısıyla amaçlarına ulaşabilmesi için söz konusu finansal araçların sağlanması finansman fonksiyonunun temel işlevidir. Finansman fonksiyonu yerine getirilirken, bir yandan işletmenin ihtiyaç duyduğu fonlar en uygun kaynaklardan en uygun zamanda karşılanabilmeli, diğer yandan işletmenin elde ettiği bu fonlar en etkin veya en karlı biçimde değerlendirilebilmelidir. Buna göre finansman fonksiyonunun kapsamını nakit ihtiyacının karşılanması ve bu nakitlerin en uygun bir şekilde kullanılması oluşturmaktadır. Bu anlamda finansman fonksiyonu, işletmenin ihtiyaç duyduğu fonların en uygun koşullarda sağlanması ve bu fonların en etkin bir biçimde kullanılması ile ilgili faaliyetler olarak tanımlanabilir (Şimşek, 2002).
2.1.3.1. Finansal Fon Tanımı
Finans kaynaklarından temin edilen fonların üç anlamı vardır. Bunlar sırasıyla (Aktepe, 2004):
1- Dar anlamda fon, nakit varlıklarını temsil eder.
2- İkinci anlamıyla fon, işletmelerin kısa süreli faaliyetlerinde kullanmak amacıyla ellerinde bulundurdukları varlıkları ifade eder. Bu varlıkların toplamına işletme sermayesi adı da verilir. Bu anlamıyla fon, işletmelerin para ve bir yıldan kısa sürede paraya çevrilebilir varlıklarından oluşur. Bunlar, kasa ve bankada bulundurulan para, stoklar, kısa vadeli alacaklar ve alacak senetleri, spekülasyon amacıyla elde bulundurulan hisse senetleri- tahvil gibi menkul değerler türündeki varlıklardır.
3- En geniş anlamıyla fon, işletmelerin faaliyetleri için tahsis ettiği tüm varlıklardan oluşur. Bunlar işletmedeki varlıkların tümünü kapsar ve işletme bilançosunun aktif tarafıyla temsil edilir.
2.1.4. PAZARLAMA FONKSİYONU
İşletmeler var olabilmek için tüketicilerinin istek ve ihtiyaçlarını karşılamak zorundadırlar. Söz konusu istek ve ihtiyaçlar tüketicinin istediği yerde, istediği miktarda ve fiyatta hazır olmalıdır. Aksi takdirde tüketici tatmini sağlanamayacaktır. İşletmelerde pazarlama fonksiyonu üretici ile tüketici arasında köprü görevi görerek tüketici tatmininin sağlanmasına yönelik faaliyetler içermektedir. Bu nedenle, günümüzün yoğun rekabet ortamında pazarlama faaliyetleri hayati bir öneme sahiptir. Pazarlama, işletme amaçlarına ulaşmayı sağlayacak mübadeleleri gerçekleştirmek üzere, ihtiyaç karşılayacak malların, hizmetlerin ve fikirlerin geliştirilmesi, fiyatlandırılması, tutundurulması ve dağıtımına ilişkin planlama ve uygulama süreci olarak tanımlanmaktadır (Mucuk,1998). Tanımdan pazarlama faaliyetlerinin sadece üretimden tüketiciye kadar bir süreçte olmayıp, üretim öncesinden tasarım aşamasından başlayıp satış sonrasına kadar devam eden bir süreç olduğu görülmektedir.
2.1.4.1.Pazarlamanın Kapsamı
Pazarlama kavramı, dar anlamda pazarlama faaliyetlerinin mal ve hizmetlerin üreticisinden tüketiciye ulaştırılmasını temin eden dağıtım yönünü ifade ederken geniş anlamda pazarlama kavramı ise tüketici ve toplumun tepki, istek ve arzularını ve ihtiyaçlarını takip ve tespit ederek yatırım ve üretim faaliyetlerinin yönlendirilmesi olayını ifade eder. Sonuç olarak pazarlama faaliyetleri hem toplum için hem de işletmeler için önem taşımaktadır. Toplum, pazarlama faaliyetleri sayesinde ihtiyaç duyduğu malı istediği yer, zaman ve fiyatta temin edebilmekte, işletmeler ise yatırım ve üretimlerini yaparken neyi, ne zaman, nerede ve kaça üretebileceklerini ve bunun için ne kadar yatırım yapacaklarını kolayca öğrenebilmektedirler (Ertürk, 2000) Fayda, tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını tatmin eden mal ve hizmetler olarak tanımlanabilir. Pazarlama fonksiyonunun yarattığı üç temel fayda vardır. Bu faydalar, zaman, yer ve mülkiyet faydası olarak gruplandırılabilir (Boone ve Kurts, 1999). Zaman faydası, tüketicilerin istediği mal ve hizmetin satın almak istedikleri zaman tüketiciye sunulduğunda yaratılan faydadır. Yer faydası, mal ve hizmetlerin tüketicilerin bulunduğu yere ulaştırılmasının sağladığı faydadır. Mülkiyet faydası, mal ve hizmetlerin üreticiden tüketicinin satın alması sonucu sağlanan faydadır.
2.1.4.2.Pazarlamanın Fonksiyonları
İşletmeler ürettikleri mal ve hizmetleri tüketicilere ulaştırmak için belirli bazı pazarlama fonksiyonlarına gereksinim duyarlar. Pazarlamanın belli başlı fonksiyonları aşağıdaki gibi belirtilebilir (Şimşek, 2002):
2.1.4.2.1. Değişim fonksiyonları :
• Satınalma: İmalatçılar, toplatancılar ve perakendeciler tarafından yerine getirilir.
• Satma: Talebin oluşturulması, alıcıların tesit edilmesi ile pazarlık ve mülkiyetin devrini ifade eder.
2.1.4.2.2. Fiziksel fonksiyonlar :
• Taşıma: Üretim yerlerinden tüketim yerlerine geçişi ifade eder.
• Depolama: Taşıma fonksiyonunu tamamlar.
2.1.4.2.3. Kolaylaştırıcı fonksiyonlar :
• Finans: Bununla işletmenin rekabet şansını artırmak gayesiyle işlemler kolaylaştırıcı ve çeşitli masraflar için gerekli olan paranın sağlanması ve yönetimi ifade edilir.
• Risk taşıma: Pazarlama faaliyetleri yürütülürken fiyat değişimleri, moda, bozulma, hırsızlık, borçluların ödeme güçlerini yitirmeleri v.b. riskler ortaya çıkabilir. Riskleri en aza indirmek için gerekli gayret gösterilmelidir.
• Standartlaştırma ve dereceleme: Standartlara uymayan çalışma neticesinde ortaya çıkan mallar pazarlama faaliyetlerine konu olmadan yok edilir, böylece pazarlama maliyetleri düşer. • Pazar bilgisi: Pazarlama faaliyetlerinin en etkin bir şekilde yürütülebilmesi pazar hakkında tam bilgi sahibi olunmasına bağlıdır.
Pazarlama Planlaması
Pazarlama faaliyetleri pazarlama planlaması ile başlar. Pazarlama planlamasında iki temel adım vardır. Bunlardan ilki Hedef Pazarın Belirlenmesi diğeri ise Pazarlama Karması’nın oluşturulmasıdır. Söz konusu pazarlama planı belli bir pazarlama çevresi göz önüne alınarak yapılmalıdır (Boone ve Kurts, 1999).
2.1.4.3.1. Hedef Pazarın Belirlemesi İşletme pazarda bulunan tüm tüketicilere cevap
veremeyeceğinden hangi pazar dilimine hitap edileceği belirlenip bu pazar dilimindeki tüketici istek ve ihtiyacına yönelik üretim ve pazarlama faaliyetleri yürütülmelidir.
2.1.4.3.2. Pazarlama Karması Bir pazarlama karması oluşturulurken ürün, fiyat,
dağıtım ve tutundurma olmak üzere dört unsur üzerinde karar verilmelidir. Ürün, tüketici istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak olan unsurlardır. Ürün kavramı içerisine ambalaj, ürün imajı, yeni ürün geliştirme, marka, ürün hayat seyri gibi konular girmektedir. Fiyat, bir ürün için belirlenen bedeldir. Pazarlama karmasının belirlenmesinde fiyat kararı doğru verilmesi gerekir. Fiyatın yüksek belirlenmesi durumunda tüketici ürünü satın almayacağı gibi, düşük fiyat durumunda işletmenin karlılığı düşecektir. Dağıtım, tüketicilerin istediği ürünlerin istediği miktarda ve istediği yerde bulunması için verilmesi gereken kararlardır. Burada fiziksel dağıtım ve dağıtım kanalları faaliyetleri planlanmalıdır. Tutundurma, tüketicilerin ürünleri satın alması için etkileme, ikna etme ve bilgilendirme faaliyetleridir. Tutundurma çabalarında kişisel satış, reklam, tanıtma ve satış geliştirme gibi çalışmalar yapılmaktadır.
2.2. İŞLETMELERDE DESTEK FONKSİYONLARI
İşletmenin destek fonksiyonları insan kaynakları, muhasebe, halka ilişkiler ve araştırma geliştirme fonksiyonu olmak üzere dört fonksiyondur.
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ FONKSİYONU
İnsan kaynağı işletmelerde hayati önem taşıyan bir unsurdur. Çünkü insan kaynağının verimli ve etkin yönetimi işletmenin amaçlarına ulaşmasını sağlamanın ön şartıdır. Bu nedenle insan kaynağının yönetiminde insan kaynağının seçimi, eğitimi ve ücret yönetimi gibi faaliyetler doğru bir şekilde yapılmalıdır. İnsan kaynakları yönetimi, örgütte rekabetçi üstünlükler yaratmak amacıyla gerekli insan kaynağının sağlanması, istihdamı ve geliştirilmesi ile ilgili politika oluşturma, planlama, örgütleme, yönlendirme ve denetleme faaliyetlerini içeren bir disiplindir. İnsan kaynakları yönetiminin temel görevi personelin hem verimliliğini hem de tatminini artıracak örgütsel çevreyi yaratmaktır (Yüksel ve diğerleri, 2003).
İnsan Kaynakları Yönetimi Fonksiyonunun Görevleri :
İnsan kaynakları yönetimi, işlevleri bir bütün altında ve sistem yaklaşımı ile yerine getirmektedir.
İş analizi yapar
İnsan gücü ihtiyacını saptar,
işe alma plan ve politikalarını belirler
kadrolama
yapar
• Gerek işletme içi ve gerekse işletme dışı insan gücü kaynaklarını inceleyerek işe girebilecekleri bulur, seçer ve işe alır.• İşletme içi ve işletme dışı kurslar ve hizmet içi eğitim seminerleri düzenlemek ve gerektiğinde çeşitli okullar, enstitüler veya araştırma kurumlarından yardım almak yoluyla eğitim faaliyetlerini gerçekleştirir • İşe alınan personelin işe alıştırılmasını sağlar • Maaş ve ücretlerin yönetimine ilişkin işleri yürütür ve iş değerlemesi yapar • Başarı değerlemesi işlevini yerine getirir • Personeli özendirme çalışmalarında bulunarak başarılı iş gören ve yöneticilerin ödüllendirilmesini sağlar • İşgörenin işten ayrılması, emeklilik, izin vb. işlemlerini yürütür • İşgören örgütleriyle, işçi sendikalarıyla, sosyal güvenlik kurumları, Çalışma Bakanlığı, sosyal faaliyet örgütleri vb. kurum ve kuruluşlarla ilişki içinde bulunup yeni yapılanmaları izler.
İnsan Kaynakları Planlaması
İnsan kaynağı planlaması, işletmenin gelecek dönemlerde ihtiyaç duyacağı insan kaynağının belirlenmesi ve bu ihtiyacın nasıl karşılanacağının saptanması sürecidir. İnsan kaynakları planlamasının yetersiz yapılması, işletme faaliyetleri yerine getirilirken insan kaynağı ihtiyacının ortaya çıkması ve dolayısıyla faaliyetlerin aksaması ve talebin karşılanamaması sonucu pazar payı kaybedilmesi ile sonuçlanabilir Geliştirilen işletme planları sonucu gelecekte gerçekleştirilecek faaliyetler ortaya konmaktadır. Bu faaliyetler için gerekli olan işgücünün talep ve arzının tahmin edilmesi planlamanın ilk aşamasıdır. Tahmin, işgücüne ilişkin talep tahmini ile başlar. Gelecek dönemlerde ne kadar işgücü gerekli olacağı tahmin edilir. Bu tahmin yapıldıktan sonra gerekli olan işgücünün arzı belirlenmeye çalışılacaktır. Söz konusu iş gücünün nerelerden, ne miktarda ve nasıl bulunacağı belirlenir.
İnsan kaynağı planlamasının sonraki aşaması iş analizidir. İş analizi, işletmede yerine getirilen işlerin nasıl yapılması gerektiğinin belirlenmesi sürecidir. Bu süreç içinde işin amacı, işin özellikleri, bu işin yapılması için gerekli olan nitelikler, nasıl yerine getirileceği gibi sorulara yanıt aranmaktadır. İş analizi yapılırken, iş tanımlamaları ve iş şartnameleri hazırlanır. İş tanımlaması, bir işin doğru bir şekilde yapılabilmesi için ne yapılması gerektiğinin, hangi şartlarda ve nasıl yapılması gerektiğinin belirlendiği süreçtir. İş şartnamesi, işletme içinde belli bir işi yapacak olan işgörende bulunması gereken öğrenim, iş tecrübesi, iş becerisi gibi özelliklerin belirlenmesi sürecidir. İş analizi süreci de bittikten sonra işe alma süreci başlar.
MUHASEBE FONKSİYONU
Tamamen veya kısmen mali karakterdeki ve para ile ifade edilebilen işlemlere ait anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayacak şekilde verilerin ilgili kaynaklardan toplanmasına, doğruluklarının saptanmasına, kaydedilmesine, tasnif edilmesine, raporlar halinde sunulmasına, analiz ve yorumlanmasına muhasebe adı verilir. Tanımın birinci kısmına göre muhasebenin temel fonksiyonu, para ile ifade edilen işletme faaliyetleri için sistematik bir kayıt tutmaktır. Tanımın ikinci ve üçüncü kısımları ise kaydedilen verilerin tasnif edilmesi ve rapor halinde sunulması fonksiyonlarını kapsamına alır. Gerçekte muhasebe yukarıda sayılan üç unsurdan çok daha kapsamlıdır. Muhasebenin asıl amacı, yaratılan bilgi ve verilerin kullanılmasıdır. Analiz ve yorumlama olarak tanımlanan bu aşama, muhasebe tanımının dördüncü kısmını meydana getirir (Tatar,1992)
Muhasebe Sistemleri :
Muhasebenin temel prensipleri hiçbir yerde değişmemekle birlikte değişik konularda faaliyet gösteren işletmelerde birbirinden farklı işlemler yapıldığı için bu işlemleri kaydetmek için farklı muhasebe çeşitleri geliştirilmiştir. Faaliyet konuları bakımından belli başlı muhasebe çeşitlerini şu şekilde sıralamak mümkündür (Ertürk, 2000) • Genel muhasebe • Maliyet muhasebesi • Banka muhasebesi • Sigorta muhasebesi • İnşaat muhasebesi • Otelcilik ve turizm muhasebesi • Ulaştırma muhasebesi • Şirketler muhasebesi • Yönetim muhasebesi • Devlet muhasebesi • Ortaklar muhasebesi
HALKLA İLİŞKİLER FONKSİYONU
Halkla ilişkiler, özel yada tüzel kişilerin belirlenmiş kitlelerle dürüst ve sağlam bağlar kurup geliştirerek onları olumlu inanç ve eylemlere yöneltmesi, tepkileri değerlendirerek tutumuna yön vermesi, böylece karşılıklı yarar sağlayan ilişkiler sürdürme yolundaki planlı çalışmaları kapsayan bir yöneticilik sanatıdır (Ertürk, 2000) Halkla ilişkiler fonksiyonunun özellikleri ve amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir (Can ve diğerleri, 2003): • Halkla ilişkiler, karşılıklı yarar sağlayıcı çabalara dayanmaktadır. Halka ilişkiler sonucu halka bazı bilgiler aktaran firma zamanla toplumdaki imajını olumlu yönde etkileyebilecektir • Halkla ilişkilere başvuran kişi yada kuruluşun sağladığı en önemli yararlar, karşı tarafın anlayışını, desteğini ve ilgisini kazanarak olumsuz gelişmeleri azaltmak ve yok etmektir . • Halkla ilişkiler faaliyetlerinin başarıya ulaşması için düzenli, programlı ve sürekli olarak yapılması gerekir • Halkla ilişkiler faaliyetleri sonucunda bir etkileşim yaratılmak istenmektedir
Halkla İlişkiler Fonksiyonunun Amaçları:
• Halkla ilişkiler yoluyla işletme ile doğrudan veya dolaylı ilgili tüm halk kesimlerine işletme ve faaliyetleri hakkında gerekli tüm bilgileri vererek onları aydınlatmak.
• Halk arasında işletme çalışanları ve yöneticileri hakkında var olan olumlu düşüncelerin daha da güçlenmesine çalışarak sevgi ve hoşgörü ortamının devamını sağlamak.
• Halkın, işletme ile olan ilişkilerinde sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmada en iyi ve çabuk yolların öğretilmesine çalışmak.
• Halkın arzu, düşünce ve sıkıntılarının saptanması yoluyla düzeltici önlemleri almak.
• Yasal ve benzeri düzenlemelerle getirilmiş olan kurallar ve yeni uygulama biçimlerini halk kesimlerine duyurmak.
• Halka, işletmeye ve çalışanlara faaliyetlerinde nasıl yardımcı ve destek olabileceklerini anlatmak.
İşletmeler sergi, fuar, çeşitli medya organlarındaki ilanlar, kültürel ve sportif olaylar, turnuvalar ve sponsorluk gibi araçlarla halka ilişkiler faaliyetlerini yerine getirmektedirler.
ARAŞTIRMA GELİŞTİRME(AR-GE) FONKSİYONU
Günümüzde artık Ar-Ge fonksiyonun önemi birçok işletme tarafında anlaşılmaya başlanmıştır. Çünkü yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda yapılan çeşitli araştırmalar sonucu elde edilen teknolojik buluş, yenilik ve geliştirmeler işletmelere rekabet avantajı sağlayarak karlılıklılarını artırmalarını sağlamaktadır. Ar-Ge, genel bir biçimde bilimsel ve teknik bilginin yeni uygulamalarda kullanımı olarak tanımlanabilir. Ar-Ge’nin iki temel unsurundan birincisi olan araştırma temel araştırma ve uygulamalı araştırma olmak üzere iki türe ayrılır. Temel araştırma, geniş ölçüde araştırmacının ilgi alanına kişisel arzusuna bağlı olup daha çok bilimsel amaçla yapılan araştırmadır. Uygulamalı araştırma, işletmelerin özellikle endüstri işletmelerinin büyük önem verdikleri ve gerçekleştirdikleri araştırma türüdür.
Burada tüm bilimsel çalışmalardan, temel araştırmalardan yararlanarak belirli ticari amaçlara yönelik olarak mamuller ve üretim süreçleri üzerinde yeni bilimsel ve teknik bilgi elde edilmesine yol açan araştırma söz konusudur. Uygulamalı araştırma ticari amaçlı bir çalışma söz konusu olduğundan elde ettiği sonuçlar patent konusu olabilmekte, böylece ulaştığı teknolojik yenilik uzunca bir süre ulusal ve uluslararası düzeyde yasal korunma hakkı elde etmektedir. Ar-Ge’nin diğer unsuru olan geliştirme ise, temel ve uygulamalı araştırma sonuçlarını, yani bilinenleri kullanmayı ve uygulamada daha iyi sonuçlar almayı amaçlar. Diğer bir deyişle, geliştirme çalışmalarında yeni bir buluş söz konusu değildir. Sadece her iki tür araştırma sonuçlarının malzemeler, mamuller, sistemler, üretim süreçleri ve hizmetlere dönüştürülmesi yolundaki faaliyetleri kapsar. Böylece geliştirme faaliyetleri araştırma faaliyetleri ile üretim faaliyetleri arasında köprü görevini yerine getirir.
3. İŞLETME VE ÇEVRESİ
İşletmeler ekonomik sistem içerisindeki belli bir sektöre bağlı olarak faaliyette bulunurlar. Faaliyetlerin sürdürülmesi sırasında, ekonomik sistem özellikleri ve sektörel çevre unsurları ile karşılıklı etkileşim içindedirler. Çevre unsurları, çeşitli kaynaklarda, çıkar grupları olarak da nitelenmektedir. İşletmelerin izleyecekleri politikalar, içinde bulundukları çevrenin koşullarına uygun olmalıdır.
İşletmelerin çevresini oluşturan gruplarla ilişkisi, onların beklentilerini karşılama ve faaliyetleri yoluyla onları etkileme biçiminde ortaya çıkar. Her işletme çevresindeki kişi veya kurumlara karşı sorumludur. Bu sorumluluğun gereği olarak bu kişilerin gereksinmelerini karşılamak zorundadır: Talep edilen mal ve hizmetleri üretmek, bunları talep edilen yerde (yer faydası yaratmak) ve talep edilen zamanda (zaman faydası yaratmak) sunmak, yasalara uymak, ekonomiye dinamizm katmak, istihdam yaratmak gibi.İlişkinin bu yönü, işletmenin çevreden etkilenmesini ifade eder. Buna karşılık, çevre unsurları da işletmelerin faaliyetlerinden ve uygulamalarından etkilenir: Yeni ürünleri kullanma alışkanlığı edinme, işletmelerarası rekabetin sonuçlarına katlanma gibi. İşletmelerle çevre unsurları arasındaki etkileşim, ilişkinin niteliğine göre farklılık gösterir. Aşağıda işletmeleri çevreleyen unsurların özelliklerini ve karşılıklı ilişkileri açıklayacağız.

Şekil 2. 3′de işletmelerin çevre ilişkileri iç ve dış çevre olarak ayrılmıştır. İç çevre unsurları, işletmeyi doğrudan etkileyen ve karşılığında işletme faaliyetlerinden doğrudan etkilenen unsurlardır. Yöneticiler, işletmenin iç çevresini, kararları ile doğrudan etkileme, şekillendirme ya da değiştirilebilme yetkisine sahiptir. İşletmelerin iç çevresinde yer alan temel unsurlar; sermaye sahipleri, yöneticiler, yönetilenler yani çalışanlar ve onlardan kaynaklanan yönetim biçimi ya da örgüt kültürüdür. İç çevrede yer alanların, işletmeye sağladığı katkıları karşılığında işletmeden beklentileri vardır.
Sermaye sahipleri, işletmenin özvarlığını sağlayan kişilerdir. Sermaye sahiplerinin öncelikle beklentisi kâr elde etmektir. İşletmenin geleceğinin güvence altına alınması, pazar payının arttırılması, yani yatırımlara girişmek, güç sahibi olmak ya da prestij kazanmak, sermaye sahiplerinin beklentileri arasındadır. Bu kişilerin işletmeye bağlılığı, beklentilerinin karşılanmasına bağlıdır.
İşletmelerde iç çevreyi oluşturan bir başka grup yönetici ve yönetilenlerin oluşturduğu personeldir. Bu grup, işletmenin amaçlarına ulaşması için düşünsel ve fiziksel çaba gösterir. Buna karşılık, en alt basamaktan tepe yönetime kadar personelin yani çalışanların birbiri ile örtüşen veya farklı beklentileri vardır. Doyurucu bir ücret daha iyi çalışma koşulları, sosyal ortam, gelecek güvencesi, yükselme olanakları, ödüllendirilme vb. unsurlar çalışanların işletmeden başlıca beklentileridir. Kalkınmışlık ve refah düzeyi yüksek olan ülkelerde;cinsiyet ayırımı gözetilmemesi, kreş ya da çocuk bakımı gibi konular da çalışanların temel beklentileri arasındadır. İşletmenin amaçlarına etkin biçimde katkı sağlanabilmesi, personelin beklentilerine karşılık verme düzeyi ile yakından bağlantılıdır.
İşletmelerin dış çevresinde; devlet ve yasalar, tüketiciler, toplum yapısı ve kültürü, rakipler, tedarikçi işletmeler, diğer işletmeler, fiziksel (doğal) çevre koşulları yer alır. Dış çevre unsurlarını; yasal-siyasal çevre, toplumsal ve kültürel çevre, ekonomik çevre ve fiziksel çevre olarak da gruplandırabiliriz. Uluslararası faaliyetleri olan işletmeler yukarıda sayılanlar dışında, uluslararası çevre koşulları ile çevrelenmiştir.
Devletin uygulamaları ve yasalar, işletmeleri çevreleyen önemli bir unsurdur. İşletmelerin faaliyetleri, yasaların çizdiği haklar ve sorumluluklar çerçevesinde sürdürülür. Devlet ile birey arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa, iş hukuku, idare hukuku işletmelerle bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen ticaret, borçlar. icra iflas hukuku işletmelerin sorumlulukları ile ilgili kuralları içerir: Çalışanların haklarının verilmesi, vergi vermek, iş güvenliğinin sağlanması vb. gibi. İşletmeler, yasal düzenlemelere uygun faaliyet göstermenin karşılığında devletin sağladığı çeşitli haklardan yararlanır; yatırım indirimi ya da vergi teşvikinden yararlanma, kredi olanakları vb. . gibi.
Tüketiciler, işletmelerin varlığını sürdürebilmesinde önemli bir etkendir. İşletmeler öncelikle hedef kitlenin ve genel olarak tüketicilerin beklentilerine karşılık vermek zorundadır. Mal ve hizmetlerin tüketicilerin tercih ettiği kalitede, zamanda, yerde ve onların ödeyebileceği fiyat üzerinden sunulması, pazarda pay edinmenin ve başarmanın ön koşuludur. Günümüzde tüketiciler, toplum için üretim yapan işletmeleri, üretim için üretim yapanlardan ayırma bilincine ulaşmıştır. Artık, tüketiciye gereksinme duyduğu ürünleri ulaştırmak tek başına yeterli değildir. Tüketici, kendi çıkarlarını gözetip, kendisine hem ürün özellikleri hem de servis açısından kalite sunan işletmelere yönelmektedir.
Bunların dışında, doğal çevrenin korunması, diğer işletmelerle ılımlı ilişkiler içinde olması, devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi tüketicilerin işletmelerde aradığı özelliklerdir. Tüketicilerin beklenti ve istekleri, toplumsal değerler, yaşam biçimi, gelenek ve inançlardan büyük ölçüde etkilenir. Özellikle uluslararası faaliyetleri olan işletmelerin; ürünlerini tasarlayıp, hazır hale getirip, pazara sunmadan önce toplum yapısını ve kültürünü iyi tanıması gerekir. Pazar araştırması, tüketici beklentilerine ve rakip işletmelerin uygulamalarına yönelik araştırmalar işletmelere, bu konuda gereksinme duydukları bilgileri sağlar.
Toplumsal çevreden, bir toplumun işletmelere bakış açısı, onlara ilişkin görüşleri anlaşılır. İşletmeyi kuşatan ve işletme ile doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan insanların demografik ve kültürel özellikleri toplumsal çevreyi belirler. Toplumu oluşturan bireylerin çoğunluğunca benimsenen kültürel değerler, o toplumun yaşam biçimini belirler. Yeme içme, eğlenme, barınma, çalışma, sağlık, iş ahlakı, çevrenin korunması gibi kavramlara ilişkin görüş ve davranışlar toplumsal kültürü oluşturur. İşletmeler toplumun yaşam biçimini, alışkanlıklarına, değerlerine uygun bir üretim ve faaliyet ortamı gerçekleştirmekle yükümlüdür.
Tüketici Hakları; İşletmelerin karar ve politikalarında, tüketicilerin istek ve gereksinimlerini dikkate almasını öngören bir kamuoyu hareketi olarak yaygınlaşmıştır. ABD Başkanlarından J.F. Kennedy, tüketici haklarını; bilgilenme, seçim yapma, güvenlik ve sesini duyurabilme olarak sıralamıştır. Bu konunun önemini kavramış olan işletmeler, tüketici şikayetlerini alabilmek için özel bir çaba gösterirler. Tüketicilerin örgütlenebildiği ülkelerde, tüketicilerin hakları yasalar yoluyla korunmaya çalışılır. Ülkemizde, Tüketicilerin Korunması Kanunu da bu amaca yöneliktir.
Rakipler, işletmelerin dikkatle izlenmesi gereken önemli bir başka dış çevre unsurudur. Rakipler, Pepsicola ve Coca-Cola örneğinde olduğu gibi aynı faaliyet dalında aynı hedef kitleye ürün sunan işletmelerdir. Rekabet; ürünün özelliği, satış koşulları, dağıtım, satış çabaları ya da diğer yan hizmetlerle ilgili olabilir. İşletmeler için rekabet üstünlüğü, bu ve benzeri konularda rakiplerden daha iyi olmak ya da farklı olmak demektir. Bunu sağlayabilmek için işletmeler, içinde bulunduğu sektörün genel yapısı yanı sıra; rakiplerin ürün, fiyat, satış, insan kaynakları politikalarını öğrenmeye çalışmalıdır. Ancak, rakip işletmelerin uygulamalarını aynen almak yerine, bunlar işletmenin kendi yapısına ve gereksinimlerine uyarlanmalıdır. Rakip durumunda olan işletmeler işbirliği içinde de olabilir. Çıkarları gereği anlaşarak, ilerideki ünitelerde açıklanacak olan kartel, tröst, konsorsiyum ya da holding gibi birleşmelere gidilebilir. Bu birleşmeler sayesinde işletmeler arasında finansal, teknolojik, örgütsel ya da hukuki anlaşmalar gerçekleşir. İşletmelerin bu noktadaki en büyük sorumluluğu, karşılıklı olarak yapılan anlaşma kurallarına ve etik ilkelere uygun davranmaktır.
İşletmelerin dış çevre unsurlarından bir başkası tedarikçilerdir. Tedarikçiler, işletmelere, üretim faaliyetleri için gerekli olan mal ve hizmetleri sağlarlar. Teknik donanım, ara mallar, işgücü, dağıtım, taşımacılık ve benzeri konularda katkı sağlayan bu kuruluşlarla olumlu ilişkiler içinde olunması, işletmelerin faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesinde önemli rol oynar. Ucuz, kalite standartlarına ve işletmenin beklentilerine uygun hizmet alabilmek için, tedarikçilerin çıkarlarının gözetilmesi önem kazanır.
Diğer işletmeler içinde, işletmeye kredi veren bankalar, finans kuruluşları da önemli yer tutar. Bu kurumlarla olumlu ilişkiler içinde olunması, işletmelerin parasal kaynak bulmasını kolaylaştırır. İşletmelerin bunlara karşı olan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi, parasal gereksinmelerinin her seferinde herhangi bir engel olmaksızın karşılanmasını sağlar.
Fiziksel çevre, genel anlamda yeryüzündeki doğal kaynaklardır. Bunlar, toprak, hava, su ve iklimdir. Bütün işletmeler çeşitli derecelerde bu kaynaklara bağımlıdır. İşletmelerin mallarını üretmek için kullandığı kaynakların çoğu fiziksel çevreden sağlanır. Bu kaynakların kullanımı, ekonomik yapıyla, hükümetlerin tutumuyla ve toplumun duyarlılığı ile yakından ilgilidir. Doğal kaynakların bilinçsizce kullanılıp yok edilmesi ve kullanımındaki çıkar ilişkileri işletmeler için de önemli sorunlar yaratır.
İşletmelerin, çevre unsurlarını ve bunların özelliklerini tanıması ne gibi yararlar sağlar?
Genç girişimciler örneğinde, işletmenin iç veya dış çevresinin fazla önemsenmediği sonucuna varıyoruz. Ortakların önemsediği tek konu, maliyetler ve kâr elde edilip edilemeyeceğidir. Teknik konularda, pazarın yapısı ve rakipleri hakkında ön araştırma yapılmamıştır. Hedef kitle tam olarak belirlenmediği için, önemli bir başka çevre unsuru olan radyo dinleyicileri ve bunlara bağlı olarak reklam verecek kesimin özellikleri de bilinmemektedir. Sonuçta, reklam gelirleri beklenenin çok altında gerçekleşmiştir.
Çevre unsurları, çıkar gruplarıdır.

3.1-İÇ ÇEVRE UNSURLARI;

A- Sermaye Sahipleri , İşletmenin öz varlığını sağlayan kişilerdir. Beklentileri kar elde etmektir.

B- Yöneticiler,

C- Çalışanlar, Yönetici ve çalışanlar fiziksel ve düşünsel çaba sarf ederler. İyi çalışma koşulları, ücret ve ödüllendirme beklerler.

3.2-DIŞ ÇEVRE UNSURLARI

A- Devletin Uygulamaları ve Yasalar, Devlet ile birey arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa, iş hukuku, idare hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku, icra-iflas hukuku sorumluluklarla ilgili şu kuralları içerir. Çalışanların hakları, vergi vermek, iş güvenliği gibi.

B- Tüketiciler, İşletmeler öncelikle hedef kitle olan tüketicilerin beklentilerine cevap vermek zorundadırlar. Pazarda pay edinmenin yolu kaliteli ve uygun fiyatlı mal sunumudur.

C- Toplumsal Çevre, Toplumun kültürel, demografik özellikleri, yaşam biçimi, yeme-içme alışkanlıkları gibi

D- Rakipler, Aynı faaliyet dalında aynı hedef kitleye ürün sunan işletmelerdir. İşletmeler rakiplerinin ürün, fiyat, satış, insan kaynakları politikalarını öğrenmeye çalışmalıdır.

E- Tedarikçiler, İşletmelere üretim faaliyetleri için mal ve hizmetleri sağlarlar. Tedarikçilerle iyi ilişkilerde bulunmak faaliyetlerin aksamamasını sağlar.

F- Diğer İşletmeler, İşletmeye kredi veren bankalar, finans kuruluşlarıdır.

G- Fiziksel Çevre, Yeryüzündeki doğal kaynaklardır. Toprak, hava, su ve iklim
4.İŞLETME KURULUŞU
4.1. İşletmelerin kurulma nedenleri:
Bağımsız çalışma isteği
Miras yoluyla işletme sahipliği
Yeni bir buluş veya fikri pazara sunma arzusu
Başka fırsatların yokluğu
Toplumsal itibar sağlama
Kazanç sağlama ve ülke ekonomisine katkıda bulunma
4.2. Kesin yatırım kararı almadan önce yapılacaklar:
4.2.1. Pazar Araştırması
Hedeflenen pazar ile ilgili bilgilerin doğru elde edilmesini, tasnifini, analizini ve yorumunu içeren tarafsız çalışmadır. Bu araştırmanın verileri iki türdür : Birincil ve İkincil veriler.
Pazar araştırmasının sağladığı yararlar :
Tüketicilerin ürün ve hizmet düzeyinden beklentileri
Tüketici gelir düzeyi, yaş ve cinsiyete bağlı satın alma davranışları
Yatırım tutarı ve ürün birim maliyeti
Rakip va aracı kuruluşlar hakkında bilgi
4.2.2. Proji yatırım düşüncesinin oluşturulması
Yatırım konusundaki alternatifler gözden geçirilerek bunlardan en ekonomik olanla işletmecilik faaliyetlerine başlanır.
İşletme açısından yatırım, ileride gelir sağlamak amacıyla yapılan her türlü yatırım harcamasıdır.
4..3. Kuruluş aşamaları
Fizibilite Raporu
1.Ekonomik Etüd
a. Pazar araştırması ve talep tahmini
b. İşletme büyüklüğünün ve kapasitesinin belirlenmesi
c. İşletmenin kuruluş yerinin seçimi
Teknik Etüd
İşletmenin kurulacağı arazinin seçimi
Üretimde kullanılacak teknolojinin seçimi
Kullanılacak makinelerin etüdü ve seçimi
Hammadde ve yardımcı malzemelerin etüd ve seçimi
Kullanılacak enerji türünün seçimi
Finansal Etüd
Yatırım tutarının hesaplanması
İşletmenin gelir ve gider tahminlerinin yapılması
Finansal kaynakların hesaplanması
İşletmenin karlılık durumuyla ilgili analizler
Hukuki Etüd
İşletmenin hukuki yapısının seçimi
Kuruluş ve üretim için gerekli izinlerin alınması için gereken yasal koşulların belirlenmesi
Yatırım Kararı
Kesin Proje
Yatırım
Üretime Geçiş
4.4. Kuruluş Yeri seçimi
• Kuruluş yeri: işletmenin üzerinde kurulacağı, yaşamı boyunca çalışmalarını sürdüreceği yerdir.
• İşletme stratejisi saptanırken, firma ne tür bir mal veya hizmet sunacağını ve hangi pazarın içinde rekabet edeceğini belirlemiştir.
• Ürün ve süreç tasarımı kararlarından sonra sıra kuruluş yerinin seçimine gelir.
• Kuruluş yeri seçimi uzun dönemli, stratejik kararlardandır. Uzun dönemli bir yatırım kararı olduğundan değiştirilmesi güç ve maliyetlidir.
Ancak yine de dinamik bir karardır.
Kuruluş yeri kararı; girdileri temin etme, üretim ve dağıtım maliyetlerini etkiler, dolayısıyla verimliliği etkiler.
• Kuruluş yeri, görüldüğü gibi, sabit maliyetleri, ve de değişken maliyetleri etkiler. Aynı zamanda gelir üzerinde de etkisi vardır.
• Örneğin ürün ve üretim tipine göre veya hizmet verilen yere göre ulaştırma maliyetleri (hammaddenin gelmesi ve tamamlanmış ürünün dağıtımı) satış fiyatının %25 ini oluşturabilir. Ulaştırma bunlardan sadece biridir. Ücretler, vergiler, kiralar, hammadde maliyeti vs….
Kuruluş yeri kararının, kapasite ve taleptahmini ile birlikte verilmesi gerekir.
• Özellikle hizmet işletmelerinde kuruluş yeri, talebi belirler. Kapasite ise talebe göre belirlenir. Bu nedenle kararların bir arada alınması gerekir.
Kuruluş yeri kararı sadece yeni kurulacak işletmelerde değil, bir tesisi kapatıp yeni bir yerde açma, tesis genişletme,yeni ürün üretme, işletmeye yeni bir bölüm ekleme gibi kararlarda da söz konusudur.
• Normalde periyodik olarak yer seçimi kararı gözden geçirilmelidir.
Tesis yeri seçimi aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı oluşabilir:
• Yeni bir tesis kurulması
• Yeni bir alana veya binaya taşınılması,
• Yeni ürün tasarımları veya mevcut ürünlerdeki önemli tasarım ve yönetim değişiklikleri, teknolojik yenilemeler,
• Bazı ürün üretimlerinden vazgeçilmesi,
• Yeni makine alımları,
• Ergonomik koşullardaki olumsuzluklar,
• Çevre koruma etmenlerinden kaynaklanan zorlamalar,
• Malzeme taşımalarının maliyetlerde ki etkisi,
• Ürün ve üretim kalite spesifikasyonlarının sağlanabilmesi.
Endüstriyel kuruluş yeri seçimi analizinde maliyetleri:
1.Girdi sağlama maliyetleri: hammadde, işgücü, enerji, doğal
kaynaklar vs..
2.Ürünün üretilmesi maliyeti: dönüştürme
3.Tüketiciye ulaştırma maliyetleri olarak grupland giderlerine, işgücü ve hammaddenin yeterli karşılanamamasına, rekabetsel ve finansal kayıplara yol açar.

En iyi yer işletme tipine göre değişir :
Endüstri işletmeleri : maliyeti minimize edecek yeri, Hizmet işletmeleri : karı maksimize edecek yeri seçmeye çalışırlar.
• Endüstri işletmeleri maliyete odaklanarak
maliyetleri düşürecek bir yeri, hizmet işletmeleri
ise gelire odaklanarak, satılacak miktarı
artıracak yeri belirlemeye çalışırlar.
• Sonuçta yararları maksimize edecek yeri ararlar.
4.4.1. Kuruluş Yerinin Seçimini Etkileyen Faktörler
Kuruluş yerinin seçimini etkileyen faktörler hem çok karmaşıktır , hem de birbirleriyle yakından ilgilidir. Belli bir yerde yapılan üretim veya pazarlama faaliyetine üstünlük sağlayan(özellikle maliyet üstünlükleri sağlayan) her şey kuruluş yeri faktörü olarak nitelendirilebilir. Seçimi etkileyen faktörler dikkate alınırken hammadde tedariği ile ürün satışı lojistiği ve ulaştırma maliyetleri hesaplanmakta ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve işletmenin rekabet üstünlüğünün artırılması ve karlılığının yükseltilmesi amaçlanmaktadır.
• İşletmelerin, üretim konusuna göre kuruluş yeri seçiminde bazı faktörlerin baskın rol oynadığı gözlenmektedir.
Maden işletmeleri:doğal kaynakların çıktığı yere bağlı iken,
tarım üretimi ile ilgili işletmeler:iklim ve coğrafyayı,
KOBİ’ler : pazarı,
Büyük kuruluşlar: yan sanayileri daha çok dikkate almaktadırlar.
Kuruluş yerinin seçimini etkileyen faktörleri 4 grupta toplayabiliriz :
• 1.Ekonomik Faktörler : Hammadde, enerji, işçilik,ulaştırma olanakları, arazi ve inşaat maliyetleri, pazara yakınlık, işgören sağlam kolaylıkları, altyapı ve hizmetlerin varlığı
• 2.Doğal Faktörler : İklim ve arazinin durumu, arazi yapısı, yüksekliği,ısı farklılıkları, yerin deprem kuşağında olup olmaması,nemlilik derecesi, hatta rüzgar durumu, karar vermede etkindir.
• 3.Sosyal Faktörler: Gürültü,hava kirliliği veya suya zarar vereceği gerekçesi ile toplumun direnişi, işletmenin yerinin seçimini etkileyebilir. Toplumun sağlığını, şehirlerin kuruluşunu ve gelişmelerini göz önüne tutmak gerekir
• 4.Psikolojik, Fizyolojik ve Politik faktörler : Girişimcinin, bir ülkenin belirli bir bölgesine duyduğu yakınlığın da kuruluş yerinin seçiminde rolü olabilir. Devlet, iktisadi ve sosyal yararlar sağlayacağı düşüncesiyle, işletmelerin belirli yerlerde kurulmasını öngörebilir veya işletmecilik bakımından kurulmaması gereken yerlerde işletmelerde kurulabilir.
Diğer bir gruplandırma ise kuruluş yeri seçimini etkileyen faktörleri 10 ana grupta toplamıştır: (Endütriyel gelişim dergisi-1960)
• Pazar
• İşgücü
• Malzeme ve hizmetler
• Ulaşım
• Hükümet ve yasama gücü ile organları
• Finansman
• Su ve atıkların yok edilmesi
• Enerji ve yakıt
• Toplumun özellikleri
• Bireysel faktörler
Bu ana sınıflandırma kendi içinde daha alt faktörlere bölünmüş ve sonuçta 753 değerlendirme faktörü elde edilmiştir. Benzer bir biçimde “Factory” dergisi , 1961 yılında 36 ana faktör ve 317 alt faktörlü bir liste önermiştir.
4.4.2. Kuruluş yeri seçimini dört aşamada inceleyebiliriz:
1. Ülke Seçimi (globalleşme)
Her şeyden önce işletmenin hangi ülke sınırları dahilinde olacağı düşünülmelidir. Globalleşen dünya ve çokuluslu şirket kimliğinin yaygınlaşması da bu soruna eğilme derecesinin artmasına neden olmuştur. • İnternet, e-mail, faks, video, hızlı teslim … Gibi yeni teknolojiler mesafenin önemini azaltmış, işletmelerin kuruluş yerlerini tüm dünya üzerinden seçebilme imkanı sağlamıştır. Bu nedenle kuruluş yeri seçilirken mesafe dışında faktörler kritik hale gelmiştir.
2. Coğrafi Bölge Seçimi
hammadde kaynaklarına yakınlık,
enerji ve yakıt kaynaklarındaki yoğunluk,
yan sanayi kuruluşları,
işgücü maliyeti,
pazara yakınlık, nakliye olanakları ve maliyetleri,
ulaşım olanakları,
faaliyetleri ve yaşantıyı etkileyecek iklim koşulları,
devlet teşvikleri ve kısıtlamaları gibi nicel ve nitel veriler birlikte değerlendirilir. Bu şekilde belirlenecek bir bölge içindeki tüm noktaların, bu bölge dışında kalan noktalar karşısında aynı üstünlüklere sahipoldukları kabul edilir.
“A.B.D. de 15 büyük firma arasında yapılan bir ankette; Yeni fabrikanızın kurulacağı bölgeyi saptarken hangi faktörlere ağırlık verirsiniz? sualine verilen cevapları 3 grupta toplamakmümkün olmuştur:
15 firmanın 14 ü mamulün pazar koşullarına birinci sırayı vermiştir.
Pazar koşullarını etkileyen iki neden ortaya çıkmıştır:
– Mamule olan talebin önemli oranda artması.
– Nüfus kayması dolayısı ile pazar dağılımının değişmesi.
15 firmanın 7 si maliyetleri düşürme zorunluluğuna ikinci faktör olarak yer vermiştir. Bunların 5 i mevcut tesislerin eskimesi yüzünden maliyetlerin arttığını ve yeni fabrikanın zorunlu olduğunu belirtmiştir. Aslında 13 firmanın ikinci sıraya koyduğu faktörün, dolaylı veya dolaysız olarak maliyetleri ilgilendirdiği anlaşılmıştır.
Önem sırasında üçüncülüğü alan faktör işçiliktir. Sadece 4 firma bölge seçiminde bu faktöre de ağırlık verdiklerini belirtmiştir. • Benzer bir araştırmanın ülkemizde yapılması halinde, yukarıdaki sıralamadan farklı bir durumla karşılaşılması mümkündür. Hatta aynı ülkede faktörlerin önem sıralamasının zamanla, çeşitli gelişmelerin etkisi altında sık sık yer değiştirmesi doğal sayılmalıdır.
3. Konum Yeri seçimi
Son aşama.Arsa seçimindeki faktörler ve aralarındaki ilişkiler açısından bölge seçimine göre daha karmaşık bir karardır. Bu seçimi yaparken arazi alanı ve arazinin direnci, topoğrafik yapısı, imar durumu gibi faktörler ve diğer işletmelerle bütünleşme olanağı, yan sanayinin durumu da incelenmelidir. Bu veriler değerlendirilerek işletmenin üzerine kurulacağı arsaya karar verilir.• Bölge seçiminde yapılan bir hatanın konum yeri seçimiyle düzeltilmesi mümkün değildir. Aslında bölge seçimi ekonomik bir sorun olup makro analiz gerektirir. Konum yeri seçimi bir mühendislik sorunu olup mikro/teknik analiz ile çözülür.
4.4.3. Kuruluş Yeri Seçim Yöntemleri
1. Karşılaştırmalı Yöntemler
– Maliyetlerin karşılaştırılması
– Karların ve Karlılıkların karşılaştırılması
2. Faktör karşılaştırma ve değerlendirme (puanlama yöntemi)
3. Sevkiyat-uzaklık modeli
4. Ağırlık merkezi yöntemi
5. Başabaş analizi
6. Doğrusal Programlama Modeli (ulaştırma modeli)
Karşılaştırmalı Yöntemler
– Maliyetlerin karşılaştırılması : Birim maliyetlerin hesaplanmasında, maliyet muhasebesinde kullanılan tahmini ve standart maliyet hesaplama usullerinden yararlanılır. Bu da maliyet karşılaştırmaya dayandığından, başka firmaları gerektirir Bu yolun en büyük güçlüğü, geçerli bir hesaplama yapabilmek için, aday kuruluş yerlerinde aynı mamulü üreten bir işletmenin varlığına ihtiyaç duyulmasıdır. Çünkü, maliyetlerin önceden somut biçimde tahmini son derece güçtür .
– Karları ve Karşılıkları karşılaştırma Yöntemi : en önemli sakınca : maliyet ve özellikle satış gelirlerinin isabetli şekilde tahmin etmenin zorluğu. Özellikle, istikrarsız dönemlerde karlılığa aday yerlere göre belirlemek, hemen hemen olanaksız hale gelir.
Faktör Karşılaştırma veya Puanlama Yöntemi : pek çok değişkeni aynı anda analize tabi tutarak, yalnız kuruluş yeri seçiminde değil pek çok işletme faaliyetinde karar aracı olarak kullanılmaktadır İlk olarak kuruluş yerini etkileyen faktörler bir liste halinde tespit edilir. Daha sonra, faktörlerin çeşitli yoğunluk dereceleri için bir sıralama yapılır. Ağırlıklar verilir. Her aday yerin her faktör için aldığı puanlar belirlenir. Sonraki aşamada, alınan puanlar, faktör ağırlıkları ile çarpılarak ağırlıklı puanlar bulunur. Tüm puanlar toplanarak her aday yerin aldığı toplam puanlar hesaplanır. En yüksek puanı alan yer tercih edilir. • Yönetimin derecelemesinde ve puanlamasında sübjektifliğin fazla oluşu, sakıncalı olarak kabul edilmektedir. Yararlı tarafı ise, basit ve uygulanabilir olmasıdır.
Sevkiyat –uzaklık modeli : kuruluş yeri alternatiflerini uzaklığa bağlı olarak değerlendiren bir yöntemdir.Modelin amacı toplam sevkiyat miktarının katedilen mesafe ile ağırlıklandırılmış değerini minimize edecek bir kuruluş yeri seçmektir. • Alternatif yerlerin karşılaştırılmasında, her alternatifin “ld” (load-distance)(sevkiyat-uzaklık) puanı hesaplanır. “ld” puanı, her sevkiyatın uzaklıkla çarpılması ve bulunan değerlerin toplanmasıyla bulunur. Amaç, büyük sevkiyatların mesafelerini azaltarak “ld” puanını mümkün olduğunca düşük tutmaktır
Ağırlık merkezi yöntemi : dağıtım maliyetlerini minimum kılacak dağıtım merkezinin yerini bulmada kullanılan matematiksel bir tekniktir. Yöntem genellikle perakendeci birimlere mal gönderen işletmeler tarafından kullanılır. İlk önce talep merkezleri koordinat sisteminde işaretlenir ve minimum dağıtım maliyeti oluşturan X ve Y koordinatları hesaplanır. Koordinat sisteminin merkezi (orjin) ve kullanılan ölçek standart değildir. Sadece göreceli olarak uzaklıkların orantılı bir şekilde temsil edilmesine dikkat edilir
Başa baş analizi : Ekonomik temele dayalı karşılaştırmalarda sadece gelir ve maliyetlerin göz önüne alınması yeterli olacaktır. Eğer ürünlerin fiyatı da kuruluş yerinden etkilenmiyorsa toplam gelirleri de analiz dışında bırakmakta sakınca olmaz. İşletmeler için tesis kurulurken karşılaşılan maliyetler sabit ve değişken maliyetler olmak üzere iki grupta toplanır. Arazi, inşaat için yapılan masraflar sabit maliyetler grubuna girerken; işçilik, hammadde gibi maliyetler de değişken maliyetler olarak adlandırılır. Her iki maliyet grubu da bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Bu yüzden farklı bölge seçim alternatifleri için bu maliyetleri hesaplamak ve kıyaslamak gerekecektir. Başabaş noktası nalizinde tüm maliyetler sabit ve değişken olarak gruplandırılır ve başabaş noktalarıhesaplanarak, hedeflenen üretim hacminde en düşük toplam maliyeti veren kuruluş yeri seçilir.
Doğrusal Programlama Modeli (ulaştırma modeli) : Ulaştırma modeli genellikle, hali hazırda faaliyet gösteren bir işletmeye yeni bir tesis eklenmesi durumunda kullanılır; ancak yeni bir sistemin kurulması durumunda da uygulanması mümkündür. Ulaştırma problemi, Doğrusal Programlama olarak bilinen problemlerin özel bir durumudur. Optimum çözüme ulaşmak için özel bir algoritmaya sahiptir.
5. İŞLETMELERİN SINIFLANDIRILMASI
İşletmeler çeşitli açılardan sınıflandırılır. Diğer bir deyişle, değişik esas veya ölçütlere göre değişik türde işletmelerden söz edilir. Örneğin, ekonomideki sektörlere dağılımlarına göre tarım, endüstri, hizmet işletmeleri; hukuki (yasal) yapılarına göre anonim, kollektif, adi ortaklıklar; büyüklüklerine göre büyük ve küçük işletmeler gibi.
İşletmeciliği iyi kavramak için çeşitli açılardan işletmelerin sınıflandırılmasını veya işletme türlerini bilmek gerekir.
Genellikle işletmeler yedi yönden sınıflandırılır:
1. Faaliyet Alanlarına (işlevlerine) göre,
2. Tüketicilerin (alıcıların) türüne göre,
3. Üretilen mal ve hizmet türüne göre,
4. Üretim faktörlerinin mülkiyetine göre (sahipliğine göre),
5. Büyüklüklerine göre,
6. Hukuki (yasal) yapılarına göre,
7. Birlikler (işletmelerin birleşmeleri)
5.1. Faaliyet Alanlarına Göre İşletmeler
Faaliyet alanlarına göre işletmeleri üç grupta sınıflandırmak ola*naklıdır:
1. Üretici işletmeler,
2. Hizmet işletmeleri,
3. Satıcı işletmeler veya pazarlama kurumları.
5.1.1- Üretici İşletmeler
Genellikle mal veya fiziksel ürün üreten tarım, inşaat ve sanayi sektörlerinde faaliyetlerini sürdüren işletmelerdir. Örneğin, domates, patates, buğday, pamuk gibi tarımsal ürünleri üreten işletmeler; yol, köprü, baraj, konut yapımı işleriyle uğraşan inşaat işletmeleri; her türlü tekstil ürünleri, demir-çelik, çimento, gübre, makina, buzdolabı radyo, televizyon, sabun, deterjan, kâğıt, kalem gibi dayanıklı ve dayanıksız malları üreten işletmeler bu gruba girer.
Endüstri işletmeleri, hammadde ve malzemeyi üretim sürecinde şekil, fiziki nitelik ve kimyasal özellik yönünden değişikliğe tabi tutarak yeni ve farklı mal haline dönüştüren işletmelerdir. Endüstri işletmelerinde faaliyetlerin yoğunlaştığı alan fabrikadır. Fabrika, bir üretim kuruluşu olarak bir çok üretim sürecini bir çatı altında toplar.
Etkin çalışma temposu sağlamak, düzenli çalışma alışkanlıkları yartmak, özel makine ve aletlerden yararlanma olanağı sağlamak bakımından fabrika, üretime yeni birçok olanak getirmiştir. İşgücü, makine ve diğer üretim öğeleri fabrika çatısı altında bir araya getirilir. İş bölümünden yararlanma ancak fabrika şeklinde üretimde mümkündür.
Fabrika halinde üretim modern endüstri işletmelerini belirleyen, temel bir özelliktir. Fabrikada çevreden alınan işgücü, hammadde ve enerji gibi girdiler işleme tabi tutulmakta ve tekrardan çevreye mal şekline dönüştürülüp verilmektedir.
Endüstri işletmeleri şunlar olabilir:
* Analitik Endüstriler: Bunlarda hammadde çeşitli kısımlara bölünür ve bu kısımlar farklı mamullerin üretiminde kullanılır. Burada tek hammadde, çok ürün söz konusudur.
* Sentetik Endüstriler: Senteze dayanırlar. Yeni mamulü meydana getirmek için hammadde parçalarını bir araya getirirler. Burada çok hammadde mamul haline gelinceye kadar değişik aşamalardan geçer.
* Hammaddeyi İşleme Tabi Tutan Endüstriler: Bunlar analitik olabilecekleri gibi, sentetik de olabilirler. Burada hammadde mamul haline gelinceye kadar değişik aşamalardan geçer.
* Montaj Endüstrileri: Burada pek çok parça bir bütünü meydana getirmek için bir araya getirilir.
* Entegre Endüstriler: Bunların çok değişik türleri vardır. Bir türünde, hem hammedde işleme tabi tutulmakta hem de fabrikasyon bir arada yürütülmektedir. Bir başka tür, hammadde de çıkarma, işlem ve fabrikasyonun birleştirildiği entegre endüstri türüdür.
5.1.2- Hizmet İşletmeleri
Bunlar bir hizmetin yerine getirilmesi veya hizmet üretimi ile uğraşan işletmelerdir. Örneğin, berber dükkânları, lokantalar, oteller; doktor, avukat, mali müşavir büroları; banka, sigorta şirketleri; taşıma ve depolama şirketleri; elektrik, havagazı, su ve sağlık hizmetlerini yürüten işletmeler gibi.
Hizmet işletmeleri, hizmet üretmek veya pazarlamak için faaliyette bulunan işletmelerdir. Bu işletmeler hizmet üretmek için üretim faktörlerini bir araya getirirler ve kar amacıyla kurulup işletilirler.
Kar amacıyla çalışan hizmet işletmelerinin çalışma alanına giren ticari hizmet konuları şunlardır:
* Konaklama hizmetleri
* Eğlence hizmetleri
* Bakım hizmeleri
* Özel sağlık hizmetleri
* Özel öğretim ve eğitim hizmetleri
* Danışmanlık hizmetleri
* Sigorta ve finansal hizmetler
* Taşıma ve iletişim hizmetleri

5.1.3- Satıcı İşletmeler (Pazarlama Kurumları)
Genellikle ticaret sektöründe çalışan toptancılık, yarı toptancılık ve perakendecilik yapan işletmelerdir. Bunlar çoğu kez üretici işletmelerin ve bazen de hizmet işletmelerinin mal ve hizmetlerini tüketicilere aktaran toptancı, yarı toptancı, perakendeci komisyoncu gibi pazarlama kurumlarından oluşurlar.
Ticaret işletmeleri, toptan ve perakende satış yapan işletmeleridir. Bunlar üretici ile tüketici arasında yer alan aracılardır. Üretim yapmazlar. Üreticiden satın aldıklarını satarlar.
Toptancının işlevi, malı üreticiden satın almak, perakendeciye satmak, malı depolamak, perakendeciye finansal yardım sağlamak, riski azaltmak ve pazar bilgisi vermektir.
Perakendecinin işlevi ise, malı toptancıdan satın almak, malı depolamak ve satış hizmeti sunmaktır.
Perakendeci işletmeler küçük veya büyük ölçekli olabilirler.
Küçük ölçekli perakendeci işletmeler, sadece gıda maddeleri satan mağazalar, özellikli mal satan mağazalar, küçük fiyatlı çok çeşitli malların satıldığı mağazalar ve genel mağazalardır. Genel mağazalar, bu tür mağazalarda stok devir hızı düşüktür. Hizmet sınırlı ve yavaştır. Genelde yönetimleri zayıftır.
Büyük ölçekli perakendeci işletmeler ise, departmanlı mağazalar, süper marketler ve zincir mağazalardır.
Departmanlı mağazalar çeşitli malın departmanlara göre örgütlenerek satıldığı büyük mağazalardır.
Süper marketler ise, self servis yöntemiyle gıda maddelerinin departmanlara göre örgütlenerek satıldığı büyük mağazalardır.
Zincir mağazalar da tek sahiplik altında bir merkezden yönetilen birbirine benzer iki ya da daha çok mağazadan oluşan mağazalar zinciridir. Bu mağazalar düşük kar mantığıyla çalışırlar. Merkezi satın alma yaptıkları ve bir bölgede tüm mağazalar için tek reklam programı uyguladıklarından faaliyet giderleri düşüktür. Düşük fiyat politikaları uyguladıklarından rekabet üstünlüğüne sahiptirler.

5.2. Tüketicilerin Türüne Göre İşletmeler
Tüketicilerin türüne göre işletmeler iki grupta toplanır:
1. En son (nihai) tüketiciler için mal ve hizmet üreten işletmeler,
2. Diğer işletmeler için mal ve hizmet üreten işletmeler.
Bir kısım işletmelerin ürettikleri malları, bizler veya aile üyeleri gibi en son tüketiciler alıp kullanırlar veya tüketirler. Örneğin, yiyecek, içecek maddeleri, giyim eşyası her türlü ev alet ve gereçleri gibi.
Bazı işletmeler ise, doğrudan doğruya en son tüketiciler yerine, diğer işletmelerin ihtiyaç duyduğu malları ve özellikle üretim mallarını üretirler. Örneğin, ayakkabı, tekstil ürünleri imalinde kullanılan ma-kinaları yapıp satan işletmeler, her türlü ev araç ve gereçlerin yapımında kullanılan makina ve tazgâhları imal eden işletmeler gibi.
Yukarıda belirtilen iki tür tüketicinin aynı malı satın aldıkları da görülür. Örnek olarak, buzdolabı, elektrik hem en son tüketiciler hem de öteki işletmeler tarafından satın alınabilir. İki tür tüketici de aynı tür telefon ve havagazı, su vb. hizmetlerden yararlanır. Böylece aynı işletme iki tür tüketiciye yönelik üretim yapmakla daha geniş bir paza*ra sahip olur.
5.3. Üretilen Mal ve Hizmet Türüne Göre İşletmeler
Üretilen mal ve hizmet türüne göre işletmeler, şu ana grup veya sektörlere ayrılarak da sınıflandırılabilir:
1. Tarım, ormancılık, avcılık ve balıkçılık işletmeleri,
2. Madencilik ve taş ocakları işletmeleri,
3. Sanayi ve endüstriyel işletmeler,
4. Ticaret işletmeleri, banka işletmeleri,
5. Taşıma ve depolama işletmeleri,
6. Hizmet işletmeleri gibi.
Yukarıda sınıflanan gruplar da tekrar alt gruplara ayrılabilirler. Örneğin, endüstriyel işletmeler kendi aralarında gıda maddeleri
işletmeleri, dokuma sanayi işletmeleri, madeni eşya imal eden işletmeler gibi. Hizmet işletmeleri arasında sağlık kuruluşları, yasal hizmetleri sunan işletmeler, dükkânlar, lokantalar sayılabilir.
5.4. Üretim Faktörlerinin Mülkiyetine Göre işletmeler
İşletmelerin mülkiyet açısından sınıflandırılmasının dayandığı ölçüt, işletme üretim faktörlerinin ve özellikle sermayesinin özel kay*naklardan veya kamusal kaynaklardan yada karma bir biçimde hem özel hem de kamu kaynaklarından sağlanmasıdır. Bu sınıfa giren işletmeler 3 grupta toplanabilir.
1. Özel işletmeler,
2. Kamu İşletmeleri,
3. Karma İşletmeler,
4. Yabancı Sermayeli İşletmeler
5.4.1- Özel İşletmeler
Genellikle sermayesinin tamamı veya büyük bir bölümü özel kişilere ait olan işletmelerdir. Özel işletmelere günlük yaşamımızda karşılaşılan çok değişik örnekler verilebilir. Bir çiftlik, bir ayakkabı veya giysi mağazası, bir torna atölyesi, Yapı Kredi Bankası, Koç Holding özel sektöre mensup veya özel işletmelerdir. Ülkemizde özel işletmeler hemen hemen her sektöre dağıtılmış, ulusal gelirin büyük bir bölümünü üreten, kamu işletmelerine göre nisbeten küçük hacimli, fakat sayıları çok olan işletmelerdir.
5.4.2- Kamu İşletmeleri (KİT’ler)
Sermayelerinin tamamı veya büyük bir kısmı kamu tüzel kişilerine ait olan işletmelerdir. Kamu işletmelerine örnek olarak Eti-bank, Sümerbank, Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri ve Türkiye Kömür İşletmelerini verebiliriz. Kamu işletmelerinin toplam sayısı azdır ve daha ziyade endüstriyel üretim alanında faaliyet gösterirler. Ülkemiz açısından büyük önem taşıyan kamu işletmelerinde mülkiyet devlet özel idare veya belediye gibi kamu kurumlarına aittir. Kamu işletmeleri, toplumun kültürel ve sağlık gereksinimlerini karşılamak veya ülkedeki iktisadi faaliyetleri düzenlemek için kurulurlar.
Türk ekonomisinde “Kamu İktisadi Teşebbüsleri” yada kısaca “KİT” ler olarak bilinen ve uzun süredir varlıklarını sürdüren kamu işletmeleri önemli bir yer tutmaktadır. Ülkemizdeki KİT ler, “Kamu İktisadı Kuruluşları (KİK)” ile “İktisadi Devlet Teşekkülleri (IDT)” nin ortak adıdır. Nitekim 1984 yılına kadar sa*dece İktisadi Devlet Teşekkülleri (IDT) olarak bilinen kuruluşlar 8.6.1994 tarih ve 233 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile yeniden düzenlenerek Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT ler) olarak tanımlanmış, bunlarda İktisadi Devlet Teşekkülleri (IDT) ve Kamu İktisadi Kuru*luşları (KİK) diye iki gruba ayrılmıştır.
İktisadi Devlet Teşekkülleri, sermayelerinin tamamı dev*lete ait, iktisadi alanda tamamen ticari esaslara göre faaliyet gösteren kamu iktisadi teşebbüsleridir. IDT’leri ticari esaslara göre faaliyette bulunurlar ve bunlar için kârlılık önde gelir. Ülkemizde halen faaliyette bulunan bazı iktisadi devlet teşekkülleri şunlardır: Türkiye Kalkınma Bankası, TC Ziraat Bankası, Halk Bankası, Sümerbank, Etibank, Türkiye Emlak Bankası A.Ş., Türkiye Seliloz ve Kağıt Fabrikaları (SEKA), Türkiye Çimento ve Toprak Sanayi T.A.Ş. (ÇİTOSAN), Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri, Türkiye Petrolleri Anonim Or*taklığı (TPAO), Petkim Petrokimya, A.Ş., Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (Azot Sanayii A.Ş.), Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Devlet Mal*zeme Ofisi (DMO), Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRK-ŞEKER), Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Et ve Balık Kurumu (EBK), Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK), Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (SEK), Yem Sanayi A.Ş. Orman Ürünleri Kurumu (ORÜS), Türkiye Gemi Sanayi A.Ş., Türkiye Demirci*lik İşletmeleri (TDİ).
Kamu iktisadi Kuruluşları (KİK ler), ise, sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsleridir. Bu kuruluşların asıl amacı, kamu hizmeti yönü ağır ba*san faaliyetleri yürütmek ve görevlerini yerine getirirken sosyal fay*da yaratmayı ön planda tutmaktır. Mevcut durumda Türkiye’de faaliyette bulunan başlıca KİK’ler şunlardır: Türkiye Elektrik Kurumu (TEK), TC Devlet Demiryolları İşletmeleri (TCDD), TC Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi (PTT), Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMI), Türk Hava Yolları A.O. (THY), Çay İşletmeleri (ÇAY-KUR), Tekel İşletmeleri (TEKEL), Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Savunma Donatım İşletmeleri Genel Müdürlüğü,
Kamu işletmelerinin kurulmasını gerektiren başlıca nedenleri kısaca şöyle sıralayabiliriz:
a) Kamu işletmeleri ekonomik yaşamın günden güne gelişmesinin, sosyal devlet anlayışının anayasalarca da kabul edilmiş olmasının, böylece devletin politik bir örgüt olduğu kadar ekonomik ve sosyal bir Örgüt durumuna gelerek bir çok görevleri yüklenmiş olmasının sonucu*dur. Bu nedenle, özellikle Cumhuriyet döneminin kuruluş yıllarından başlayarak günümüze kadar Devlet, ekonomik yaşama ciddi bir şekilde müdahale etmiş ve kamu yararı açısından birçok işletmelere sahip ol*mak zorunluluğunu hissetmiştir. Ancak son yıllarda Devlet bu işlevini özelleştirme hareketi ile özel sektöre devir etme eylemine girmiş bu*lunmaktadır.
b)Her ekonomik alanda bir kâr garantisi yoktur. Özel sektör kâr garantisi olmayan yerde faaliyette bulunamaz. Oysa devlet politik ve kamu ihtiyaçları yönünden kârlı olmayan alanlarda da faaliyet göstermek zorundadır.
c) Nihayet geri kalmış yeterli sermayeye sahip bulunmayan
ülkelerde devlet, gelişmeyi hızlandırmak, özel sektöre önderlik yapmak, ihtiyaçları yönünden kârlı olmayan alanlarda da faaliyet göstermek durumunda kalmıştır.
Türkiye’de kamu işletmeleri hukuki yapıları açısından aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
1. Genel bütçeli idarelere (dairelere) bağlı işletmeler,
2. Katma bütçeli idarelere bağlı işletmeler,
3. Özerk bütçeli devlet işletmeleri (kuruluşları),
4. Yerel idarelere ait (özel bütçeli) işletmeler,
5. Müessese, bağlı ortaklık ve iştirakler.
Yukarıdaki işletme türlerini ele almadan önce sınıflamamada söz konusu bütçe türlerini açıklamak yararlı olacaktır. Makro açıdan bütçe türleri: Genel Bütçe, Katma Bütçe, Özel Bütçeler, Özerk Bütçeler ve Konsolide Bütçeler diye 5 grupta sınıflandırılabilir (1).
Genel Bütçe, bir devletin gelecek döneme ilişkin gelir ve gider kalemlerini gösteren ve bunların yürütülmesine izin veren bir tasarruf ya da belge olarak tanımlanabilir (2). Genel Bütçedeki gelirler, büyük ölçüde devletin topladığı vergi gelirlerinden ve kısmende alınan borçlardan oluşur. Bu gelirler Hazine tarafından toplanır ve bunların tahsisi de yine Hazine tarafından yapılır.
Kamu kesiminde yarı kamusal mal üreten yada hizmet veren bazı kuruluşların bütçeleri genel bütçeden ayrılır. İşte giderlerinin bir kısmı hizmetleri kullananlar yada yararlananlardan alınan ücret, fiyat, harç biçimindeki özel gelirlerle; diğer bir kısmı da, genel bütçeden yapılan ve “Hazine Yardımı” denen kaynaklarla karşılanan bütçelere katma bütçe ve bu tür bütçeye sahip olan idarelere de katma bütçeli idare denir. Katma bütçeli idarelerin gelirleri giderlerinden fazla olduğu za*man öz gelir fonları genel bütçeye aktarılır; öz gelirler yetmediği takdirde de, hizmetin gerçekleşmesi için gereken ödenek, genel bütçedeki Hazine yardımı denen kaynakla karşılanır. Türkiye’de “Devlet Bütçesi” denilince, genel ve katma bütçelerin genel toplamı anlaşılmaktadır. Genel ve katma bütçe rakamlarının toplanmak suretiyle oluşturulan bütçeye konsolide bütçe denilmektedir. Katma bütçeli idareler, sun*dukları mal ve hizmet karşılığı olan kendi özel gelirlerinden başka, ha*zineden yardım alan kuruluşlar olduğu için, konsolide bütçelerin kesin rakamları, ancak genel toplamdan “Hazine Yardımları” çıkarıldıktan sonra belli olmaktadır.
Katma bütçeli idareler dışında bazı kamu kuruluşlarının bütçeleri sunduğu hizmetlerin niteliği yada yönetim özelliği nedeniyle genel bütçe dışında yapılır. Bu kuruluş bütçeleri özerk ve özel bütçeler olmak üzere ikiye ayrılır.

a- Genel Bütçeli idarelere Bağlı İşletmeler
Genel Bütçeli idareler, tamamen kamusal mal ve hizmet üreten kuruluşlardır. Bunların verdiği hizmetler, tümüyle kamu finansmanı, yani vergiler ve kısmen de borçlanma yolu ile karşılanır. Genel Bütçeli İdareler arasında T.B.M.M., Cumhurbaşkanlığı, Sayıştay Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Başbakanlık, Danıştay ve Yargıtay Başkanlığı, DPT, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, DİE, Diyanet İşleri Başkanlığı ve tüm Bakanlıklar sayılabilir.www.bakteri.org
Yukarıda sözü edilen bazı genel bütçeli idarelere bağlı gerek eğitim, sağlık, tarım gibi kamu hizmetleri veren ve gerekse ticari ve sınai faaliyette bulunan bir takım işletmeler vardır. Bunlar, döner sermayeli işletmeler ve döner sermayesiz işletmeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Genel bütçeli idareler içinde Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı meslek okulları, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı hastaneler, Adalet Bakanlığına bağlı cezaevle*ri, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı tarımsal işletmeler ve haralar. Maliye Bakanlığına bağlı Darphane ve Damga Matbaası döner sermayeli işletmelerdir. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Devlet Mat*baası genel bütçeye dahil döner sermayesiz bir işletmedir.
Burada döner sermaye; asıl görevi kamusal hizmet sunmak olan bir kamu işletmesine, piyasada gelir getirebilen bir ek faaliyette bulu*nabilmesi için, genel bütçeden tahsis edilen ödenek veya fon anlamına gelir. Örneğin asıl görevi eğitim-öğretim yapmak olan bir meslek oku*luna, eğitim ve öğretimden arta kalan zamanda diğer kamu kuru*luşlarına veya piyasaya kendi konularında bir bedel karşılığı iş yapa*bilmesi ve dolayısıyla ilave gelir sağlayabilmesi için genel bütçeden verilen fon (ödenek) bir döner sermayedir. Asıl görevi kamuya ücretsiz sağlık hizmeti vermek olan bir Devlet Hastanesine, ayrıca bir ücret ve bedel karşılığı poliklinik ve tedavi hizmeti verebilmesi ve do*layısıyla ek gelir sağlayabilmesi için verilen ödenek yine bir döner sermaye örneğidir.
Döner sermayelerin kullanım alanı sınırlıdır. Nitekim döner ser*maye ödeneği, sadece hammadde, yardımcı madde, malzeme ve işçilik gibi değişken giderleri karşılamak amacıyla verilir. Alınan bu ödeneğin işletilmesi sonucu elde edilen gelirler, yeniden aynı iş için kullanılır. Faaliyet sonucu elde edilen kâr döner sermaye ödeneğini veren kuruluş bütçesine gelir olarak yazılır.
b- Katma Bütçeli İdarelere Bağlı İşletmeler
Yarı kamusal mal ve hizmet üreten katma bütçeli idare veya ku*ruluşlar, niteliklerine göre (1) ekonomik nitelikli olanlar ve olmayanlar ve (2) döner sermayeli olanlar ve olmayanlar diye iki grupta sınıflandırılabilir (1),
Ekonomik bir niteliğe sahip olan katma bütçeli idare yada kuru*luşlar arasında Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Petrol İşleri Genel Müdürlüğü ve Telsiz Genel Müdürlüğü, sayılabilir. Öte yandan ekonomik niteliği ol*mayan fakat sosyal ve kültürel hizmetleri sunmayı amaçlayan katma bütçeli kuruluşlar arasında da Tarım’ Reformu Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel müdürlüğü, Gençlik ve Spor Genel müdürlüğü, Köy Hiz*metleri Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, YÖK ve tüm kamu üniversiteleri sayılabilir.
Ekonomik nitelikli katma bütçeli idarelerin tümü döner sermayeli kuruluşlardır. Öte yandan ekonomik nitelik taşımayan, yani kültürel ve sosyal yönü ağır basan katma bütçeli idarelerin bir kısmı döner ser*mayeli, bazıları da döner sermayesiz kuruluşlardır. Örneğin tüm üniversiteler döner sermayeli kuruluşlar olmasına karşın, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü döner sermayesiz bir kuruluştur.
Katma bütçeli idareler bir bakanlığa bağımlıdırlar. Ancak ayrı tüzel kişilikleri vardır. Bu idarelerin her birinde, Maliye Bakanlığı’nca kurulmuş bir Bütçe Dairesi Başkanlığı bulunmaktadır. Bu idareler, ken*di bütçelerini hazırlarken, Bütçe Dairesi Başkanlığından yardım alırlar.
Katma bütçeli idarelere bağlı bir çok işletmeler vardır, bunlar genellikle bağlı bulundukları idare veya kuruluştan döner sermaye ala*rak çalışırlar. Bunlar arasında üniversite hastaneleri ile Orman Genel Müdürlüğüne bağlı orman işletmeleri en büyük ağırlığı oluşturmaktadır.
c- Özerk Bütçeli Devlet İşletmeleri (Kuruluşları)
Devletin tekeline aldığı belirli kamu hizmetlerinin yönetimi, Dev*let bütçesi dışında özerk bütçelerle yürütülür. Örneğin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu (TRT) ve TC Merkez Bankası, kendi özel kanunları ve özellikleri gereği, genel ve katma bütçelerin dışında bırakılan, fakat KİT’leri düzenleyen 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına da alınmayan özerk bütçeli kuruluşlardır.
Anayasal bir kuruluş olan TRT yönetiminin, tarafsız bir kamu tüzel kişiliğine sahip olması gerekmektedir. Bu kurumun yönetim ve denetiminde, yönetim organlarının oluşturulmasında tarafsızlık ilke*sine uyulması belirtilmiştir. Bu nedenle söz konusu kuruma bazı gelir*leri toplama yetkisi verilmiş ve devlet bütçesine giren bakanlık ve ku*rumların dışında özerk bir yönetime ve bütçeye kavuşturulmuştur. Aynı mantıkla para ve kredi politikasını yürütmek görevini üstlenen ve Türkiye’de banknot ihracı imtiyazını elinde bulunduran TC Merkez Ban*kası da, söz konusu tekelci görev ve yetkileri dolayısıyla, özerk bir yönetime ve bütçeye sahip bulunmaktadır. Banka, sermaye ve döviz piyasaları üzerinde düzenleme yetkisini kullanmakta ve yaptığı ban*kacılık işlemleri aracılığı ile özel tekelci gelir elde etmektedir.www.bakteri.org
Ülkemizde özel kanunlara göre kurulan, özerk ve tüzel kişiliği olan diğer bazı özerk bütçeli kuruluşlar şunlardır: Türk Standartlar Enstitüsü (TSE), Milli Prodüktivite Merkezi (MPM). Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü, Sosyal Sigortalar Genel müdürlüğü (SSK).
d- Mahalli İdarelere Ait (Özel Bütçeli) İşletmeler
Bugün tüm ülkelerde, devletin yanında kamusal hizmetleri yerine getirmek üzere “Mahalli İdareler (yerel yönetimler)” demlen il özel idare belediye ve köy teşkilatları kurulmuş bulunmaktadır. Mahalli idarelerin yapmakla görevli olduklar, ilköğretim, sosyal ve mahalli güvenlik sağlık ve ekonomik hizmetler, mahalli yerleşim alanlarının yapım, ve bakımı, aydınlatma, .sıtma, temizlik ve itfaiye g.b. kamu hizmetleri vardır. Bu idarelerin kendilerinden beklenen hizmetleri yürütebilmeleri için gelirlere ihtiyaç vardır; bu nedenle devlet bütçesi ile değil, kendi bütçe olanaklarına göre hizmet götürürler. İşte yerel gider ve gelirleri kapsayan bütçelere “Özel Bütçe” veya “Mahalli İdareler Bütçesi” yerel bütçeli kuruluşlara da Özel Bütçeli veya Mahal*li Kuruluşlar veya İşletmeler denir. Özel bütçeli işletmelere örnek ola*rak belediyelerce kurulup işletilen su, havagazı, elektrik, satış mağazaları ve kent içi ulaştırma işletmelerini verebiliriz.
Müessese
Sermayesinin tamamı bir iktisadi Devlet Teşekkülü yada Kamu iktisadi Kuruluşlarına ait olan işletme veya işletmeler topluluğudur. Tüzel kişiliğe sahip olan müesseseler, KİT’lerin temel özelliklerine sahiptir. Devlet bütçe rejimi dışında yönetilir, yönetim ve denetimler, dışında özel hukuk hükümlerine tabidir.
Bağlı Ortaklık
Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası IDT yada KİK’na ait olan işletme ya da isletmeler topluluğundan oluşan anonim şirketlerdir.
İştirakler
KİT’lerin veya bağlı ortaklıklarının sermayelerinin en az yüzde onbeşine en fazla yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketlerdir. 1986 yılında, Yüksek Planlama Kurulu. KİT iştiraklerine en az yüzde onbeş ve en fazla yüzde yirmibeş sınırını getirmiştir.www.bakteri.org
5.4.3- Karma İşletmeler
Karma işletmeler, özel kişiler ile kamu tüzel kişilerinin birlikte kurduklar, işletmelerdir. Bu işletmelere örnek olarak T.C. Merkez Ban*kası, Türk Ticaret Bankası, Migros. Türk Ticaret A.Ş. ve Çukurova Elektrik Türk A.Ş.’ni verebiliriz. Bayer gibi yabancı sermayeli firmalara rastlamak mümkündür. Öte yandan, hizmet sektöründe başta ticaret, otelcilik, banka ve sigor*tacılık olmak üzere çeşitli alanlarda yine Uluslararası Endüstri ve Ti*caret Bankası, Birleşik Yatırım Bankası, Arap-Türk Bankası, Citibank. Koç-Amerikan Bankası, AGF Garanti Sigorta, P.F-.’A. Sigorta, Şark Sigorta, Ankara Enternasyonel Otelcilik A.Ş., izmir Enternasyonel Otelcilik A.Ş., Akdeniz Yatırım Holding A.Ş. ve General Elektrik CGR gibi birçok yabancı sermayeli işletme vardır.
Ülkemizde yatırım yapan yabancı sermayeli şirketlerin 1992 yılı sonu itibarıyla sayısal dağılımına bakıldığında; hizmetler sektörü 1552 firma ile ilk sırayı alırken, bu sektörü sırayla 677 firma ile imalat, 65 firma ile tarım ve 37 firma ile madencilik sektörü izlemektedir
Yabancı sermayeli işletmelerin çok azında yüzde 100 yabancı sermaye olmakla beraber, büyük çoğunluğunun kamu ve özel kesimden şirket birleşmeleri (şirket evlilikleri) şeklinde yerli ortaklara sahip olduğunu görmekteyiz. Yerli ortaklar arasında Sabancı Holding, Koç Holding, Eczacıbaşı ve Yaşar Holding gibi ülkemizin önde gelen kuruluşları sayılabilir.
Türkiye’ye gelen ÇUŞ’ların dörtte üçü başta Hollanda, Almanya, Fransa, İsviçre, İngiltere ve İtalya olmak üzere Avrupa kıtası ülkelerinden; ABD ve Japonya gibi gelişmiş sanayi ülkelerindendir. Türkiye’deki toplam yabancı sermaye yatırımlarının % 50’den fazlası AB ülkelerine ve yaklaşık % 20’si de ABD’ne aittir.
5.5.BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE İŞLETMELER
5.5.1. Büyümenin Önemi ve Yararları
Dinamik işletme kavramı sürekli ve dengeli büyüyen işletmeler için kullanılır. Eğer bir işletme büyümüyorsa gerileyen bir işletme olarak tanımlanabilir. İşletmeler arasında ezici ve acımasız bir rekabetin varlığı, onları hızlı bir büyümeye iter. Bu yapısıyla büyüme sadece üretim artışları sonucu ortaya çıkan doğal bir gerçek olmayıp, aynı zamanda ekonomik koşulların bir gereğidir. Büyümenin işletme için en uygun bir hızda ve boyutlarda gerçekleşmesi gerektiği unutulmamalıdır. Büyümek bir sağlık belirtisi olmakla birlikte aşırı beslenen bir çocuğun karşılaşacağı sorunlara benzer bir takım güçlükler gereğinden çok büyüyen işletmelerde de görülür. Büyümesini sağlayamayan işletmelerin giderek küçüldükleri ve eridikleri izlenir. Bu tür işletmeler yüksek maliyetle ve düşük üretim kapasitesiyle çalışmak zorunda kalacaklarından zamanla varlıklarını sürdürme gücünü yitirerek ölüme ve kapanmaya mahkum olurlar. Optimal büyüklük, işletmenin ekonomik, fiziksel ve sosyal varlıkları ve gücü göz önüne alınarak üretim ve satışların en iyi düzeyde gerçekleştirildiği en uygun büyüklük noktasıdır. İşletme optimal büyüklüğün gerisinde ya da ilerisinde olduğu zaman çeşitli sıkıntılarla ve darboğazlarla karşılaşır.
5.5.2. Büyüklük Ölçütleri
Henüz işletmecilerin üzerinde anlaşmaya vardığı ve her işletmeye uygulanabilir, kesin ve standart bir ölçüt geliştirilmiş değildir. Genelde büyüklüğün saptanması amacıyla niceliksel ve niteliksel ölçütler kullanılır.
5.5.2.1. Niceliksel (Kantitatif) Büyüklük Ölçütleri
* Sermaye miktarı,
* Üretim kapasitesi,
* Yıllık satış toplamı (ciro),
* Çalışanların sayısı,
* Çalışanlara ödenen toplam ücret miktarı,
* Kullanılan hammadde,
* Fiziksel alan,
* Makina parkı,
* Harcanan enerji miktarı,
Bu ölçütlerin sayısı arttırılabilir. Ölçütlerin geçerliliği iş koluna göre değişir. Endüstri işletmelerinde sermaye, üretim, ciro miktarı, bir enerji santralinde beygir gücü, hizmet işletmelerinde işçi sayısı, ticaret işletmelerinde yıllık satış tutarı, banka işletmesinde sermaye ve mevduat toplamı, bir otomobil fabrikasının yıllık üretim miktarı birer ölçüt olarak kullanılabilir. Ölçütlerin bazen bir kaçını birden kullanmak gerekebilir. Bir endüstri işletmesinin büyüklüğünü saptamada günlük üretim kapasitesi, toplam sermaye miktarı ile yıllık satış toplamı birlikte değerlendirilebilir.
5.5.2.2. Niteliksel (Kalitatif) Büyüklük Ölçütleri
Bu ölçütler yönetsel, hukuksal ve pazarlama açısından incelenebilir.
Burada en ilginç ölçek olarak işletme yönetim biçimlerinin esas alınmasıdır. Küçük işletmelerde genellikle yönetim merkezcildir, bağımsızdır ve örgüt modeli dikeydir. Oysa büyük işletmelerde merkezcil olmayan yönetim uygulaması görülür, örgütsel yapı karmaşık olup çoğu kez dikey-kurmay, dikey-fonksiyonel model seçilir ve zamanla demokratik yönetime gidilir.
* İşletmelerin büyüklüğünü saptamada bir ilginç ölçüt de hukuksal yapıya dayanır. Tek kişi işletmeleri ve genelde kişi şirketleri sermaye şirketlerine göre daha küçüktür.
* Öte yandan ülkenin her yanına dağıtım kanalları aracılığı ile mal ve hizmet götüren işletmelerin boyutları dar pazara üretim yapan işletmelere göre daha büyüktür.
5.5.3. Büyüme Şekilleri
İşletme daha güçlü ve uzun ömürlü olmak amacıyla iç yapısını sürekli geliştirir. Bu gelişme ekonomik, fiziksel, sosyal ve örgütsel boyutlu bir büyüme biçiminde olabilir.
5.5.3.1. Ekonomik Büyüme
İşletmenin ekonomik anlamda büyümesi üretim kapasitesini arttırıcı eylemlere girişmekle olanak kazanır. Bu alanda, öz ya da yabancı sermayenin arttırılmasıyla yeni üretim faktörlerinin ele geçirilmesi sağlanabilir. İşletme girdilerinin artması üretim çıktılarında nicelik ve nitelik olarak yükselmelere neden olur. Sağlanan yeni finansal kaynaklarla mevcut üretim kapasitesi arttırılabileceği gibi yeni mal üretimine de gidilebilir. Böylelikle işletmenin satış hacmi giderek artacak, işletme de özlediği büyüme hızına kavuşacaktır.
5.5.3.2. Fiziksel Büyüme
İşletmenin bina ve tesisler olarak büyümesi ve daha geniş alanda üretim eylemlerini gerçekleştirmesi fiziksel büyüme olarak tanımlanabilir. Bu nedenle işletmeler daha başlangıçta kuruluş yerini seçerken ileride fiziksel büyümelerine elverişli geniş alanlar üzerinde kurulmayı tercih ederler. Öte yandan fiziksel büyüklük aynı zamanda kullanılan makine ve araçların nicelik ve niteliği ile de ölçülebilir. Yeni alınan makineler işletmede kullanılan makine sayısını ve üretim gücünü arttırır. Makinelerin niteliğinde ise teknolojik gelişmeler sağlanabilir.
Kuşkusuz fiziksel büyüme işletmenin yeni yatırımlara girişmesiyle eş anlamda kullanılabilir.
5.5.3.3. Sosyal Büyüme
İşletmeler ekonomik ve fiziksel büyümenin dışında sosyal alanda da büyürler. Bu tür büyüme, işletmede beyaz yakalılar olarak tanınan teknik ve idari personel ile mavi yakalı olarak bilinen işçi sayısının artması anlamına gelir. Özellikle makineleşme ve otomasyona giden işletmeler de büyüme gerçekleşirken insan sayısı azalabilir. Bununla beraber genel bir değerlenme içinde büyüme kendisiyle birlikte çalışanların sayısında bir artış getirir. İşletmenin sosyal çevreyle ilişkilerinin gelişmesi de sosyal büyümenin bir başka göstergesi olarak değerlendirilir
5.5.3.4. Örgütsel Büyüme
İşletmelerin büyümesini görüntüleyen ilginç bir gelişme de örgütsel yapıda izlenir. İşletmenin amaçlarına ulaşması için iş bölümü, organların oluşması, yetki dağılımı ve iletişim dokusunu kapsayan belirli bir düzene gereksinme duyulur. Bu düzene örgüt denir. Örgütlerde işletmelerin ekonomik, fiziksel ve sosyal büyümesine paralel olarak büyür ve gelişir. Gereksinmeler oraya çıktıkça yeni bölümler açılır, yeni ilke ve kurallar geliiştirilir, iletişim kanalları daha yoğun biçimde kullanılır.
5.5.4. Büyümenin İşletme Fonksiyonları Açısından Etkileri
Üretim Fonksiyonu
Yatırım mallarının kullanımının artması ve kitle üretimine geçiş
Uzmanlaşma
Yan ürünlarin geliştirilmesi
Yüksek miktarda hammadde alımıyla tasarruf sağlanır
Hammadde arzı üzerinde denetim sağlanır,

Pazarlama Fonksiyonu
Üretimde artış, maliyet ve fiyatta düşüş sağlayacağından hedef pazar genişler
Satış giderlerinde tasarruf sağlar
Maliyetlerin düşürülmesi, müşterilere daha etkin ulaşılmasını sağlar
Yönetim Fonksiyonu
Planlama faaliyetleri merkezileştirilir
İş türünün fazlalaşması işgören devir hızını düşürür, böylelikle personel maliyeti de düşer
Yönetimde büyük ölçüde uzmanlaşma sağlanır
Finansman Fonksiyonu
Mevcut kar düzeyi arttıkça daha hızlı büyüme gerçekleşir
Artan saygınlık ve pazarlık gücü sebebiyle kredi maliyetleri azalır
Nakit, alacak, tahsilat ve stoklar üzerinde denetim kurulur
Fonların etkin kullanımında artış olur
Rekabeti azaltıcı etkide bulunarak piyasa fiyatlarının denetimi gerçekleştirilir
5.5.6. İşletmelerde küçülmeye gereksinim duyulma nedenleri?
Yönetici kapasitesinin sınırlı olması
İş gören sayısı arttıkça iş görenler arası sosyal ilişkilerin ve iletişimin zayıflaması
Üretim ve yöneim yükünün artması
Aşırı örgütlenme
Kamu önünde fazla dikkat çeken işletmenin eleştirilere konu olma tehlikesi ve getireceği sorumluluğun fazlalığı
Büyük İşletmelerin Üstünlükleri
Kitle üretimi, birim maliyet düşüşü, makineleşme, standartlaşma ve uzmanlaşma
Ar-Ge ye daha çok kaynak ayırabilme
Departmanlarda uzman personel ile etkin iş bölümü
Kaliteli personel için iyi eğitim, yetişme ve yükselme imkanı
Daha kolay ve düşük maliyetle kredi sağlama imkanı
Küçük İşletmelerin Üstünlükleri :
Talep değişimlerine hızlı uyum ve esneklik artışı
Müşteriler – işçi – işveren arası daha yakın ilişkiler
Müşteriye özel değişiklik yapma imkanı
Emek ağırlıklı sınırlı personelle çalışıldığından daha etkin kontrol imkanı
Büyük işletmelere cazip gelmeyen küçük pazarlarda karlı çalışabilme imkanı
5.5.7.Optimum (En Uygun ) İşletme Büyüklüğü
Ortalama maliyet masraflarının en düşük olması halidir. Buna göre mailyet düşürebilen kalemler ;
Makineleşme ve ileri teknolojilerden faydalanma miktarının artması
Sabit masraflar (Ör: iş yeri kirası)
Büyüklüğün sağladığı tasarruflar v.b.

5.5.8. KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELER
Küçük ve orta ölçekli işletmeler veya kısa anlatımıyla KOBİ’ler gerek gelişmiş, gerekse gelişmekte olan ülke ekonomileri için çok önemli kuruluşlardır. Türkiye’de tüm işyerlerinin %95’ini KOBİ’ler oluşturmaktadır.
KOBİ’lerin tanımlanmasında niceliksel ölçütler yanında, yönetim bağımsızlığı, sermayenin bir kişi veya küçük bir grup tarafından sağlanması gibi niteliksel ölçütler de kullanılmaktadır.
Dünya Bankası tarafından hazırlanan bir raporda Türkiye’de 50 işçiye kadar istihdam sağlayan işyerleri küçük işletme, 51-200 işçi çalıştıran işyerleri de orta ölçekli işletme kapsamına alınmıştır. Türkiye’de istihdamın %70’den fazlası KOBİ’ler tarafından karşılanmaktadaır
KOBİ’lerde bir kişi istihdam etmek için, büyük işletmelere göre 1/3 oranında daha az sermaye yatırımı gerekmektedir. Bu durum sermayenin kıt olduğu Türkiye açısından KOBİ’lerin önemini daha da arttırmaktadır.
Türkiye açısından küçük işletmelerin önemini arttıran bir başka neden, küçük işletmelerin kullandıkları girdilerin yurt içi kaynaklardan karşılanmasıdır.
Küçük işletmelerin kuruluş nedenleri şunlardır:
* Bağımsız olma veya başka bir deyişle kendi kendinin patronu olma,
* Miras,
* Kar isteği,
* Başka alternatiflerin yokluğu,
* Sermayenin daha büyük bir işletme kurmaya olanak vermemesi,
* Mesleğini değerlendirme veya daha çok kazanma arzusu,
* Sosyal saygınlık,
* Gelecekte zengin olma arzusu gibi.
Büyük işletmeleri destekleyen ve tamamlayan bir işlev üstlenmişlerdir. Büyük işletmeler için birer endüstri malı olarak nitelenen ve satın alınan çeşitli mallar üreterek yaşamlarını sürdürürler. Büyük işletmelerin her parçayı kendilerinin üretmesi ekonomik olmayabilir. Bu nedenle bir çok ara malı küçük ve yan sanayi olarak faaliyet gösteren işletmelerden sağlanır. İş bölümü hatta işbirliği gerçekleşmişolur.
5.5.8.1. KOBİ’lerin Üstünlükleri
* Talepteki küçük değişiklikler ancak KOBİ’ler tarafından karşılanmaktadır.
* Büyük işletmeler, girdi olarak kullandıkları mal ve hizmetlerin bazılarını olanaksız veya akılcı bulmadıkları için üretmezler.
* KOBİ’lerin en önemli üstünlüklerinden biri de rekabet ortamı yaratarak tüketiciye daha kaliteli mal ve hizmet sunumuna hizmet etmeleridir.
* KOBİ’lerin yatırım, istihdam ve üretimdeki önemlerinin anlaşılması kendilerine yapılan devlet yardımlarının da artmasına neden olmuştur.
* KOBİ’ler büyük yatırım ve teknoloji gerektirmediğinden üretim konuları tüketici eğilimlerine göre değiştirilebilir.
* Değişmez giderler azdır. Dolayısıyla üretim maliyetleri çok yüksek değildir.
* Küçük işletmelerde yönetim kolaydır. Çalışanların sayısı az olup işletme sahibi çoğu zaman yönetim görevini üstlenir. Örgütsel sorunlar ve uyumsuzluklar yok denecek kadar azdır.
* Tüketicilerin kişisel zevk ve eğilimlerine, modanın gereklerine uyarlanma esnekliğine sahiptirler.
* Üretim fazla olmadığından depolama ve satış sorunları pek yoktur.
* Küçük işletmelerin çoğu sipariş üzerine çalışır. Bu nedenle özelliği olan malların üretiminde küçük işletmelerin büyük işletmelere göre üstünlükleri vardır.
* Bazı işletmeler yapısı gereği küçük veya orta ölçekli kalmak zorundadır.
1990 yılında 3624 sayılı kuruluş amacı, ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin payını ve etkinliğini arttırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, sanayide entegrasyonu ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmektir.
* Sanayide araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi ve uygulanması için Teknoloji Merkezleri, Teknoparklar ve Danışmanlık Merkezlerinin kurulmasını sağlamak,
* Üniversiteler ile kamu ve özel araştırma kurumlarındaki bilim ve teknoloji alt yapısından işletmelerinin yararlanmasını sağlamak ve sanayi-üniversite işbirliğini güçlendirmek.
* Üniversite ve Araştırma Merkezlerinin imkanlarından yararlanmak yeni ve ileri teknolojiye dayalı bilgilerin derlendiği, değerlendirildiği, geliştirildiği ve uygulamaya yönelik üretime hazır hale getirilerek işletmelerin kullanımına sunulduğu Teknoloji Merkezleri ve Teknoparkları kurmak veya kurulmasını sağlamak,
* Sanayinin çeşitli alt sektörlerinde yatırımları yönlendirmek üzere proje profillerini uygulayacak, atıl kapasiteleri değerlendirecek, verimliliği arttıracak, modernizasyon, üretim, yönetim, pazarlama, enformasyon, ve teknoloji adaptasyonu gibi konularda kapsamlı teknik yardım ve destek programları ve projelerini gerçekleştirecek İhtisas Merkezlerini kurmak ve kurulmasını sağlamak,
* Aktif danışmanlık hizmetlerini verecek Danışmanlık Merkezleri oluşturmak,
* Hizmet merkezlerinde görev alacak elemanların, özel ihtisas konularında eğitimini sağlamak üzere eğitim uzmanlarının yetiştirilmesi, yaygın eğitim programlarının düzenlenmesi, işletmelerin eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve gerekli eğitimlerin sağlanması ile ilgili uygulamalı Teknik Eğitim Merkezleri kurmak,
* İşletmelerin yatırım, üretim, yönetim ve pazarlama konularında bilgi ve beceri yönünden güçlenmeleri ve gelişmelerini sağlamak,
* İşletmelerin pazarlama sorunlarına çözümler aramak.
5.5.8.2. KOBİ’lerin Başarısızlık Nedenleri
KOBİ’lerin başarısızlık oranlarının büyük işletmelere göre daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Başarısızlıkta en önemli nedenlerden birisi de finansal sorunlardan kaynaklanmaktadır. KOBİ’lerin kuruluştan itibaren ilk 5 yılda %57’sinin başarısız olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle KOBİ’ler açısından ilk 5 yıl çok önemlidir.
KOBİ’lerin belli başlı başarısızlık nedenleri şunlardır:
* Yetersiz yönetim
* Yetersiz sermaye
* İş bunalımları
* Alacakların ödenmesindeki sorunlar,
* Rekabettir.
* Kuruluş yeri sorunları
* Büyük sanayi ile bütünleşme sorunları
* Devlet ihalelerinden pay alamama ile ilgili sorunlar,
* Eğitim sorunlarıdır.
5.5.9. ÇOKULUSLU İŞLETMELER
Ülkeler arasında yoğunlaşan ekonomik ilişkiler sonucu olarak çok uluslu ya da uluslararası işletmeler çıkmıştır. Bu gibi firmalar üretim ve pazarlama işlevini, farklı ülkelerde gerçekleştirirler. Mısır’da ekilen pamuk. Türkiye’de iplik haline getirilir, Hindistan’da dokunur, İtalya’da stil verilir ve Güney Kore’de konfeksiyon haline getirilir ve pazarlanır. Bu tür işletmeler bazı ülkelerin sahip oldukları hammadde, malzeme, işçilikve vergi kolaylıklarından yararlanmak isterler.
Çok uluslu işletmelerin büyümesi ve gelişmesi onu dünya ekonomisinin temel unsurlarından biri yapmıştır. Çok uluslu işletmelerin herhangi bir ülkede bir ana işletmesi ve çeşitli ülkelerde de birbirine koordine edilmiş üretim ve satış üniteleri vardır. Ana işletme diğer ülkelerdeki işletmeleri denetler ve temel politikaları belirler. Böylelikle iki ya da daha fazla bağımsız ülke arasında çok uluslu işletme aracılığıyla mallar, hizmetler, know-how’lar ve üretim faktörlerinin transferi gerçekleşir.
1980’lerin ikinci yarısından itibaren çok uluslu işletmelerin etkinliklerinin artmaya başladığı görülür. Çok uluslu işletme yatırımları 1983’den bu yana dünya ticaretinden 5 defa, dünyanın toplam üretiminden ise 10 defa daha hızlı büyümüştür. Çok uluslu işletmeler bu gün dünyadaki toplam üretimin %20’sini doğrudan denetlemektedir
Globalleşme süreci içinde çok uluslu işletmelerin şekil değiştirerek çok daha esnek ve hareketli hale geldikleri, yerel pazarlara ve hükümetlere karşı daha az bağımlı, daha çok korunaklı oldukları görülmektedir. İstedikleri pazarlara kolaylıkla girebilmektedirler. İletişim teknolojisinin büyük payı vardır.
Çokuluslu işletmeler 1990’larda çalışan sayısını azaltmaya, yönetim kademelerini, özellikle ara kademeleri ortadan kaldırmaya, alt kademelerle birleştirmeye ve bir çok işi de merkez ofisten alarak yerel yapılara aktarmaya başlamışlardır. Genel müdürlüklerini iyice küçülterek bölgeleri ve şubeleri uzaktan denetlemeyi tercih etmektedirler. Bölgelerindeki şubelerde kısmen beğımsız karar üniteleri ve kar yaratma merkezleri olarak düşünülmeye başlanmıştır. Bu ise büyük bir esneklik getirmektedir. Çalışmayan şubeyi kolayca kesip atmak olası hale gelmektedir.
Yöneticilerin zaman zaman başka bölgelerde de görevlendirilmesiyle, çok deneyimli ve global perspektifli bir yönetici tabakası oluşturmaya çalışılmaktadır.
Ayrıca ABD kökenli çok uluslu işletmeler hala çokuluslu işletmeler arasında en büyük ağırlığa sahip. Bunları Japon ve Alman çok uluslu işletmeleri izlemektedir.
Çokuluslu işletmeler diğer ülkelerde yatırım veya ürün pazarlaması yaparken, belirli amaçlar veya çıkarlar güderler. Bunlar başlıklarla şöyle özetlenebilir.
* Ucuz hammaddeden yararlanmak,
* Ucuz işgücünden yaraarlanmak,
* Mevcut pazarı genişletmek,
* Taşıma giderlerini azaltmak,
* Hükümetlerin sunduğu değişik teşviklerden yararlanmak,
* Özellik gösteren ürünlerde kaliteyi korumak,
5.6. HUKUKİ YAPILARINA GÖRE İŞLETMELER

İşletmeler hukuki biçimlerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılarak inceleme konusu yapılmaktadır.

Tek Kişi İşletmeleri
Şirketler ( Ortaklıklar )
o Adi Şirketler
o Ticaret Şirketleri
Kişi Şirketleri
• Kolektif Şirketler
• Komandit Şirketler
Sermaye Şirketleri
• Anonim Şirketleri
• Limited Şirketleri
• Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler
o Kooperatifler

5.6.1.TEK KİŞİ İŞLETMELERİ

Tek kişi işletmeleri en basit, en eski ve uygulamada en çok görülen işletme biçimidir. İşletmenin tek sahibi vardır. Bu nedenle işletme sahibi işletme faaliyetleri konusunda her türlü kararı alır, uygular ve denetler. Ortaya çıkabilecek işletme riskleri tümüyle kendisine aittir.

5.6.2.ŞİRKETLER

Ortak ekonomik amaç ve çıkarları gerçekleştirmek, ya da belli bir ekonomik amaç ve çıkarın gereği olarak birden çok kişilerin emek ve sermayaelerini bir araya getirmeleriyle kurulan işletmelere şirket denir.
Bir ortaklığın varlığından söz edilebilmesi için aşağıdaki niteliklerin bulunması gereklidir.

• Ortaklığı oluşturan kişiler birden fazla olmalıdır. Bu kişiler gerçek veya tüzel kişi olabilir. Bu kişilere ortak, hissedar, şerik veya pay sahibi denir.
• Ortak bir amacın bulunması gereklidir.
• Ortak amaca ulaşabilmek için ortaklar arasında bir anlaşma bulunmalıdır.
• Şirketin amacına ulaşabilmesi için ortaklarının mal ve emeklerini sermaye olarak şirkete getirmelidir.

Yukarıda açıklanan niteliklere sahip olan işletmeler Borçlar Kanununda “adi ortaklıklar ” olarak incelenirler. Bunların dışında Ticaret Kanunu da kimi ortaklık türlerini ve onların çalışmalarını düzenler. Bu şirketlere ise “ ticaret şirketleri “ denilmektedir. Bu nedenle , hukuki yapıları açısından şirketler ikiye ayrılırlar.
5.6.2.1. ADİ ŞİRKETLER : İki veya daha çok kişinin bir araya gelerek iş yapması durumlarında adi şirket söz konusu olmaktadır. Borçlar kanununa göre her ortak para, alacak veya başkaca mal veya emek olarak da bir sermaye koymakla yükümlüdür. Şirket sözleşmesi yazılı ya da sözlü olabilir. Bu tür şirketlerin tüzel kişilikleri yoktur.
Adi şirketin kuruluşu kanınca bir şekle bağlanmıştır. İster gerçek, ister tüzel kişi olsun, ortakların şirket kurmak konusunda anlaşmalarıyla şirket kurulmuş olur. Adi şirketlere Borçlar Kanununun 520 – 541 arasındaki maddeleri uygulanır.
Kazanç veya zarar ortaklar arasında daha önceden belirtilen oranlarda veya eşit olarak dağıtılr. Bütün ortaklar şirketin yönetiminde yetki sahibidir. Ancak bu yetki bir veya birkaç ortağa, ya da dışarıdan seçilecek birine devir edilebilir. Üçüncü kişilere karşı ortaklar sınırsız ve zincirleme sorumludur. Kuruluş anlaşmasının aksine bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesi ile ortaklık sona erer.
Adi şirketi ticaret ortaklıklarından ayıran en önemli özellikler şunlardır.

• Adi şirketin tüzel kişiliği yoktur.
• Adi şirketler borçlar kanununun hükümlerine tabidir.
• Adi şirket ticaret siciline şirket olarak kayıt olmaz
• Adi şirket bir ticaret ünvanı almak zorunda değildir..

5.6.2.2. TİCARET ŞİRKETLERİ : Çalışmaları Türk Ticaret Kanununun hükümlerine göre düzenlenen ortaklıklara “ticaret şirketleri” denilir. Ticaret şirketleri kendi aralarında ;
Kişi Şirketleri
Sermaye Şirketleri

5.6.2.2.1. KİŞİ ŞİRKETLERİ : Ortak ekonomik bir çıkar veya çıkarların gereği olarak sayısı belli kişilerin kurdukları ve sorumlulukları kişisel olan ortaklıklara kişi şirketleri denir. Ortakların sayısı genelde azdır ve ortaklığın devri de oldukça zordur. Kişi şirketlerinde ortakların hepsi uygun görmeden ortaklık payı başkalarına satılmaz veya devir edilemez. Şirketten ayrılan bir ortağın şirket ilişkilerinden dolayı üçüncü kişilere olan sorumluluğu bir süre daha devam eder.

5.6.2.2.2. KOLLEKTİF ŞİRKET : Türk Ticaret Kanununa göre, ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında çalıştırmak amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan, ortakların her birinin şirket alacaklılarına karşı sınırsız sorumlu olduğu ortaklıklara kollektif şirket denir.
Şirketin yönetiminden her ortak sorumludur. Kuruluş anlaşmasında aksine bir hüküm yoksa, diğer ortakların rızası olmadan ortaklıktan çıkılamaz. Aynı şekilde şirkete yeni bir ortağın alınması için tüm ortakların rızası olmalıdır.
Kolektif şirketlere yalnızca gerçek kişiler ortak olabilir. Ortaklar, kar veya zararı eşit olarak ya da daha önce kuruluş anlaşmasında belirtilen oranlarda bölüşebilirler.

5.6.2.2.3. KOMANDİT ŞİRKET : Kolektif şirketin bir çeşiti olup, ortaklardan bir veya birkaçının sorumluluğu sınırlı değildir. Diğer ortakların sorumlulukları, şirkete katıldıkları sermaye miktarı ile sınırlıdır. Sorumlulukları sınırsız olan ortaklar “ komandite ortak” , sınırlı olanlar da “ komanditer ortak “ denir
Komandite ortakların gerçek kişiler olması gereklidir. Komanditer ortaklar ise gerçek veya tüzel kişi olabilir. Komandit şirketler komandite ortaklar tarafından yönetilirler. Komanditer ortaklar yıl sonunda hesaplarını denetleyebilirler ve kardan sermayeleri oranında pay alırlar.
5.6.2.3. SERMAYE ŞİRKETLERİ : Sermaye şirketlerinde, ortakların sorumlulukları şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlıdır. Bu tür şirketlerde ortaklardan birinin ayrılmasıyla ortaklığı bozmaz. Ortakların şirketteki ortaklık payları kişisel değildir. Bu paylar başkasına satılabilir veya devredilebilir.
Sermaye şirketlerinin en önemli özelliklerinden biri de , sermayeye ortak olmak ile şirketin yönetimiyle ilgilenmenin birbirinden ayrılmış olmasıdır. Ortakların ikinci planda kalmaları ve asıl olanın şirkete getirilen sermaye olması nedeniyle bu tür ortaklıklara sermaye şirketleri denir.

5.6.2.3.1 ANONİM ŞİRKETLER : En az beş veya daha çok gerçek yada tüzel kişi tarafından kurulan ve paylara bölünmüş bir temel sermayesi, ekonomik amaç ve konusu bulunup, borçlarından ötürü yalnızca şirketin varlığı kadarıyla sorumlu olan ortaklıklara anonim şirket denir. En önemli özellikleri şunlardır :

Ortak sayısı en az beş olmalıdır. Ortaklar gerçek veya tüzel kişi olabilir.
Şirketin temel sermayesi belli olmalı ve bu miktarın en az tutarı beş milyar olmalıdır.
Şirketin temel sermayesi eşit paylara bölünmüştür.
Şirketin ticari ünvanı bulunmalı ve çalışma konusu belli olmalıdır.
Şirketin üçüncü kişilere olan sorumluluğu şirketin varlığı ile sınırlıdır.
Şirket ortaklarının üçüncü kişilere karşı finansal sorumluluğu şirkete getirdikleri sermaye miktarıyla sınırlıdır.

5.6.2.3.2. LİMİTED ŞİRKETLER : Ekonomik amaç ve konuar için iki veya
daha fazla gerçek yada tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulmuş olup, ortaklarının sorumluluğu şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı ve temel sermayesesi belli olan şirketlere “ limited şirket “ denir. En belirgin özelikleri şunlardır :

Ortak sayısı ikiden az elliden fazla olamaz.
Temel sermayesi en az beşyüz milyon olmalıdır.
Bankacılık, sigortacılık ve borsa bankerliği ile uğraşamazlar.
Şirkete getirilen sermaye için hisse senedi çıkarılamaz.
Ortaklık payının tutarı ne olursa olsun, her ortağın bir payı bulunur.
Ortaklık payının devri, genelde, diğer ortakların iznini gerektirir.
Şirketin temel sermayesi, şirkete ilişkin zarf, kağıt ve başka basılı evraklarda belirtilmiş olmalı ve şirket ünvanının “ limited şirket “ kelimesini taşıması şarttır.

Limited şirketler ortaklar tarafından yönetilir ve temsil edilir. Bu tür şirketlerde ortaklardan oluşan bir genel kurul bulunur. Bunun yanı sıra ortak sayısı 20’den çok olan limited şirketlerde en az bir denetçinin olması zorunludur.
5.6.2.3.3. SERMAYESİ PAYLARA BÖLÜNMÜŞ KOMANDİT ŞİRKET :
Sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı, şirket alacaklarına karşı bir kollektif şirket, diğerleri bir anonim şirket ortağı gibi sorumlu olan şirkettir. Bu tür şirkette kolektif şirket ortakları gibi sorumlu olan ortaklara “komandite”, anonim şirket ortakları gibi sorumlu olanlara “komanditer” ortak denir.

5.6.3. KOOPERATİFLER : Tüzel kişiliğe haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ilişkin gereksinimlerini karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve kamu tüzel kişileri ile özel idareler, belediyeler, köyler, cemiyetler ve dernekler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir ortaklı ve değişir sermayeli kuruluşlara “ kooperatif “ denir.
Kooperatif kuruluşlar faaliyetlerini, diğer işletmelerin izledikleri ekonomiklik ilkeleri doğrultusunda kooperatifçilik ilkeleri altında yürütürler.
5.7.İŞLETMELERARASI ANLAŞMALAR SONUCU ORTAYA ÇIKAN
BAŞLICA BÜTÜNLEŞME YADA BİRLEŞME TÜRLERİ
İşletmeler arası anlaşmalar sonucu ortaya çıkan başlıca bütünleşme ya da birleşme türleri şunlardır :
Centilmenlik Anlaşmaları
Konsorsiyumlar
Karteller
Tröstler
Holdingler
Tam birleşme (merger, füzyon)
1. Centilmenlik Anlaşmaları İşletmeler arasında karşılıklı güven esasına dayanan, yasal açıdan bağlayıcı nitelikte olmayan belli amaçların gerçekleşmesine yönelik yazılı ya da sözlü anlaşmalardır. İki ya da daha fazla işletme, aralarındaki rekabeti kaldırmak amacıyla ortak bir üretim, pazarlama, finansman politikası güdeceklerine ilişkin geçici ya da sürekli nitelikte centilmenlik anlaşması yapabilirler. 2 veya daha fazla işletme hammadeyi paylaşma pazarı paylaşma vb.Ör. Aynı hatta yer alan otobüs firmaları kendi aralarında anlaşıp fiyatı belli bir düzeyde tutabilir. Centilmenlik tüketiciye karşı değildir !
2. Konsorsiyumlar Belirli bir amacı gerçekleştirmek ya da belirli bir iş için kurulan “birlik” ya da “ortaklık” anlamına gelir. Genellikle köprü, baraj, elektrik santrali, otobanlar, demir-çelik tesisleri gibi büyük yatırım projelerinin yapımını gerçekleştirmek için aynı ya da farklı ülkelerden bu konularda uzmanlaşmış ve güçlü işletmeler, aralarında birleşerek işbirliğine giderler.Tek yönetim altında kurulan çeşitli kuruluşlar anlamını da taşır. Burada işletmeler hukuki bağımsızlıklarını korur.Genellikle büyük çaplı taahhüt işlerinde ihaleyi kazanabilmek için aynı veya farklı ülkelerden aynı dalda veya farklı ihtisas dallarındaki işletmeler finansal olanaklarını veya teknolojik ya da diğer üstünlüklerini birleştirip iş birliği yapabilirler.Örneğin; Keban barajın alman ve italyan işletmeleri tarafından kurulan konsorsiyumla inşa edilmiştir.
3. Karteller Aynı üretim dalında faaliyet gösteren birden fazla işletmenin, aralarındaki rekabeti kaldırmak amacıyla yaptıkları anlaşma sonucu tekelci bir birlik oluşturmalarına “kartel” denir. Yasalar önünde bunlar bağımsız bir teşebbüs olarak görünürler. Kartel biçiminde birleşmede, karteli oluşturan işletmelerin sermayelerinin birleştirilmesi yerine, sadece belirli amaç için sermaye güçlerinin birlikte kullanılması söz konusudur. 27. Bir kartelin oluşabilmesi için kartele katılan işletmelerin söz konusu üretim dalında ya da bir malın üretiminde en büyük paya sahip olmaları, pazarda güçlü ve etkin olmaları gerekir. Böylece kartel, kartel dışında kalan işletmeler üzerinde üstünlük kurar. Karteller; fiyat karteli, satış karteli ve kota karteli biçimlerinde oluşurlar. Fiyat kartelinde; fiyatların birlikte saptanması, satış kartelinde; satış bölgelerinin paylaşılması, kota kartelinde ise her bir işletmenin önceden saptanan kontenjanları dahilinde üretimde bulunması ya da piyasaya mal sürmesi söz konusudur.
Sakıncaları : Sahip oldukları ekonomik güce dayanarak satış fiyatlarını çok yüksek tutabilmeleri Düşük kaliteli malları yüksek fiyatlarla piyasaya sürebilmeleri v.b . Bu tür anlaşmalar genellikle gizli yapılır.
4. Tröstler İki ya da daha çok işletmenin gerek yasal ve gerekse ekonomik bağımsızlıklarını kaybederek anlaşmalar sonucu birleşmelerine “tröst” adı verilir. Tröstler genellikle imalat sanayi, petrol ve madencilik sektörlerindeki işletmelerde görülür. Açık ya da gizli anlaşmalarla oluşabilirler. Rekabeti önleyici nitelikte olmaları nedeniyle, çoğu ülkelerde tröstlerin gizli anlaşmalarla ortaya çıktıkları görülür. Tröstler 19. yüzyılda ABD’de ortaya çıkmış ve gelişmiştir. İşletmelerin hukuki ve iktisadi bağımsızlıklarını yitirdikleri ve yönetimlerini birleştirdikleri birleşme türüdür. Başka bir ifadeyle, tröstler, ticari veya sınai işletmelerin piyasada daha güçlü olabilmeleri ve daha çok kâr sağlamak amacıyla gerek mali ve gerekse yönetim bakımından daha büyük kuruluşlar haline gelmeleridir. Tröstler tüm dallar için söz konusu olabilir. Tröstlerin en çok faaliyet gösterdikleri alanlar şunlardır: Petrol, madenler, otomobil, uçak, gıda, ulaştırma, büyük mağazalar vb.İşletmeler Açısından Tröstlerin Başlıca Üstünlükleri Tröstlerin kuvvetli bir sermaye yapısına kavuşmaları Yönetimin tek elden yapılması İşletmeler arası rekabetin hemen hemen ortadan kalkması İşletmelerin büyük karlar sağlamalarıİşletmeler Açısından Tröstlerin Başlıca Sakıncaları : Bütünleşme nedeniyle bürokrasinin ve üretim masraflarının artması Tröstlerin başında bulunanların sahip olduğu büyük ekonomik gücün politik baskı aracı olarak kullanılabilir.Tröstler rakip kuruluşları piyasadan uzaklaştırmak için çeşitli yöntemler kullanabilirler. Örnek; faaliyette bulunan rakip işletmeyi zayıf duruma sokmak ve sonuçta ortadan kaldırmak veya rakip işletmeyi kendine bağımlı bir duruma getirmek,vb.Tröstlerin piyasada egemenlik kurması ve piyasayı etkilemesi o derece ileri bir düzeye varmıştır ki, sonuçta antitröst yasalar ortaya çıkmıştır.Çağımızda tasarruf sahiplerinin paralarını işletmek üzere menkul hizmetler konusunda ihtisaslaşmış şirketlere yatırım tröstleri denmektedir.Yani; bu tür tröstler sermaye kaynaklarının birleştirilerek en karlı alanlara yatırım yapılması amacıyla kurulurlar.Genelde sermaye piyasalarının geliştiği ülkelerde görülür. Uzmanlar eliyle sermayeler birleştirilerek en karlı alanlara yönelinir. Yatırım tröstleri özellikle küçük tasarruf sahiplerini spekülasyndan korumakta ve bu nedenle de ilgi görmektedir
5. Holdingler Bir şirketin başka şirketlerin hisse senetlerinin büyük bir bölümüne sahip olmak suretiyle yönetim ve denetimi ele geçirmesiyle oluşan şirketler grubudur. Koç holding, Sabancı holding, Eczacıbaşı, Zorlu, Ulusoy,vb.%51 oy ile yavru şirketlerin ele geçirileceği düşünülse de holdinglerde pek çok şirket bulunması ve iyi örgütlenmeyle bu %30 ile de olabilmektedir.Bir ana şirket vardır. Birde ona bağlı şirketler. Genellikle anonim şirket şeklinde kurulurlarAna şirketler çoğunlukla mal üretimi ve pazarlama ile uğraşmazlar. Holdinge bağlı şirketlerin işletme politika ve stratejilerinin belirlenmesi işi ile uğraşırlar. Holdingler her dalda çalışan şirketlerin hisse senetleriyle ilgilenebilirler.Bu sistemde şirketler hukuksal kişiliklerine ve bağımsızlıklarına sahiptir. Ancak bunların üzerindeki holdingin, şirketlerin hisse senetlerine sahip olması nedeniyle, bunları kontrol etmek ve yönetmek olanağı vardır.Örneğin, 1926 yılında kurulmuş olan Koç Holding otomotiv, dayanıklı tüketim, gıda, perakendecilik, enerji, finansal hizmetler, turizm, inşaat ve bilgi teknolojileri gibi sektörlerinde faaliyet göstermektedir.
6, Tam birleşme (merger, füzyon) : İki veya daha işletmenin tek işletme haline gelmesidir.Bir işletme diğerini satın alıp ona katılabileceği gibi bunların yeni bir işletme olarak ortaya çıkması da mümkündür. Devralma Yolu ile Birleşme: devralınan şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesine karşılık, devralan şirketin tüzel kişiliği devam etmektedir. Yeni Şirket Kurulması Yolu ile Birleşme: her iki şirketin tüzel kişiliği sona erer ve yeni bir tüzel kişilik oluşturulur.1980’li yılların başından itibaren, gerek Avrupa’da gerekse ABD’de makroekonomik gelişmelere ve mevzuat değişmelerine dayalı nedenlerle birleşmelerin sayısı artış eğilimine girmiştir. Bu eğilimden en çok etkilenen sektörlerden biri de ankacılık ve finans sektörü olmuştur
Avantajları,
•Genel yönetim, reklam, vb. giderlerde tasarruf sağlanır
•Pazarda tekelci bir güç olunur
•Uzmanlaşmaya olanak sağlar
•Finansal güç ve kredi olanaklar artar, vb.
Birleşmeler farklı şekillerde olabilir:
Yatay Birleşme, ; aynı veya birbirini tamamlayıcı mal ve hizmetler üreten ve ürünlerini aynı coğrafi pazarlara sunan şirketlerin birleşmesini ifade eder. Bu tür birleşmeler aynı sektörde rekabet eden
şirket sayısının azalmasına yol açması nedeniyle piyasalarda tekelleşmeyi hızlandırabilir.
Dikey Birleşme : birleşen iki şirketten birinin, diğer şirketin mal ve hizmet girdilerinin bir bölümünü üretmesi ve/veya ürün çıktılarını değerlendirmesi (pazarlama gibi) halinde dikey birleşme söz konusudur.Bu tür birleşmelerde birleşen şirketler birleşme öncesinde genellikle alıcı-satıcı konumunda bulunur. Bu tür birleşmelere başvurulmasındaki başlıca amaç, üretim
aşamalarında meydana gelebilecek aksamaların giderilmesi ve stok masraflarının dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesi oluyor.
Karma Birleşme : birbiriyle doğrudan ilgili olmayan iş kollarında bulunan işletmelerin birleşmesidir.
Coğrafi Birleşme : işletmeler, bulundukları ülke sınırlarının
ötesinde, gerek ileriye doğru, gerekse yatay ve doğrudan ilgili olmayan işletmelerle birleşerek uluslararası faaliyetler gösterebilir.

İŞ AHLAKI VE SOSYAL SORUMLULUK KAVRAMI

Prof.Dr.C.C.Aktan

Bir mandıracının ya da sokakta süt satan kimsenin sattığı süte su karıştırarak satması doğru mudur?
Manavdan aldığınız bir kilo elma ya da portakalı eksik tartan manavcının bu davranışı doğru mudur?
Pazarda “seçmece yok deyip çürük domatesleri düzgün domateslerle birlikte tartıp satmak ne kadar doğru bir davranıştır?
Sattığı ayıplı malı daha sonra “satılan mal değiştirilmez” deyip değiştirmek istemeyen mağaza sahibinin bu davranışı doğru mudur?
Bir zengin işadamının emekli bir generali ya da emekli tanınmış bir eski bürokratı “Ankara Temsilcisi” diye atayıp, başkentte hükümet ve bürokraside işlerini takip ettirmesi –örneğin, devletten teşvik elde edilmesi yönünde lobicilik yapılması- ahlaki bir davranış mıdır?
Bir işadamının bir milletvekiline gizliden maaş bağlayarak parlamentoda “kanun simsarlığı” yaptırması doğru bir davranış mıdır?
Bu örnekleri çok daha artırmak mümkündür. Ancak tüm bu örneklerin iş ahlakı ile ilgili olduğuna şüphe yoktur.
İş ahlakı, iş dünyasındaki mal ve hizmet üretim ve tüketim sürecindeki doğrular ve yanlışları ifade eder. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusu ahlaki bir konudur. İş dünyasında doğru davranışlar ve eylemler olacağı gibi, yanlış davranışlar ve eylemler de bulunmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere iş ahlakı, iş dünyasındaki doğru ve yanlışları ifade eder.
İş ahlakı genellikle özel teşebbüslerin mal ve hizmet üretiminde ve satışında ahlaki davranmalarının önemi üzerinde durmaktadır. İş ahlakı aynı zamanda “şirket ahlakı”, “firma ahlakı” “işletme ahlakı”, “ticaret ahlakı” ve saire adlar ile de tanımlanmaktadır. Şüphesiz, “esnaf ahlakı”, “üretici ahlakı”, “işveren ahlakı” ve benzeri tanımlamaları da iş ahlakı içerisinde değerlendirmek mümkündür.
İş ahlakı kavramı ile “sosyal sorumluluk” kavramı arasında da yakın ilişki bulunmaktadır. Şüphesiz tüm birey ve kurumların içinde yaşadığı çevreye karşı ödev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Örneğin, bir işletmenin kendi çalışanlarına, pay sahiplerine, ortaklarına olduğu kadar, dış çevreye (devlete, doğaya ve çevreye, topluma vs.) karşı da sorumlulukları bulunmaktadır. Sosyal sorumluluk, esasen iş ahlakının gereğidir. Bir başka ifadeyle, iş ahlakı, sosyal sorumluluğu da içeren bir anlam taşır. Bir işletme sahibinin doğru ve dürüst olması, sözünde durması, üretimde ve satış aşamalarında hileli yollara başvurmaması çok takdir edilmesi gereken ahlaki davranışlardır. Ancak işletmenin üretim yaparken gerek iç, gerekse dış çevreye karşı ödev ve sorumluluklarının da bilincinde olması gerekir.
Bu açıklamalarımız çerçevesinde bir işletmenin başlıca sorumluluk alanlarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Çalışanlara karşı sorumluluk,
Müşterilere (tüketicilere) yönelik sorumluluk,
Hissedarlara yönelik sorumluluk,
Doğaya ve çevreye karşı sorumluluk,
Devlete karşı sorumluluk,
Tedarikçilere karşı sorumluluk,
Rakiplere yönelik sorumluluk,
Topluma karşı sorumluluk
vs.

Önemle belirtelim ki, iş ahlakı ile özellikle dış çevreye karşı sosyal sorumluluk kavramı bazen çatışır ve birbirleri ile uyuşmayabilir. Bir özel işletmenin asıl amacı kar sağlamaktır. Bu bakımdan, işletmenin karını maksimize edecek kararlarda bulunması rasyonel bir tercihtir. Örneğin, işletmenin karını maksimize etmek için çalışanlara daha az ücret ödemek istemesi rasyonellik açısından doğru bir karar ve tercih olmakla birlikte, “ahlaki” açıdan ve aynı zamanda “işletmenin uzun dönem karlılığı ve verimliliği” açısından doğru olmayabilir. Bir işletmenin karını maksimize etmek için sigortasız işçi çalıştırması ya da asgari ücretin altında işçi çalıştırması hiç şüphe yok ki iş ahlakı ile bağdaşmayan davranışlardır. Öte yandan çalışanlarına daha fazla ücret ve sosyal imkanlar sağlayan şirketlerde ilk bakışta bunun işletme için bir maliyet olduğu söylenebilir. Oysa, madalyonun bir de öteki yüzü vardır. İşletmenin çalışanlarına daha fazla değer vermesi halinde çalışanların işletmeye daha fazla katkıda bulunmak için gayret edecekleri söylenebilir.

Özetle, organizasyon içi sosyal sorumluluk ile işletmenin karlılığı ve verimliliği arasında iki yönlü bir ilişki mevcuttur. Organizasyon dışı sorumluluk (topluma , devlete ve doğaya karşı sorumluluk) ise organizasyon amacı ile daha fazla çatışır. Daha açık söylemek gerekirse, doğaya ve çevreye verilen zararların tazmin edilmesi, toplumda gelir düzeyi düşük olan kesimlere sosyal yardımlarda bulunulması vs. organizasyonun maliyetlerini artırır ya da net karının azalması sonucunu doğurur. Ancak önemle belirtelim ki, organizasyonun asıl amacı ile çatışsa da sosyal sorumluluk ahlakı iş ahlakının bir önemli ve ayrılmaz parçasıdır.

 

İşletme Nedir

İşletme; kar amaçlı kurumların kuruluşu, finansmanı, üretim araçlarının sağlanması, üretilen mal ve hizmetlerin pazarlanması, örgütlenmesi, yönetilmesi ve finansalolaylarının izlenmesini inceleyen bir sosyal bilimdir.[1] Türkçede ayrıca mal ve hizmet üretiminin gerçekleştirildiği iktisadi birimler için de kullanılmaktadır.[2]

İçindekiler

 

  • 1İşletmelerin çeşitleri
  • 2İşletmelerin genel amaçları
  • 3İşletmelerin temel fonksiyonları
  • 4Kaynakça

İşletmelerin çeşitleri

İşletmeler üç ana açıdan çeşitlendirilir:

  • 1- Faaliyet konularına göre: Ürün üreten işletmeler, hizmet üreten işletmeler.
  • 2- Mülkiyet, bakımından işletmeler:
  • A- Özel işletmeler (Şahısların kurduğu işletmeler)
  • B- Kamu işletmeleri (Devletin kurduğu işletmeler)
  • C- Karma işletmeler (Hem şahıs hem de devletin beraber kurduğu işletmeler)
  • 3- Büyüklüklerine göre: Büyük, orta, küçük ölçekli işletmeler olarak ayrılırlar.

İşletmelerin genel amaçları

  • Değer arttırma: İşletme piyasa değerini hissedarları açısından maksimum yapmalıdır.
  • Sosyal sorumluluk: Topluma hizmet etmelidir.
  • Devamlılık: Çevredeki koşulları göz önüne alarak varlığını sürdürmelidir.
  • Kar sağlama: Müteşebbüsün satılan mallardan para kazanmasıdır.
  • Prestij sağlamak.
  • Devlet açısından:Ülkenin refah ve huzurunu sağlamak

İşletmelerin temel fonksiyonları

  • Pazarlama işlevi
  • Üretim işlevi
  • Finansman/Ekonomi işlevi
  • Muhasebe işlevi
  • İnsan kaynakları işlevi

İşletme Yönetimi Amaçları

İşletme Yönetimi

Programın Amaçları

İşletme Yönetimi Önlisans Programı bir taraftan yeni bir işletmenin doğuş süreçlerini (girişimcilik) kapsarken diğer taraftan da hâlen piyasada faaliyetini sürdüren işletmelerde çalışanların daha inovatif ve girişimci (iç girişimcilik) olmalarını sağlamak amacıyla tasarlanan bir programıdır.

Programa Kimler Kayıt Yaptırabilir?

İşletme Yönetimi Önlisans Programına kayıt olmanın pek çok yolu bulunmaktadır. Bu programa kayıt olabilmek için kayıt türleri ve koşullarını anlatan Nasıl Öğrenci Olabilirim? sayfasını inceleyebilirsiniz.

Okutulan Dersler – AKTS Kredileri

I.YARIYIL (Güz Dönemi)
Ders Kodu Ders Adı Zorunlu/Seçmeli Teorik/Uygulama AKTS
ALM101U Almanca 1 (ALM) Zorunlu 0+0 3.0
BİL101U Temel Bilgi Teknolojileri I Zorunlu 3+0 3.0
FRA101U Fransızca 1 (FRA) Zorunlu 0+0 3.0
HUK101U Hukukun Temel Kavramları Zorunlu 3+0 4.0
İKT103U İktisada Giriş I Zorunlu 3+0 5.0
İNG101U Ingilizce 1 (ING) Zorunlu 0+0 3.0
İŞL105U İşletme İlkeleri Zorunlu 3+0 5.0
MUH103U Genel Muhasebe I Zorunlu 3+0 5.0
PZL103U Pazarlama Yönetimi Zorunlu 3+0 5.0
Toplam 36
II.YARIYIL (Bahar Dönemi)
Ders Kodu Ders Adı Zorunlu/Seçmeli Teorik/Uygulama AKTS
ALM102U Almanca 2 (ALM) Zorunlu 0+0 3.0
BİL102U Temel Bilgi Teknolojileri II Zorunlu 3+0 3.0
FRA102U Fransızca 2 (FRA) Zorunlu 0+0 3.0
HUK110U Borçlar Hukuku Zorunlu 3+0 4.0
İKT104U İktisada Giriş II Zorunlu 3+0 5.0
İNG102U Ingilizce 2 (ING) Zorunlu 0+0 3.0
İŞL106U İşletme Fonksiyonları Zorunlu 3+0 5.0
MUH104U Genel Muhasebe II Zorunlu 3+0 5.0
SOS110U Örgütsel Davranış Zorunlu 3+0 5.0
Toplam 36
III.YARIYIL (Güz Dönemi)
Ders Kodu Ders Adı Zorunlu/Seçmeli Teorik/Uygulama AKTS
FİN203U Girişim Finansmanı Zorunlu 3+0 4.0
İŞL203U Girişimcilik ve İş Kurma Zorunlu 3+0 4.0
İŞL205U İşletme Yönetimi Zorunlu 3+0 5.0
İŞY201U Proje Analizi ve Değerlendirme Zorunlu 3+0 3.0
İŞY203U Yenilik Yönetimi Zorunlu 3+0 4.0
PZL209U Tüketici Davranışları Zorunlu 3+0 4.0
TAR201U Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi I Zorunlu 3+0 3.0
TÜR201U Türk Dili I Zorunlu 3+0 3.0
Toplam 30
IV.YARIYIL (Bahar Dönemi)
Ders Kodu Ders Adı Zorunlu/Seçmeli Teorik/Uygulama AKTS
HUK208U Ticaret Hukuku Zorunlu 3+0 4.0
İŞY202U İş Planı Zorunlu 3+0 4.0
İŞY204U Küçük İşletme Yönetimi Zorunlu 3+0 4.0
PZL208U Müşteri İlişkileri Yönetimi Zorunlu 3+0 4.0
PZL212U Tedarik Zinciri Yönetimi Zorunlu 3+0 4.0
TAR202U Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi II Zorunlu 3+0 3.0
TİC204U Elektronik Ticaret Zorunlu 3+0 4.0
TÜR202U Türk Dili II Zorunlu 3+0 3.0
Toplam 30

Sınavların Değerlendirilmesi ve Ders Geçme

Sınavların değerlendirilmesi ve ders geçme sistemi Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği ile bu yönetmeliğin verdiği yetkiye istinaden hazırlanan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri Eğitim-Öğretim ve Sınav Uygulama Esasları ve Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri Öğrenci Değerlendirme Sistemi Esaslarına göre belirlenir.

Sınavlar sayfasından;

  • Sınavların nasıl yapıldığı ve organizasyonu,
  • Sınavların hangi tarihlerde yapılacağı,
  • Sınava girmek için gerekli belgeleri ve sınavda uyulacak kuralların neler olduğu,
  • Sınav süreleri,
  • Sınavda sorulan sorular ve cevapların yayınlanması,
  • Sınav sonuçlarının ilan edilmesi,
  • Sınav sonuçlarına yapılacak itirazlar

hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

Ayrıca, sınavların değerlendirilmesinde kullanılan yöntemleri bilmek ve derslerinizden nasıl geçebileceğinizi öğrenmek için Öğrenci Değerlendirme Sistemi sayfasından bilgi edinebilirsiniz.

Mezuniyet Koşulları

İşletme Yönetimi Önlisans Programında 120 AKTS kredilik ders alıp, tüm dersleri başarı ile tamamlayan FF, YZ, DZ notu olmayan, Genel Not Ortalaması (GNO) en az 2,00 olan ve diğer yükümlülükleri yerine getiren öğrenciler mezun olabilirler. Bu kredilerin altında eksik kredi ile mezun olunamaz.

İşletme Yönetimi Önlisans Programında mezuniyet koşullarını yerine getiren öğrenciler, “Açıköğretim Fakültesi İşletme Yönetimi Önlisans Programı Diploması” alırlar.

Dikey Geçiş Olanakları

İşletme Yönetimi Önlisans Programından mezun olan öğrencilerin, örgün öğretim ya da açıköğretim lisans programlarının 5. yarıyılından lisans öğrenimine devam edebilmeleri için Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan Dikey Geçiş Sınavına (DGS) girmeleri gerekmektedir.

Bu programdan mezun olan öğrenciler, dikey geçiş kapsamında başvurabilecekleri lisans programlarını, bu programların koşullarını ve bu programlara alınacak öğrenci sayılarını gösteren 2016 Meslek Yüksekokulları İle Açıköğretim Önlisans Programları Mezunlarının Lisans Öğrenimine Dikey Geçiş Sınavı (DGS) Kılavuzu’ndan detaylı bilgiye ulaşabilirler. Bu kılavuzda, adayların nasıl başvurabilecekleri, lisans programı tercihlerini nasıl yapacakları, sınav, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, meslek yüksekokulu müdürlükleri ve açıköğretim önlisans programlarının bağlı olduğu birimlerce yürütülecek işlemlerle ilgili ilke ve kurallar yer almaktadır.

İş Olanakları

İşletme Yönetimi Önlisans Programını başarı ile tamamlayan mezunlar kamu ve özel sektörde çeşitli yönetim kademelerinde çalışırlar. Programın mezunları pazarlama, satış, muhasebe, finans, denetim ve insan kaynakları gibi çeşitli alanlarda görev yapabilirler. Öğrencilerimizi geleceğin girişimcileri olarak yetiştirmek de İşletme Yönetimi Önlisans Programının amaçları arasındadır.

İşletme Yönetimi

İŞLETME YÖNETİMİ DERS NOTLARI

ÜNİTE 1

İŞLETME KAVRAMI

EKONOMİK SİSTEM
Bir ülkenin sahip oldugu kaynakların, ihtiyaç ve isteklerin karsılanması için kisiler ve kurumlar arasında dagılımını esas alan kurallar bütününe ekonomik sistem denir.
Ekonomik sistemler temel olarak üç gruba ayrılır:
Serbest piyasa ekonomilerinde (Pazar ekonomileri), üretim faktörlerinin (emek, sermaye, dogal kaynaklar) sahipleri özel kisi ya da kurumlardır.
Kumanda ekonomilerinde (Planlı ekonomiler), üretim faktörlerinin sahibi devlettir.
Karma ekonomik sistemde, üretim faktörlerinin sahibi hem devlet hem de özel kisi ya da kurumlardır.

ÜRETİM FAKTÖRLERİ

Mal ve hizmet üretimi için gerekli olan, bir ülkenin sahip oldugu temel kaynaklara üretim faktörleri denir.
Üretim faktörleri asagıdaki gibi sıralanabilir:
Emek (isgücü): Üretimi gerçeklestiren kisilerin bedensel veya zihinsel katkılarıdır.
Sermaye (kapital): Mal ve hizmet üretimi için gerekli olan bina, makine, araç-gereç, para ve paraya dönüstürülebilen varlıklardır.Yani faaliyetlerin yürütülmesi için gerekli olan fonlardır.
Girisimci (mütesebbis): Mal ve hizmet üretmek için üretim faktörlerini bir araya getiren kisidir.
Dogal Kaynaklar (tabiat): Dogadan elde edilen her seydir (su, madenler, agaçlar).
Teknoloji: Mal ve hizmet üretimi sırasında kullanılan yöntemdir.

MALLARIN SINIFLANDIRILMASI

  1. a) Üretilmesi İçin Çaba Harcanıp Harcanmamasına Göre Mallar
    – Ekonomik Mal: Üretimi için çaba harcanan mallardır, (ekmek, masa, buzdolabı gibi)

– Ekonomik Olmayan Mallar (Serbest Mallar): Üretimi için hiçbir çaba harcanmayan, dogada hazır bulunan mallardır (hava, günes ısıgı gibi)

b
) Gereksinmeleri (İhtiyaçları) Giderme Özelliklerine Göre Ekonomik Mallar
– Tüketim Malları: Gereksinimleri dogrudan dogruya gideren mallardır. Ekmek, su, elbise gibi.
– Üretim (Yatırım) Malları: Baska malların üretilmesi için gerekli mallardır. Makinalar, hammaddeler vs.

  1. c) Kullanım Sürelerine Göre Ekonomik Mallar

– Dayanıklı Mallar: Uzun süre kullanımı sonunda yavas yavas tükenen mallardır. Buzdolabı, televizyon gibi.
– Dayanıksız Mallar: Bir defa veya kısa bir süre kullanıldıgında tükenen mallardır. Ekmek, un, peynir gibi.
Dayanıklı malların hizmetinden faydalanılır. Dayanıksız malın kendisi tüketilir.
 
İSLETMELERDE BASARI ÖLÇÜTLER

 
İsletmelerin basarılı olup olmamalarını belirlemede üç etkenlikten faydalanılır:

  1. a) Teknik Etkenlik: Belirlenen standartlara ulasmak ve belirli bir isi en ucuza getirmek
  2. b) Ekonomik Etkenlik: Eldeki kaynakların en uygun sekilde kullanımıdır.
  3. c) İsletme Biliminde Etkenlik: Belirli bir girdi ile en yüksek çıktının saglanabilmesidir.

Etkenligi, verimlilik, ekonomiklik ve kârlılık belirler.
– Verimlilik (Prodüktivite) = Çıktı / Gidi
– Ekonomiklik: Üretim Satısı Tutarı / Üretim Maliyeti
Kârlılık (Rantablite): Net Kâr / Kullanılan Kapasite

ÖZEL GİRİSİM SİSTEMİNİN TEMEL UNSURLARI
Özel girisim sisteminin dayandıgı 4 temel unsur vardır:

1. Özel mülkiyet hakkı: Kisilerin tasınır ve tasınmaz mal satın almaları, onları kullanmaları ve satma haklarıdır.

  1. Seçme özgürlügü: Üretici ve tüketicilerin neyi üreteceklerini veya tüketeceklerini özgürce yapabilme haklarıdır.
  2. Kâr elde etme: girisimcilerin faaliyetleri sonucunda ortaya çıkacak kâr üzerindeki haklarıdır.

Serbest rekabet: isletmelerin pazardan daha fazla pay alabilmek için rekabet etme haklarıdır.

İŞLETME KAVRAMI

İşletme, insanların ihtiyaç ve isteklerini karsılayacak mal ve hizmet üreten kâr amaçlı iktisadi kuruluslardır.
İsletme kurarak kâr elde etmek isteyen kisiye girisimci, yaptıgı isleme ise girisim denir.
Girisimci üretim faktörlerini bir araya getirerek üretime yöneltir ve ortaya çıkacak riskleri üstlenir. Yönetici, mal ve hizmet üretmek için bir araya getirilen üretim faktörlerini yöneten kisidir. Yaptıgı isi bir ücret karsılıgı yapar, risk üstlenmez.

 

 

 

SINAVA YÖNELİK DEGERLENDİRMELER
i. Ekonomik sistemin tanımı
ii. Üretim faktörleri (“Hangisi üretim faktörlerinden biri degildir?” ya da “Fonları gösteren üretim faktörü hangisidir?” gibi)
iii. Malların sınıflandırılması (“Hangisi ekonomik ya da dayanıksız maldır?” vs. ve bunların tanımlarından biri)
iv. İsletmelerde basarı ölçütleri (özellikle “verimlilik”)
v. İsletmenin ve girisimcinin tanımı
vi. Özel girisim sisteminin temel unsurları

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 2

İŞLETMELERİN ÖZELLİKLERİ

İSLETMELERİN AMAÇLARI

İsletmelerin ulasmak istedikleri noktalara veya hedeflere isletmenin amaçları denir. İsletmenin amaçları, temel (genel) amaçlar ve özel amaçlar olarak ikiye ayrılır.

  1. TEMEL (GENEL) AMAÇLAR
    İsletmelerin temel amaçları kar elde etmek ve topluma hizmettir.

    a) Kar Elde Etmek

    Kar, isletmelerin belirli bir dönem sonunda elde ettigi gelirlerle bu dönemdeki giderler arasındaki pozitif (olumlu) farktır. Daha açık bir ifadeyle kar, gelirin gideri asan kısmıdır. Eger isletmelerde gelir giderden daha az olursa zarar ortaya çıkacaktır.
    Kar, isletmeler için büyüme ve gelismenin bir göstergesi olmakla birlikte isletme üst yönetiminin basarısını degerlendirmede bir ölçü, çalısanları da tesvik edici bir araçtır.

    b)Topluma Hizmet Etmek

    Özel sektör isletmelerinin amacı, öncelikle topluma hizmet etmek olmayıp kar elde etmektir. Ancak birçok kisiye is olanagı sundugu için topluma hizmet de etmektedirler.
    Temel amacı topluma hizmet etmek olan isletmeler, kamu isletmeleridir. Türkiye’de Kamu İktisadi Tesebbüsleri (KT’ler), topluma hizmet etmek için kurulmus ve karı ikinci plana itmis, kamu tarafından kurulmus isletmelerdir.

    2. ÖZEL AMAÇLAR
    İsletmelerin kar elde etmek ve topluma hizmet etmek gibi temel (genel) amaçlarının yanı sıra uzun dönemli büyüme, tüketicilere kaliteli mal ve hizmet sunma, çalısanlara uygun ücret verme ve toplumsal sorumluluk gibi özel amaçları da bulunmaktadır.

    a) Uzun Süreli Büyüme

    İsletmeler varlıklarını sürdürebilmek için sürekli büyüme ve gelismeyi saglamak zorundadır.
    b) Çalısanlara Uygun Ücret Verme
    İsletmeler, etkin ve verimli bir çalısma ortamının meydana getirilmesi için çalısanlara uygun ücret vererek ve çalısma güvenligini saglayarak motivasyonu artırabilirler.
    c) Tüketicilere Kaliteli Mal ve Hizmet Sunma
    Tüketicilere kaliteli mal ve hizmet sunma, isletmelerin satıslarını artıracagı için karı üst noktaya çıkarır.
    d) Toplumsal Sorumluluk
    İsletmeler, içinde bulundukları toplumsal çevreye uyum saglayarak çesitli çıkar gruplarının (tüketiciler, sendikalar, vs.) istek ve beklentilerini karsılamak zorundadır. Bunun için de egitim, spor, kültürel alanlara destek vermektedirler. Ayrıca dogal çevrenin korunarak çevre kirliliginin önlenmesi de günümüzde isletmelerin en önemli toplumsal sorumluluklarından biridir.

 

 


İŞLETMELERİN FAALİYETLERİ

İsletmelerin islevleri (faaliyetleri) Henry Fayol’a göre sunlardır:
• Yönetim Faaliyetleri: Planlama, örgütleme, koordinasyon, yöneltme ve denetim
• Üretim/Teknik Faaliyetler: Üretimin gerçeklestirilmesi islemleri
• Güvenlik Faaliyetleri: İsletmenin, çalısanların ve üretilen malların güvenligi
• Finansal Faaliyetler: İsletme için gerekli olan fonların bulunması ve bunların kullanılması
• Ticari Faaliyetler: Satın alma, satıs, pazarlama
• Muhasebe Faaliyetleri: Gelir-gider hesapları, parasal islemlerin kaydedilmesi, envanter, vs.

İSLETMENİN İÇ VE DIS ÇEVRESİ
İsletmeler faaliyette bulundukları çevreden olumlu veya olumsuz olarak etkilenmektedir. İsletmenin faaliyetlerini etkileyen çevre unsurları, çıkar grupları olarak da adlandırılmaktadır.İsletmeleri etkileyen iç çevre unsurları ya da çıkar grupları isletme sahipleri, yöneticiler, personel ve örgüt gibi unsurlardan olusmaktadır.İsletmeleri etkileyen dıs çevre unsurları ya da çıkar grupları ise devlet ve yasalar, tüketiciler, toplumun yapısı ve kültürü, tedarikçiler, rakipler, diger isletmeler ve dogal (fiziksel) çevre kosulları gibi unsurlardan olusmaktadır.

1. İSLETMELERİN İÇ ÇEVRE UNSURLARI
Sermaye Sahipleri: İsletmenin kurulması ve faaliyetlerine devam edebilmesi için sermaye koyan kisilerdir. İsletme sahiplerinin beklentileri kardır.
Yöneticiler ve Personel: İsletmede faaliyetlerin yürütülmesine direkt katkısı olan, en alt basamaktaki personelden en üstteki yöneticilere kadar herkesi kapsamaktadır. Yöneticiler ve personelin, daha iyi çalısma kosulu, sosyal ortam ve doyurucu ücret gibi çesitli beklentileri bulunmaktadır.

2. İSLETMELERİN DIS ÇEVRE UNSURLARI
Devlet ve Yasalar: İsletmeleri ilgilendiren en önemli dıs çevre unsurunu olusturan devletin uygulamaları ve yasalar, isletmelerin haklarının ve sorumluluklarının sınırlarını çizmektedir. Vergi yasaları, is güvenligi yasaları ve çevre koruma yasaları isletmeleri yakından ilgilendirmektedir.
Tüketiciler, Toplumun Yapısı ve Kültürü: İsletmelerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri satıslarına baglıdır. Bunun için de satıs yapacagı toplumun yapısını ve kültürünü yakından inceleyerek buna göre bir tutum içine girmek zorundadır.
Toplumsal Çevre: İsletmenin faaliyette bulundugu toplumun demografik ve kültürel özellikleri toplumsal çevreyi belirler. Toplumun isletmeye bakısı ve isletme ile ilgili düsünceleri, isletmeler için önemlidir.
Tedarikçiler: İsletmeye mal ve hizmet sunan diger isletmelerdir. İsletmeler tedarikçilerin çıkarlarını da gözetmek zorundadır.
Diger İsletmeler: İsletmeye kredi veren bankalar veya diger finans kuruluslarıdır. İsletmeler bunlara kası sorumluluklarını yerine getirmelidir.
Rakipler: Aynı sektörde faaliyet gösteren isletmelerdir. İsletmeler, rakiplerinin faaliyetlerini incelemek ve onlarla rekabet edebilmek için degisime ayak uydurmak zorundadır.
Fiziksel Çevre: İsletmeleri etkileyen toprak, hava, su ve iklim gibi yeryüzündeki dogal kaynaklardır. Bütün isletmeler belirli düzeyde bu kaynaklardan etkilenir ve bu kaynaklara bagımlıdır. Dogal kaynakları bilinçsizce yok eden isletmeler, hem yasalara hem de topluma karsı sorumlu olacaktır.

 

 

 

 

 

 
İSLETMELERİN SINIFLANDIRILMASI

  1. ÜRETİLEN MAL VE HİZMETE GÖRE İSLETMELER
    Endüstri İsletmeleri: Kullandıgı girdileri fiziksel veya kimyasal degisikliklerle yeni bir mala dönüstüren isletmelerdir. Hammadde isleyen veya televizyon, otomobil vs. üreten isletmeler endüstri isletmeleridir.
    Ticaret İsletmeleri: Üretilen malların tüketicilere ulasmasını saglayan isletmelerdir. Bu isletmeler toptancılık, yarı toptancılık ya da perakendecilik faaliyetleriyle üreticiler ile tüketiciler arasında baglantıyı saglamaktadır.
    Hizmet İsletmeleri: Konaklama, eglence, saglık, bankacılık gibi hizmetleri üreten ve pazarlayan isletmelerdir.

    2. ÜRETİM ARAÇLARININ MÜLKİYETİNE GÖRE İSLETMELER
    Özel Kesim İsletmeleri: Üretim araçlarının mülkiyetinin özel kisilere ait oldugu isletmelerdir.
    Kamu Kesimi İsletmeleri: Üretim araçlarının mülkiyetinin kamuya (devlete) ait oldugu isletmelerdir. Ülkemizde bu tür isletmelerin (KT’lerin) ekonomide önemli bir agırlıgı bulunmaktadır.
    Yabancı Sermayeli İsletmeler: Üretim araçlarının mülkiyetinin baska ülke vatandaslarına ait oldugu isletmelerdir.

 

  1. HUKUK YAPILARINA GÖRE İSLETMELER

    a) Özel İsletmelerin Hukuksal Yapıları

    Kisi Sirketleri

    • Tek Kisi İsletmesi
    • Adi Sirket
    • Kollektif Sirket
    • Adi Komandit Sirket

    Sermaye Sirketleri
    • Anonim Sirket
    • Limited Sirket
    • Kooperatif Sirket
    • Sermayesi Paylara Bölünmüs Komandit Sirket

    b) Kamu İsletmelerinin Hukuksal Yapıları
    Kamu İktisadi Tesebbüsleri
    • Kamu İktisadi Kurulusları (KK)
    • İktisadi Devlet Tesekkülleri (DT)
    Yerel Yönetim İsletmeleri
    Katma Bütçeli Yönetim İsletmeleri
    Döner Sermayeli İsletmeler

    c) Yabancı Sermayeli İsletmeler
    • Uluslar arası anlasmalarla kurulan isletmeler
    • Petrol Yasasına Göre Kurulan sletmeler
    • 6222 Sayılı Kanun’a Göre Kurulan sletmeler
    • 1567 Sayılı Kanun’a Göre Kurulan sletmeler

    4. ULUSAL KÖKENLERİNE GÖRE İSLETMELER
    Ulusal İsletmeler: Bu isletmeler, ülke içinde kurulmus, sermaye ve yönetim açısından diger bir ülkeye baglı olmayan isletmelerdir.
    Uluslararası İsletmeler: Yalnızca kuruldugu ülkede degil baska ülkelerde de çesitli yatırımlar yapan isletmelerdir. Genellikle pazarlama, ticaret, ulastırma ve sanayi alanlarında faaliyette bulunur.
    Çok Uluslu Sirketler (ÇUS): Ekonomik hayatın her alanında faaliyette bulunan bu isletmeler dünyayı tek bir Pazar olarak görür ve amaçlarını gerçeklestirecek en uygun yatırım yerleri için sermaye, teknoloji ve yönetimlerini bu alana yönlendirirler.

    5. İSLETMELER ARASI ANLASMALARA GÖRE İSLETMELER
    Amaçlarını gerçeklestirmek için isletmeler arasında asagıdaki anlasmalar yapılır:
    • Tröst
    • Kartel
    • Konsorsiyum
    • Konsern
    • Centilmen Anlasmaları
    • Holding
    • Tam Birlesme

    6. DİGER İSLETME SINIFLANDIRMALARI
    • Büyüklük
    • Yönetim Biçimi
    • Alıcıların Çesidi
    • Süreklilik
    • Risk Alma Derecesi

    SINAVA YÖNELİK DEGERLENDİRMELER
    • İsletmelerin genel ve özel amaçları (hangisi özel amaçlardan biri degildir; gibi)
    • İsletmenin islevleri
    • İsletmelerin iç ve dıs çevre unsurları (hangisi dıs çevre unsurlarından biri degildir ya da bunlardan birinin tanımı)
    • İsletmelerin sınıflandırılması (özellikle kisi ve sermaye sirketleri)

 

ÜNİTE 3


İSLETMELERİN KURULUSU

 
İsletmelerin kurulusunda yatırım kararı ile ilgili asamalar:

1-Yatırım düsüncesi(pazarda istemin artması,isletmenin büyüme egilimi,maliyetleri düsürme çabası,yeni bir mala geçis,teknolojik yenileme gibi etkenler yeni bir yatırım düsüncesinin olusmasını saglar.ülkenin ekonomik yapısı,Pazar durumu,rekabet durumu,dıssatım ve dısalım olanakları,teknoloji,dogal kaynaklar da.),

2-yapılabilirlik(fizibilite)arastırmaları(kesin yatırım kararı alınmadan önce girisimcinin yapmayı düsündügü üretim ve sermaye yatırımı ile ilgili olarak ekonomik,teknolojik ve finansal sorunlarla,kurulus yeri sorunlarını çözmek için gerekli tüm bilgilerin sistemli sekilde elde edilmesi yapılabilirlik arastırması,bunların bir metin içinde toplanması da yapılabilirlik pojesidir.),

3-yapılabilirlik projesi,(ön proje olusturulur.)

4-degerlendirme ve yatırım kararı,(isletmeci,isletmeyi kurma kararı verirken karlılık oranları üzerinde durur ,borç ödeme yetenegi,döviz etkisi,katma deger ölçütü,sermaye-hasıla oranı,sermaye yogunlugu,emek verimliligi gibi degerlendirmeler yapılır).

5-kesin proje,(proje kabul edildikten sonra kesin proje biçimine dönüstürülür.kesin projede yer alanlar:isletmenin
kapasitesi,büyüklügü,hukuksal yapısı,yapılacak harcamaların ayrıntısı,alınacak her tür donanım,teknik özellikleri,maliyetleri.)

6-projenin uygulanması,(yatırım)(arsa alımı,donanımın kurulması,makine ve araç gerecin satın alınması,montaj.)(proje ve mühendislik tasarımlarının olusturulması,görüsme ve sözlesmelerin tamamlanması,egitim projesinin uygulanmasına iliskin çalısmalar)

7-üretime geçis asaması(önce deneme üretimi)(malın uygunlugunun denetimi,arada fark varsa bunların giderilmesi) yapılabilirlik projesindeki arastırmalar: ekonomik(kurulacak isletmenin ekonomik açıdan verimli ,karlı ve ussal olup olmadıgının arastırılması.üretilmesi planlanan mal veya hizmete iliskin talep ve Pazar payının kestirimi yapılır.),teknik arastırmalar(üretim süreci asamalarının tanımlanması,üretim teknolojisinin seçimi,fabrika içindeki yerlesimi ,bakım ,onarım olanakları.),finansal arastırmalar,yasal arastırmalar,örgütsel arastırmalar(is analizi,is bölümü,uzmanlasma,iletisim kanalları) kurulus yerinin belirlenmesi:

asamalar:
1-belli bir ülkenin sınırları içindeki belli bir bölgeyi seçmek
2-seçilen bu bölgenin içinde kalan belli bir noktayı saptamak
3-bu noktadaki bir arsada isletmeyi olusturup,isletme için gerekli üretim araçlarını saglamak ve isletmenin iç yerlesim düzenini kurmak

bölge seçerken deger verilmesi gereken etkenler:
1-hammadde (malın önemli bir bölümünün olusmasına katkıda bulunan girdiler hammadde,öbürleri ise yardımcı madde yada malzeme adını alır.hammadde saglanmasında süreklilik ve güvenlilik saglanmalı,fiyatı elverisli olmalı,iyi bir ulasım sebekesinin yanında olmalı.)

2-ulastırma(tasıma) :rakip isletmelerin kurulus yerine göre ulasım açısından daha olumsuz bir durumda olunmamalı.tasımadaki bes temel yol:demir,kara,hava,deniz yolları,boru hattı.

3-pazara yakınlık

4-isgücü isçiligin ürün maliyetindeki payını neler etkiler? Mekanizasyon ve otomasyon derecesi,isletmenin kapasitesi ve kapasite kullanımı,nitelikli isçinin tüm isçiye oranı,çevredeki ortalama isçi ücretleri.

5-enerji ve yakıt

6-su

7-iklim ve deprem iklim neleri etkiler?isletmede çalısanların saglıgını,çalısma yetenegini,üretkenligini.
sletmelerin üretimlerini dogrudan etkileyen faktörler nelerdir? Isı derecesi,nemlilik derecesi,bunların degisme derecesi,çabuklugu

8-artıkların atılması

9-özendirme önlemleri a-:enerji,ulastırma ve haberlesme gibi altyapı yatırımlarının devletçe gerçeklestirilmesi seklinde ve
b- özel kesime vergi ayrıcalıgı yada indirimi saglayarak.

10-öteki etkenler :yerel vergi,resim ve harçlar,isletmelerin katlanacakları parasal yükün boyutu isletmeleri belli yörelere çeker yada uzaklastırır.ikinci etken:kültürel kosullardır.isletmeler birçok sanayi dalının bir araya toplandıgı bölgelerde kurulursa pek çok üstünlük elde ederler.Buna dıssal ekonomiler denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 4:

İSLETMELERİN BÜYÜMESİ
Büyümeden önce karar verilecek nokta nedir?isletme büyüklügü

İsletmeleri büyüme sürecine zorlayan etkenler nelerdir?çevresel kosullar,tüketici kavramının degismesi,rakip isletmelerin yeni teknolojiler ve büyük sermayelerle pazarda faaliyet göstermeleri.

İsletme büyüklügünün belirlenmesinde etkili unsurlar nelerdir?isletmenin yönetim yetenegi,sosyal çevre,finansman kaynakları,ülke ekonomisi,faaliyet konusu,rakiplerin durumu.

Büyümenin olumlu sonuçları nelerdir?çalısanlardan daha yüksel performans alınabilir,daha verimli bir çalısma ortamı saglanabilir.

Olumsuz sonuçları?is yükü artısından dolayı çalısanlarda motivasyon azalması,büyümenin neden oldugu yüksek tansiyondan dolayı basarılı elemanların basarısız duruma düsmesi söz konusu olabilir.verim düsebilir
Hızla büyüme sürecine giren bir isletmenin,asırı büyümeyi finanse edecek güce sahip olması gerekir.Dengeli ve tutarlı bir büyüme süreci saglanmalıdır.

Büyüme nedenleri:
İsletme çevre baskısına karsı koyabilir,çevre uyma yetenegi artar,rakiplerle daha kolay mücadele edilir,kaliteli hizmet sunulur,finansal olanaklar artar,güç kazanır,üretimde miktar ve kalite artar,maliyetlerde düsme olur,ar-ge ye agırlık verilir,tedarik kolaylıgı kazanırlar,hammadde ve yardımcı madde alımı istedikleri miktarlarda gerçeklesebilir,stok yapabilirler,faaliyet gösterdikleri pazarların nitelik ve niceligi degisir.

Büyüme biçimleri:
Karlılıgı artırabilmek için düsük maliyet ve farklılasma üzerinde durulur.yeterli finansman kaynagı saglandıgında,isletmeler büyüme
hedefine yönelirler.yöneticiler için büyüme güç,söhret,statü kazanma için temel kosuldur.
Büyüme biçiminde dikkate alınacak konular:isletmenin mevcut durumu,faaliyet gösterilen endüstri dalı,üretilen mallara karsı olan talebin trendi,rakip isletmelerin büyüme modelleri,ekonominin gidisi.

1-iç büyüme:mevcut faaliyetleri genisleterek ve kendi kaynaklarına dayanarak.yeni finansman kaynaklarına ihtiyaç duyulur,büyümede borçlanma,oto finansman,yeni sermaye bulma yöntemleri uygulanır.kaynak bulununca üretim kapasitesi artırılır,yeni Pazar arayısına girilir.

a-yatay büyüme.aynı üretim dalında faaliyet boyutlarını genisleterek,fabrika sayısını artırarak.yatay büyüme sekilleri: ürün farklılastırılması (aynı ürünün degisik özelliklerle piyasaya sürülmesi. Amaç:marka imajını güçlendirmektir. ) ve Pazar farklılastırılması (farklı pazarlarda ürün yaygınlastırılması.degisik bölgelerde,degisik tüketici gruplarına ulasmak).

b-dikey büyüme: geriye dogru (daha önce satın aldıgı girdileri kendisi üretmeye baslar.bu büyümede dikkat edilmesi gerekenler:girdileri üretmek için yeterli kaynak ayıma imkanının olması,satıcıların yüksek kar oranıyla çalısması,girdilerin zamanında ve uygun kalitede tedarik edilmesi,satıcı isletme az oldugu durumda geriye dogru büyüme tercih edilir.) ve ileriye dogru :isletmenin ürettigi malların tüketiciye geçmesi sırasında.isletmenin ürettigi mallar için satıs organizasyonu kuması gibi.

Bu tip büyümede gereken kosullar:üretilen mallar için dagıtım sistemi kuracak kaynak varsa,dagıtımda sıkısıklık,gecikme oluyorsa,pazarlama kanalı çok uzun ve yüksek fiyat gerektiriyorsa,isletme çok teknik bir ürün üretiyorsa,dagıtım kanallarındaki isletmeler uzmanlasmamıssa,büyüyen bir endüstri dalında çalısıyorsa bu tip büyüme olur.

2 – Dış Büyüme : kendi iç kaynakları yeterli olmadıgında.genellikle birlesme seklinde olur.
Dıs büyümenin olumlu yanları nelerdir?tek basına yapılamayacak isler gerçeklestirilebilir,yeni teknoloji kazanımı kolaylasır,kredi ve ilave finansman bulmak kolaylasır,piyasa hakimiyeti ve rekabet kolaylasır,tekelci durum yaratılabilir .

dikey birlesme :amaç azarda rekabet gücünü artırmak.iki tür gerçeklesir:

1-geriye dogru dikey (satın alınan isletmenin çıktısı,satın alan isletmenin girdisini olusturuyorsa. Temel amaç:tedarikçi isletmenin denetimini veya sahipligini saglamak. Bu strateji ne zaman uygulanır?tedarikçilerin yüksek maliyetler getirmesi veya isletmenin girdi ihtiyacını zamanında karsılayamaması durumunda.

2-ileriye dogru dikey:dikey birlesme yapan isletmenin çıktısı,birlesme yapılan isletmenin girdisini teskil ediyorsa.-isletmenin mallarını satan veya dagıtan isletmenin satın alınması ve denetimi.franchising anlasması yapmak da ileriye dogru dikey birlesmedir.

Yatay birlesme:birbirinin aynısı olan malları üreten ve pazarlayan isletmelerin bilesmesi..amaç:daha fazla bölgede faaliyet göstermek,ürün çesitlerini artırmak,üretim artısı ile maliyet indirmek,rekabete karsı daha güçlü olmak,tekelci olmak için.
Yatay birlesme,isletmelerin büyüklük açısından belli bir düzeye ulasamamalarından dolayı,ekonomik bir sekilde kullanılamayan kaynakların kullanılmasını saglar.personel daha verimli hale gelir.iyi hizmet saglanır,düsük maliyetle çalısılır,Pazar genisletilir.

Sorunlar: organizasyon yapısı farklı ise örgüt kültürleri uyusmayabilir.

Hukuki ve ekonomik açıdan birlesme türleri.

Kartel:aynı konuda çalısan 2 isletme birleserek,tüketici aleyhine olarak kar artırımı için bir araya gelmislerdir.üretim miktarı ve pazarlama konusunda anlasma yapılır.maliyet yapıları birbirine yakın olmalıdır.
 

Kurulus konuları:
fiyat karteli:anlasma ile aynı fiyattan satıs yapılması.önce fiyat düsürülür,rakipler zayıflatılır, sonra fiyatlar birlikte yükseltilir.sabit bir fiyat üzerinden veya 2 fiyat sınırı arasında anlasma yapılabilir.
pazarı bölümlendirerek belli bölgelerde kartele baglı isletmelerin mallarının satılması.basarılı olmak için kendi bölge dısında satıs yapılmaması gerekir.
Miktar karteli:üretim sınırlandırılmasına gidilerek fiyatın belli seviyenin altına düsmemesi saglanır.tüketiciler yüksek fiyat ödemede zorlanırlar.
Konsernler: tipik bir tekellesme yaratılır.tröste benzer anlasmalardır.tröstte amaç.rekabeti önleyerek karı artırmaktır. Konsernde amaç.maliyet düsürmektir.konserne katılan isletmeler dikey büyüme halinde birbirini tamamlarlar.tüketiciler zarar görür.
Holdingler: bagımsızlıklarını kaybetmezler,amacı çoklugudur.rekabeti ortadan kaldırmak yerine tam anlamıyla büyüme gerçeklestirilir.Hedef:baska isletmelerin hisse senetlerini almak,kontrolü ele geçirmektir.sonuçta ana sirket ve baglı sirketler olusurlar. Degisik konularda çalısan isletmeler birlesirler.ana sirket,,baglı sirketlerin hisse senetlerini ele geçirerek,bu sirketlerin yönetiminde söz sahibi olur.
Tröst:amaç:büyüyerek pazarın daha büyük bir bölümünü ele geçirmektir.tröste dahil olan isletmeler bagımsızlıklarını tamamen kaybederler.
Anlasmalı malı üretenler arasında yapılırlar.en yaygını: yatırım tröstüdür.daha çok sermaye piyasalarının gelistigi ülkelerde görülür. Amaç:sermaye kaynaklarını bilestirerek büyümeyi saglamak.en çok kar getirecegi düsünülen isletmelerin hisse senetleri alınır.digeri, oylama tröstü: aynı konuda çalısan isletmelerin hisse senetlerini alarak,oy haklarını birlestirme amacındadırlar.
Tam birlesme:2 veya daha fazla isletmenin tek bir isletme haline gelmesidir.olumlu yanı:reklam,ar-ge,genel yönetim giderlerinde tasarruf saglanır.
Satın alma yoluyla birlesme.farklı büyüklükteki isletmelerin,aralarında gerçeklestirdigi türdür.
Amaç:Pazar genisletmek,yeni pazarlar bulmak.
Yararları:kar artısı,rakiplerle daha iyi mücadele,sinerjiden dogacak verimliligi yönetmek,gelir artısı,yönetimde eksik kalınan konuları,satın alınan isletme yoluyla tamamlamak,ürün çesitlemesi,büyümeyi daha kolay saglamak.
Diger birlesme türleri:konsorsiyum,centilmenlik anlasması,konsolidasyon,stratejik birlikler,joınt venture

İsletmelerde küçülme:
İsletmelerin Büyümesi,İsletmelerde bazı temel amaçlar vardır. Devamlılıgı saglama, kâr ve büyümedir. isletmeler çesitli nedenlerle büyümeye zorlanırlar. Bazı isletmelerin büyümenin saglayacagı yararlara karsın, getirecegi sıkıntılar ve olumsuzluklar yüzünden büyümeye karsı isteksiz oldukları görülmektedir.büyük örgütler daha iyi örgütlerdir.sonu olmayan büyüme dogal ve arzulanan bir süreçtir.etkin örgütlerin en iyi göstergesi tutarlılık ve uyumluluktur.
Bildigin en iyi isi yap ilkesine göre,asırı büyümenin yarar getirmeyecegi görülmeye baslandı.
Küçük de büyük kadar iyidir.gereksiz büyüme yöneticileri büyük sorumluluklar altına sokar.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 5

İS AHLAKI VE TOPLUMSAL SORUMLULUK
İsletmelerin ne gibi riskleri vardır ? ekonomik anlamda risk,etik kurallara uyum saglama riski.

Etik:bireysel ahlak ve davranıssal alıskanlıklar.insanlar için neyin dogru ve iyi oldugunun ortaya konmasıdır.(törel kurallar)
Etik kavramı üzerinde uzlasamamanın nedenleri nelerdir?
1-isletmeler içeriden ve dısarıdan çesitli çıkar kümelerinin etkisi altındadır.
2- toplum büyük bir hızla degismektedir.

Yasalar ve etik arası iliski:
1-yasalar zamana göre degistiginden etikle baglantıları da degisir.
2-yasalar kimi davranısları olumsuz görürken etik ilkeler olumlu olabilir.
3-yasalar ile toplumun etik standartları arasında önemli bir açıklık bulunur:yasalar toplumun gelisimine ayak uyduramaz.
Girisimcinin bu konudaki en önemli açmazı nedir? Yasa ile etik arası çeliski.

İsletmelerde etik açıdan sorgulanacak davranıslar:
1-isletme çalısanlarının yönetici denetimi dısında çesitli sahtecilikler yapması:zimmet ve hırsızlık gibi.
2-bilinçli yada bilinçsiz yapılan: isine kendini vermeme,yanlıslara göz yumma.
3-yöneticilerin isletme çıkarları dogrultusunda basvurdukları girisimler:is yaptırmak için rüsvet vermek,rakiplerle anlasarak yüksek fiyat belirlemek,arz kısıtlamalarına gidilmesi gibi.
4-isletme çıkarı için sürekli olarak yasa ve etik sınırlarını asmak:saglıga,güvenlige aykırı mal üretip,pazara sunmak,ambargo konmus ülkeye el altından silah,uyusturucu mal satmak gibi.

Toplumsal sorumluluk nedir? Bir isletmenin topluma karsı duyması gereken sorumluluklar.toplumla isletmeler arası bir toplumsal anlasmadır.
Etik ise , bireysel karar almayı ilgilendiren ahlak kurallarıyla baglantılıdır.
Hangi yönlerden söz konusudur?Ekonomik(uygun fiyat),hukuksal(yasalara uyum), etik(yasada belirtilmeyen ama toplumun bekledigi davranıs ve eylemler),gönüllü(katkılar,toplumsal etkinliklerin desteklenmesi ).
İsletmelerin verecekleri kararlar hangi nedenlerle çok karmasık bir yapı gösterir?

1-etik kararların sonuçları baskalarını da ilgilendirir.bu kararlar dalgalar seklinde yayılarak,isletme dısındakileri de etkiler.
2-etik sorunlara iliskin alınacak isletme kararları çok çesitli seçeneklere sahiptir.bu kararlar evet-hayır seklinde olusmaz.
3-etik sorunlara iliskin isletme kararları çogunlukla karmasık sonuçlar dogurur.
4-çogu isletme kararları belirsiz etik sonuçlar dogurur.etik risk olmaksızın bir kararın alınması söz konusu degildir.
5-etik konularındaki çogu isletme kararı kisisel bir özellik tasır.girisimciler tümüyle isletme çıkarlarından soyutlanmıs kararlar veremezler.
 

 
Etik çatısmalarının nedenleri:
1- bireylerin kisisel deger yargıları ile çalısılan isin ve yasanılan toplumun deger yargıları arası çatısma.
2- Çalısanlarının amaçları ile isletmenin örgütsel amaçları arası çeliski.
3- Tüketicilerin güvenli ve nitelikli ürün istemleri ile üreticilerin yüksek karlar elde etme amacı.
4- Yöneticiler belli kisileri ise almak isterken,örgütte en nitelikli personelin alınması istemi.
5- Toplumda kadınlara ,belli kümelere de esit is fırsatı verme amacıyla çeliski.
6- İsin özellikleri ile örgütün kültürü arası çeliski.
7- Astlarla iliskiler üstlerle iliskilere göre daha çok çatısmaya yol açar.
8- İsletme çıkarları ile kisisel çıkarlar arası çatısma.
9- Yüksek fiyat ,tekelci fiyat uygulamaları.

Etik konularının sınıflandırılması:
1-çıkar çatısmaları :rüsvet ve hediye .
2-içtenlik ve dogruluktan sapma:tüm yasa ve düzenlemelere uyma zorunlulugu.yanıltıcı,aldatıcı olmama.
3-iletisim:bilginin akısı ve anlamının paylasımı:reklam mesajları,çevre kirliligi,çalısma kosulları.
4-örgütsel iliskiler:taklit

isletmelerde etik sorunlarla karsılasacak taraflar kimlerdir?
1-isletme sahipleri,
2-isletme çalısanları(çalısma sırasında ortaya çıkan sorunların aktarılması,sabotaj,hırsızlık,cinsel taciz)
3-müsteriler(tüketici istek ve gereksinimlerini karsılarken uzun dönemli degerlerini de göz önünde tutmak).

Sorunların çıkabilecegi isletme islevleri nelerdir?
1-Yönetim(güvenli is kosullaı,güvenli ürün,çevre korunması,ayrımcılık yapmama ,çalısanları örgütsel hedefler dogrultusunda örgütleme ve güdüleme.),

2-pazarlama(ürünlerin güvenli olması,reklam ve diger tutundurma etkinliklerinin düzenlenmesi,fiyatlandırma,dagıtım kanallarının olusturulması,reklamların aldatıcı olmaması,fiyat düzeylerinin gerçekçi olarak saptanması) pazarlama nedir? Tüketicileri doygunluga ulastıracak mal ve hizmetlerin sunulması eylemi.

3-muhasebe( muhasebe görevlileri,muhasebe müsavirlik büroları arası rekabet,gizli fiyat uygulamaları,düsük ücretler,daha az vergi verme yollarının bulunması talebi)

4-finansman(finansal kaynakların nasıl saglandıgı ve kullanıldıgı,finansal durumun ilgililere nasıl aktarıldıgı).

Etik davranısların denetlenmesi:
1-Etik davranıslar,örgütsel davranıs standartları ve etik ilkeleri koyarak özendirilebilir.
2-Düzeltici eylemlere basvurulabilir:ödül ve ceza sistemi.
3-etige iliskin isletme stratejilerinin yasama geçirilmesi için uygun kaynakların ve standartların kullanılması gerekir.bu stratejilerin yasama geçirilmesindeki asamalar

a-örgütleme:isletmelerin etik amaçlarına etkin biçimde ulasması için kaynakların saglanıp ve eylemlerin belirlenmesi.
b-esgüdüleme :örgütsel amaçların desteklenmesi için çalısanların eylemlerinin düzenlestirilmesi,uyumlastırılması.
c-güdüleme:bireylerin belirli amaçlara ulasmaları için özendirilmesi.
d-iletisim

ETİK NORMLAR:

1-caux round table:

olusturanlar:ABD,Japonya,Avrupa
kurulus amacı:ticaretteki yükselen gerilimin düzene
kurucular:1986 yılında philips elektronic baskanı ile INSEAD baskan yardımcısı
çalısma alanı:üye ülkeler arasında temel ekonomik ve toplumsal iliskilerin gelistirilmesi ve öteki ülkelere karsı duyulan acil ortaklasa sorumlulukların belirlenmesi.dünya barıs ve düzenini etkileyen toplumsal ve ekonomik saldırıların azaltılması.
Bu yuvarlak masa olusumunun kuralları:
1-ilkelere giris,
temel konu;isletmelerin politikalarından ve eylemlerinden sorumluluk duymak ve karsılıklı çıkarlara ve güvene dayanmak.hem yerel hem de küresel düzeyde,ortak degerlerin ve refahın paylasımının önemi.isletme kararlarında ahlaki degerleri öne alan ilkelere uyulması.
2-genel ilkeler;
isletmelerin sorumlulugu:
bir isletmenin toplum için degeri nasıl ölçülür? O isletmenin yarattıgı deger ve sagladıgı isgücü ile tüketicilere sundugu mal ve hizmetlerin nitelikleri ve uyumlu fiyatları ile.
İsletmeler yarattıkları serveti müsterileri,çalısanları ve pay sahipleri ile bölüserek bunların yasamlarını gelistirmede rol oynamalıdır.
İsletmeye girdi verenlerin ve rakiplerin beklentileri nedir?
İsletmelerin yükümlülüklerini dürüstlük ve güvenilirlilik içinde yerine getirmeleri.
İsletmelerin ekonomik ve toplumsal etkileri: yabancı ülkelerde mal ve hizmet üretmek ya da satmak için kurulan isletmeler,bu ülkelerin toplumsal gelismelerine istihdam yaratarak ve halkın satın alma gücünü yükselterek katkıda bulunmalıdır.insan haklarına,egitime,refaha,yasam kosullarına katkıda bulunmalıdır.tüm dünya toplumuna katkıda bulunmalıdır.
İsletme davranısları: isletmeler içtenlik,dürüstlük,gerçekçilik,sözünü tutma,saydamlık ilkelerine baglı olmalıdır.uluslar arası islemlerde etkinlik ve süreklilik saglayacaktır.
Kurallara uyum:
Neden gereklidir? Ticari kısıtlamalardan kaçınmak,özgür bir ticareti gerçeklestirmek,rekabette esit kosullar saglamak,dürüstlük ve esitlik olusturmak için.
Ticari anlasmaları desteklemek.gatt,dünya ticaret örgütü gibi uluslar arası anlasmaları desteklemelidir:isbirligi
Çevreye saygı:çevreyi koruma,gelistirme,dogal kaynak israfını önleme.
Yasal olmayan islerden kaçınmak:rüsvet,dolandırıcılık olmamalı.

3-isbirligi ilkeleri :
müsterilerle ilgili ilkeler:tüm üreticilere aynı degeri vermek.
Diger sorumlulukları:mal ve hizmette yüksek nitelik sunmak,en yüksek nitelikte hizmet vermek,saglık ve güvenlige zarar vermemek,çevrenin bozulmasını engellemek,pazarlama ve reklamda dürüstlük.
İsletme çalısanları ile ilgili ilkeler.çalısanların çıkarları korunmalı.yasam kosullarını gelistirecek is alanları açmak,ek ödemeler yapmak,saglık ve degerini koruyacak is kosulları saglamak,iletisimde içtenlik,bilgi paylasımı,istek ve yakınmaların degerlendirilmesi,iyi niyetli uzlasmalar,ayrımcılık yapılmaması,issizlik sorununa duyarlılık.
İsletme sahipleri ve pay sahipleri ile ilgili ilkeler.yatırımcıların güvenini saglamak,profesyonel yönetim politikaları,gerekli bilgi aktarımı,yatırım varlıklarının korunup,degerinin artırılması,öneri ve yakınmaların göz önünde tutulması.
Girdi saglayanlarla ilgili ilkeler:yan sanayi ile güvene dayalı iliski,fiyatlamada,lisans kullanımında,satısla ilgili haklarda dürüstlük,gerçekçilik,baskı ve zorlamada bulunmamak,uzun dönemli,tutarlı iliskiler,bilgi paylasımı,bedelleri zamanında anlasma kosuluna uygun ödemek,insanca iliskiler.
Rakiplerle ilgili ilkeler: ticaret ve yatırım için açık pazarları desteklemek,yararlı rekabeti özendirmek.
Toplumla ilgili ilkeler: insan hakları ve reformların gelismesine katkı,insan haklarına ve demokratik kuruluslara önem verilmesi,kalkınmaya destek,çevrenin korunması,barısı,güvenligi desteklemek,kültüre önem verilmesi.

 

 

 

ÜNİTE 6

YÖNETİM KAVRAMI

Yönetime konu olan ilk kurum : Aile
Sonra : birbirine yakın olan ailelerden olusan kabile,kabile içinde örgütlenmis savasçı birimler(ordu).
Son asamada: devlet
Sosyologlara göre yönetim : Bir sınıf ve statü sistemi
Siyaset bilimcilere göre yönetim:devlet yönetimi veya iktidarın örgütlenmesi.
İktisatçılara göre yönetim:tabiat,emek ve sermayeyle birlikte üretim faktörlerini olusturur.

İsletmenin verimlilik ve karlılıgını belirleyen nedir? İsletmenin yönetimi.
Yönetim ve organizasyon düsünürlerine göre yönetim:baskaları aracılıgıyla amaçlara ulasmak ve is görmek.

Yönetim:
amaçların etkili ve verimli bir sekilde gerçeklestirilmesi amacıyla bir insan grubunda isbirligi ve koordinasyon saglamaya yönelik faaliyetlerin tümü.bir grup faaliyeti ve sosyal bir olgudur.
Yönetimin odaklandıgı noktalar ortak bir amacın olması,bir insan grubunun bulunması,isbirligi.

Yönetim tipleri(bu süreci isleten gruplar açısından):
1-Ailesel yönetim :bir isletme yönetiminde,sahipligin,temel politik karar organlarının ve hiyerarsik yapının önemli bir kısmının belli bir ailenin üyelerinden olusması halinde.
Üst yönetim kademeleri belirli aile bireylerine yada akrabalara açıktır.
Etkin oldugu is kolları:küçük sanayi,perakendecilik,toptancılık gibi küçük ve basit organizasyonlar.
Görüldügü toplumlar: ekonomik gelisme sürecine yeni girmis ve egitilmis insan gücü kıt olan toplumlar.

2-siyasal yönetim : bir isletme yönetiminde,sahipligin,temel politik karar organlarının ve önemli yönetim kademelerinin belirli siyasal egilim ve iliskilere sahip kisilerce doldurulmus olması durumunda.

3-profesyonel yönetim :bir isletme yönetiminde,sahipligin,temel politik karar organlarının ve hiyerarsik yapının uzmanlık ve yetenek esasına göre seçilen kisilerce doldurulması durumunda.
Yönetim piramidi: bir isletmedeki hiyerarsik yönetim basamaklarını gösterir.
Basamakları:
1-tepe (isletme sahipleri,yönetim kurulu,genel müdür ve yardımcılar)(sorumlu oldukları:isletmenin bütünü ve genel yönetimi.) (görevleri.isletmenin genel politika ve stratejilerini belirleme,dıs çevre ile etkilesimi yönlendirme)
2-orta (bölüm müdürleri ve yardımcılar)(görevleri:tepe ve alt yönetim arası köprü olmak,alt politikaların belirlenmesi ve karar alınması)
3-ilk basamak üretim isini fiilen gerçeklestiren ,islerin yapılısını denetleyen ustabası,sef,gözetimci) (temel sorumlulugu: üretimin aksamadan ve verimli sekilde gerçeklestirilmesini saglamak .)
 

YÖNETİCİNİN ROLLERİ.

Minzberg’e göre yöneticilerin davranıs ve rolleri.
1-bireyler arası rol :
a- sözde mevki sahibi,bir numaralı adam,törensel görevlere katılımcı.
b- Liderlik: is görenin ise alımı,egitimi,yerlestirilmesi,tesviki.
c-birlestirici rol:çıkar gruplarıyla iliskiler ( kisisel bilgi kaynaklarını gelistirmek için)

2-bilgi saglama rolü :
yönetici bilgi toplama ve dagıtma islevini 3 rol aracılıgıyla yerine getirir:
a-monitör olarak:bilgi kaynaklarının yerinin arastırılması(astlara soru sorarak,baskalarıyla iliski kurarak)
b-dagıtıcılık:toplanan bilgilerin ilgili yerlere dagıtımı.
c-konusmacı:birim ve birim dısını bilgilendirme.personele gerekli bilgi saglanması,rakip örgütlerle saglıklı,hızlı,etkili haberlesme kurulması,yürütülmesi.

3-karar almaya iliskin rol:
a-girisimci rolü: sirketi gelistirme,genisletme islevleri,degisim sürecini baslatmak.
b-uyusmazlıkları çözümleyici rolü: kendi denetimi dısındaki durumlara( grev,iflas etmis müsteri,sözlesme ihlali) tepkisini koyar,cevap vermeye çalısır.
c-kaynak dagıtıcı rolü:birimlerin hangi kaynakları elde edecegine karar vermek,denge kurmak,örgütsel kaynakların nasıl ve kimlere dagıtılacagını kararlastırmak,tüm önemli kararları süzgeçten geçirmek.
d-müzakerecilik rolü: isi danısma firması ile tartısıp çözümlemek.

Yönetsel yetenekler:
1-teknik yetenek:yapmakta oldugu ise iliskin teknik bilgi düzeyi olması.
2-beseri iliskiler yetenegi.insanları istekle çalısmaya ve isbirligi yapmaya ikna edebilme.
3-kavramsal yetenek.gerekli bilgileri bir araya toplama,yeni planlar hazırlama,politikalar saptama,muhtemel sonuçları önceden tahmin edebilme.

Yönetim kavramının ortaya çıkısı:insanların topluluklar halinde yasamaya baslamasıyla.

Bilimsel yönetimin dogusuna katkısı olanlar:
R.Owen(sanayici ,19.yy.baslarında yönetimin öncülerinden ,fabrikada is kosullarını iyilestirdi.,çalısanlar için çalısma saatlerini azalttı,fabrika isçilerine yemek yardımı yaptı.) ,

C.Babbage(bilim adamı ve matematik profesörü ) (1822 mekanik hesap makineleri bulusu) (eseri:yönetim açısından makineler ve imalatçıların ekonomisi) ,

H.V.Poor Klasik yönetim teorisi ( 1930’lu yıllar ) ( dayandıgı örgüt modeli:kapalı sistem)
Kapalı sistem örgüt modeli: çevre ile iliskiler ve çevre etkileri dikkate alınmaz.
Klasik yönetim düsüncesinde 1930’lu yıllarda yönetim düsüncesinde insan iliskileri yaklasımı adlı yeni bir bakıs açısı getirilmeye çalısıldı.

 

 

 
Asagıdaki 3 yaklasım da,etkinlik ve verimliligin artırılması için hangi ilkelere uyulması gerektigini arastırmıstır.
 

1-bilimsel yönetim:üretim süreçlerinin planlanması,kontrolü.
İnsan makinenin bir parçası gibi görülür,sistemler standartlastırılmıstır,biri digerinin yerine geçebilir.
Amaç.üretim artısı
Taylor’un çalısmaları: bilimsel yöntemi olusturacak prensipleri ortaya koymaya basladı.yönetim sistemini üretim hakkında zaman etüdü üzerine dayandırdı.zaman etüdü çalısmalarıyla,1 isçinin en iyi isi en kısa zamanda nasıl yapabilecegini belirledi.eldeki mevcut araçlarla ne kadar isçiye ihtiyaç duyuldugunu arastırdı.

2-yönetim teorisi :hiyerarsik yapılanma
yönetsel teorinin öncüsü:Fayol (yönetimin tanımını yönetim fonksiyonlarına dayandırarak yapmıs ve yönetimi ileriyi görmek,örgütlemek,kumanda temek,koordinasyon saglamak ve kontrol etmek seklinde tanımladı,yönetime iliskin 14 ilke ortaya koydu.

Fayol + J.L.Gibson
a- ;yapısal ilkeler:isbölümü,yönetim birligi,merkezcilik,yetki ve sorumluluk,hiyerarsi ilkesi)
b-süreç ilkeleri: kumanda birligi,disiplin,adil ve esit muamele,maas ve ücretler,genel çıkarların kisisel çıkarlara üstünlügü.
c-sonuçlarla ilgili ilkeler: düzen,personelin devamlılıgı,insiyatif,birlik ve beraberlik
3-bürokrasi modeli :bürokratik iç etkinlik ve verimlilikle ilgilenilmesi ve dıs faktörlerdeki degisikliklerin göz önünde tutulması.

Max Weber’in önerdigi yapısal ilkeleri içeren bürokrasi modeli: düzen ve disiplin
Weber,örgütsel yapılanmanın ve isleyisin belli hiyerarsik kurallara uygun biçimde gerçeklestirilmesi gerektigini vurguladı.
Neo-Klasik (davranıssal ) yönetim teorisi
En önemli yönü:insan unsurunu ele alması.
Ana fikri:bir organizasyon yapısı içinde çalısan insan unsurunu anlamak,yeteneklerinden yararlanmak,yapı ile insan arası iliskileri incelemek ,organizasyonda ortaya çıkan sosyal grupları ve özellikleri tanımlamak.
Temelini insan iliskileri olusturur.
Üzerinde durdugu konular:akılcılık,yapı ve uzmanlasma.

Modern yönetim teorisi
Baslangıcı: 2.Dünya Savası’ndan itibaren
Kaynagı nedir? V.Bertalanff’in 1920’lerden itibaren baslattıgı genel sistem teorisi
leri sürülen görüs olayları tek bir açıdan ve baska olay ve çevre sartlarından kopuk olarak incelemek yerine, her olayı belirli bir çerçeve içinde incelemenin ,olayları anlamada,tahmin etme ve kontrol etme açılarından daha etkin oldugu
Modern teori birden fazla disiplin ile ilgilidir ve pek çok bilimden faydalanır.
Bu yaklasıma göre örgütler dıs çevreyle de karsılıklı etkilesimde olan açık sistemlerdir.
Örgütler çevreden aldıkları girdileri bir dönüsüm süreciyle çıktı haline çevirerek çevreye sunarlar.bu çıktılardan bir bölümü daha ilerideki çıktıların girdisini olusturmak üzere sisteme döner(geri bildirim)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 7
Yönetim İslevleri
Yönetim bir süreç olarak ele alınır. Bu süreç, bir yöneticinin belirli fonksiyonlarını açıklamak suretiyle konunun anlasılmasını kolaylastırır.
Bu ünitede ele alınan dört islevler daha sonra kullanılan kavramlara bir temel olusturmaktadır. Diger bir deyisle, bu islevler yönetimle ilgili kavramlara bir giris olarak ele alınmaktadır. Yönetim islevlerinin ayrı ayrı incelenmesi sadece analitik bir amaç tasımaktadır. Bu bölümleme islevlerin birbirinden bagımsız oldukları anlamına gelmemelidir.

Plânlama islevi;
amaçların ve politikaların olusturulması ve açıklanması, programların saptanması, faaliyetler için yöntemlerin gelistirilmesi gibi ana baslıkları içerir.

Örgütleme,
isletmenin amaçlarını gerçeklestirmek için gerekli faaliyetleri düzenlenmis bir yapı içinde bütünlestirme; bu yapıyı nitelikli, yeterli is görenlerle kadrolastırma; ve bu is görenlerin islevlerini yerine getirmeleri için gerekli fiziksel ortamı saglama sürecidir.

Yöneltme, amaçlara ulasmak için gerekli olan ayrıntılı faaliyetler konusunda, bireylere yol göstermeyi içerir. Denetim süreci, uygun olup olmadıgını belirleme sürecidir. Amaçlara uygun olmayan sonuçlar için düzeltici önlemlere basvurulur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 8

İnsan Kaynakları Yönetimi
İnsan kaynakları yönetiminin ana konusu, üretim faktörlerinden biri olan emek, bir baska deyisle insandır. İnsan üretimin hem amacı hem de aracıdır. nsan kaynakları terimi, bir isletmede en üst konumda bulunan yöneticiden en alt konumdaki vasıfsız isçiye kadar tüm çalısanları kapsar. Bu kapsama isletme dısında olan ve ilerde o isletmede çalısabilecek potansiyel isgücünü de dahil etmek mümkündür.
KY’yi isletmenin, insan kaynagının isletmeye ve bireyin kendisine yararlı olacak sekilde, yasal çerçeve içinde, etkin yönetilmesini saglayan islev ve çalısmaların tümü olarak tanımlayabiliriz. KY, özde iki amacı gerçeklestirmeye çalısır.

Bunlar:
• Çalısanların bilgi ve becerilerini en iyi biçimde kullanmalarını saglayarak, onların isletmeye olan katkılarını en üst düzeye çıkarmak.
Yani, çalısandan maksimum verim almak,
• İs yasamının kalitesini yükselterek çalısanların saglıklı ve güvenli bir ortamda, yaptıkları isten zevk almalarını saglamak. KY terimi, son 10 yılda kabul görmüs bir terimdir. Baslangıç noktası personel yönetimidir. Personel yönetimi anlayısından KY anlayısına geçisteki etkenler söyle özetlenebilir: Ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelismeleri, yetiskin insan gücünün artması, davranıs bilimlerinde gözlenen gelisme, sendikacılıgın gelisimi, çalısma kosullarını düzenleyen yasaların yürürlüge girmesi, is görenlerin egitim ve kültür düzeylerinin yükselmesi, refah seviyelerinin artması, istek ve beklentilerin degismesi, iletisim ve bilisim teknolojilerinin gelisimi.

KY, is görenin verimliligini artırmak ve çalısma yasamının kalitesini yükseltmek çabası içindeyken iç ve dıs çevrenin etkisi ve baskısı altında kalır.
İç çevre faktörleri, isletmenin yapısından kaynaklanan, kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunlar, bireysel nitelikler, is nitelikleri,bireylerarası iliskiler ve örgütsel özelliklerdir.

Dıs çevre faktörleri, isletmenin faaliyet gösterdigi çevreden kaynaklanan, kontrol edilemeyen faktörlerdir. Bunlar, dıs kaynaklar, rakipler ve yasalardır.
İsletmelerde kurulacak olan insan kaynakları bölümlerinin amacı, KY islevlerini yürütmek ve diger bölümlere bu konuda yardımcı olmaktır. İnsan kaynakları bölümü ve yöneticisinin günümüzde üstlenmesi gereken görevleri söyle sıralayabiliriz.

• İsletmenin hedeflerine uygun insan kaynakları politikalarının saptanması için gerekli arastırmaları yapmak, bilgi ve önerileri üst yönetime sunmak,
• Belirlenen politikalara uygun program ve çalısmaları düzenlemek ve yürütmek,
•Bu program ve çalısmaları denetlemek ve degerlendirmek,
• İnsan kaynakları ile ilgili yenilikleri izlemek ve gerektiginde uygulamak,
• İnsan kaynakları ile ilgili rutin isleri yürüterek diger yöneticilerin islerini hafif etmek

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 9
İnsan Kaynakları Yönetimi İslevleri

 
KY’nin iki temel amacı, çalısanlardan maksimum verim almak ve is yasamının kalitesini arttırarak çalısanların yaptıkları isten zevk almalarını saglamaktır. Bu iki temel amacı gerçeklestirme yolunda KY birtakım islevleri yerine getirir.

Çagdas bir isletmede KY Bölümünün üstlenmesi gereken bu islevler:
Plânlama Kadrolama Degerleme ve ödüllendirme Yetistirme ve gelistirme Endüstri iliskileri Koruma ve gelistirme olarak sıralana bilir. İsletmenin bugün ve gelecekteki isgücü ihtiyacını sayı ve nitelik olarak belirlemeye çalısan kisi, bu islevi yerine getirirken bazı araçlardan yararlanmak zorundadır. Bu araçlar; isgücü envanterleri ve personel dönüsüm oranıdır. İsgücü envanteri; İsletmenin personel arzını nitelik olarak irdeleyen bir çalısmadır, mevcut personeli birtakım kriterlere göre irdeleyerek insan kaynagının profilini ortaya çıkarır.

Plânlamacı, bu bilgilere bakarak gelecekteki insan gücü gereksinimini nitelik açısından ortaya koymaya çalısır. Personel dönüsüm oranı; belli bir dönemde çesitli nedenlerle (ölüm, is kazası, emeklilik, isten ayrılma vb.) isletmeden ayrılan personelin sayısını yüzde olarak gösterir.
Genellikle bir yıllık dönemler için hesaplanır.
Oran söyle formüle edilir: KY islevlerinden biri olan is analizlerinin en önemli özelligi, diger KY islevlerinin yerine getirilmesinde önemli bir bilgi kaynagı olusturmasıdır. İs analizleri; isletmede yapılan birbirinden farklı islere yönelik bilgilerin tek tek toplanması, degerlenmesi ve yorumlanmasıdır. İs analizleriyle toplanan bu bilgiler
daha sonra is tanımları ve is gerekleri haline getirilerek karar vericilerin kullanımına sunulur. İs analizleri isi yapan kisiyi degil, isi analiz eder.
Analiz bilgilerinden; İnsan kaynakları plânlamasında, İsi alınacak personelde aranması gereken niteliklerin belirlenmesinde, İse yerlestirme, yükseltme ve atamalarda, Egitime alınacak personelin belirlenmesinde,
Personel degerleme ölçütlerinin saptanmasında, Adil bir ücret sisteminin olusturulmasında yararlanılır. İse alma islevi isletmeler açısından büyük önem tasır. İsletmeler, yasamlarını sürekli kılmak ve rekabette üstün duruma geçmek istiyorlarsa dogru islerde dogru kisileri çalıstırmak zorundadırlar. Bu cümlenin anlamı söyle formüle edilebilir:
İsin gerekleri = Personelin nitelikleri
Bu esitligin en az hata payı ile saglanamaması, yanlıs kisilerin ise alındıgı anlamına gelir. Personel seçiminin basarı göstergesi, yeni alınan personelin en kısa sürede beklenen performans düzeyine gelmesidir. işe alma iki asamalı bir işlevdir. Bu asamalar is gören bulma ve seçmedir. İsletmelerde iki farklı egitimden söz edilebilir.

Birincisi, isletmeye yeni alınan personelin ise ve isletmeye alıstırılmasına yönelik çalısmalardır. Bu çalısmalar ise alıstırma (oryantasyon) kapsamında ele alınır.
Digeri ise eski personelin daha üretken olmasını hedefleyen egitim faaliyetleridir. Performans degerleme baska bir adla personel degerleme, personelin isinde gösterdigi basarı derecesinin, yaptıgı isin gereklerine göre saptanmasıdır. Performans degerleme basarılı ve basarısız personeli biri birinden ayırmak amacıyla yapılır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 10

Pazarlama İlkeleri
Günümüz is hayatında pazarlama; kendine özgü prensipleri ve diger bilimlerle de iliskisi olan bir disiplin olarak bilinir.Gerçekte pazarlama isletmecilik konusudur ve isletmenin diger faaliyet alanlarıyla dogrudan ilgilidir. Aynı zamanda tüketici davranıslarıyla yakından ilgilenir. Pazarlama rekabetçi bir ortamda müsteri istek ve ihtiyaçlarını karsılayan mal ve hizmetlerin saglanmasında yapılması gereken faaliyetlerin yerine getirilmesiyle ilgili bir isletme felsefesidir. Pazarlamanın bir isletmecilik disiplini olarak yer alması yenidir.

Basta isletmeler olmak üzere insanlar pazarlama uygulamaları içinde yer alırlar. İsletmelerde pazarlama yönetimine olan ihtiyacı kavrayabilmek için pazarlamanın gelisimini, toplumdaki rolünü, son yıllarda pazarlama düsüncesinde meydana gelen gelismeleri, pazarlamayı ilgilendiren faaliyetleri ve bunların pazarlama yönetiminde nasıl uygulandıgını bilmekte yarar vardır.

Bu ünitede, pazarlamanın belirli faaliyetleri kapsayan bir süreç olduguna ve bugünkü konumuna gelinceye kadar hangi degisiklikleri geçirdigine deginildi. Pazarlama faaliyetleri birçok degiskenin etkisi altında yürütülür. Bu degiskenlerden isletme yönetiminin denetimi altında bulunanlara “pazarlama karması-4P”, yönetimin denetleyemedigi degiskenler ise “pazarlamanın çevre kosulları” olarak adlandırılır.

Pazarlama karması degiskenleri ile çevre faktörlerinin bir arada düsünülmesi isletmeyi pazarlama sistemi olarak
ele almamızı gerektirir. İsletmeler faaliyette bulunacakları pazarlar hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar.
Bu tür bilgileri elde etmek için pazarlama bilgi sisteminden ve pazarlama arastırmasından yararlanırlar. Tüketicilerin satın alma davranısları, bireylerin bir ürünü satın almalarında ve kullanmaları sırasında düsündükleri üzerinde durur. Pazarlama faaliyetlerinin basarısı, tüketicilerin satın alma davranıslarının anlasılmasına ve analiz edilmesine baglıdır.

ÜNİTE 11

Ürün ve Fiyatlama
Ürün dokunulur ve dokunulmaz niteliklerin olusturdugu bir bütündür. En genel anlamda belirlenen ihtiyaçları karsılayan isletme sunumları olarak tanımlanabilir. Ürün kavramını üç boyutta ele alabiliriz: Çekirdek ürün, tüketicinin bir ürünü satın alırken neyi satın aldıgını ifade eder. Somut ürün, çekirdek ürünü tamamlayan sekil, marka ve ambalaj gibi niteliklerden olusur. Zenginlestirilmis ürün, mamulle birlikte sunulan veya isletmenin pazarlama sistemini sagladıgı ek yarar ve hizmetler bütünüdür.

Ürünleri degisik ölçülere göre gruplandırırız. Bunların baslıcaları dayanıklılık durumlarına göre ve hedef alınan kitleye göre yapılan gruplandırmalardır.
Dayanıklılık durumuna göre mallar; dayanıksız, dayanıklı mallar hizmetler olarak ele alıyoruz. Hedef alınan kitle ya da Pazar bölümüne göre; tüketim malları ve endüstriyel mallar olarak gruplandırma yapılır. Birden fazla ürün üreten isletemeler de bir ürün karması mevcuttur. Ürün karması, üretici isletme tarafından satısa sunulan ürün dizilerinden olusur.

Ürün karmasını olusturan ürün dizisi ise, ürün karması olusturan çesitlerin ve islevlerin aynı olması, aynı tüketici grubuna aynı tür aracı isletmelerce satılması ya da belirli bir fiyat ölçüsünde olması nedeniyle yakın iliskisi olan bir grup maldır. Yeni mallar dört biçimde ortaya çıkar: Bir benzeri olmayan, gerçek anlamda mallar; pazar için yeni mallar; isletme için yeni mallar ve pazarda olan bir malın yerini alan mallar.

Ürün yasam egrisi, ürün satıs tarihçesini grafik olarak gösterir. Ürün yasam egrisi; giris, gelisme, olgunluk
ve gerileme olmak üzere dört asamadan olusur. Giris asaması,ürünün pazarda ilk kez yer aldıgı, satısların çok az ve kârlılıgın negatif oldugu asamadır. Gelisme dönemi, satısların hızla arttıgı, kârlılıgın en üst düzeye ulasarak ardından gerilemeye basladıgı dönemdir.

Olgunluk döneminde, satıslar azalma egilimi gösterir ve pazarda rakiplerin sayısı artar. Ürün yasam egrisinin son asamasında ise, satıslar ve kârlılık artan hızla azalmaya devam eder. Markalama ve ambalajlama ürüne iliskin özelliklerdir. Marka, bir ürünü digerlerinden ayırmak için kullanılan bir isim, sözcük, tasarım, sembol ya da bunların bilesimidir.

Ambalajlama, üretilen malların pazarlanmasında önemli yeri olan ekonomik faaliyetlerdendir. Ambalajlamanın; motivasyon, kolaylık ve koruma olmak üzere üç temel islevi vardır.

Ürünlerin fiyatlandırılmasında, isletme içi ve isletme dısı faktörler etkilidir. İsletmelerin uyguladıgı baslıca fiyatlama yaklasımları; maliyeti temel olan fiyatlama, pazarı temel alan fiyatlama ve rekabeti temel alan fiyatlamadır. Yeni ürünlerin fiyatlamasında uygulanan baslıca yöntemler ise, pazarın kaynagını alma ve pazara nüfuz etme yöntemleridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 12

Pazarlama Kanalları ve Tutundurma

 

Ürünlerin üretilmesinden ve fiyatlandırılmasından sonra sıra dagıtımına gelir. Ürünün özellikleri ne kadar iyi olursa olsun, tüketiciye uygun yerde ve zamanda ulastırılamayan ürün bu özelliklerini yitirecektir. Dagıtım bu anlamda zaman ve yer faydası yaratarak bu olumsuzlugu ortadan kaldırır.

Dagıtım kanalları gazın ve suyun aktıgı boru yollarına benzetilebilir. Ürün ve hizmetlerin üreticiden aracıya dogru iletilmesini olanaklı hale getirir. Dagıtım kanalları, ticari iliskilerin, ürünlerin zilyetlik ve mülkiyetinin üreticiden nihai tüketiciye geçisinin olanaklı kılınmasında sistemin etkili birimlerinden olusur. Üretimin ve tüketimin sınırlı oldugu, insan ihtiyaçlarının basit ürünlerle ve tekdüze karsılandıgı dönemlerde alıcılar, ürün bilgilerini kolaylıkla elde edebiliyor, alıcı ile isletme arasında bir iletisim sorunu yasanmıyordu.

Ancak ekonomik yasamdaki gelismelere baglı olarak pazarın büyümesi, ihtiyaçların daha fazlalasması ve bu ihtiyaçları karsılayacak ürün çesitlerinin artmasıyla birlikte isletmeler ile alıcılar arasında bir iletisim sorunu ortaya çıktı. Bu iletisim sorunu ise isletmeler tarafından yerine getirilen tutundurma faaliyetleriyle giderilmektedir.

Tutundurma, tüketicilerin satın alma kararlarını etkilemek amacı ile onları bilgilendirmeyi ve ikna etmeyi amaçlayan eylemlerdir. Tutundurma faaliyetlerini yerine getirmekle, isletme, dogru malın dogru biçimde fiyatlanarak dogru yerlerde satısa sunuldugunu, alıcılara bildirir.

 

 

 

 

ÜNİTE 13

Üretim Sistemleri ve Yönetimi

Üretim sistemi, makine, araç-gereç, malzeme, enerji, isgücü, zaman gibi girdileri, mal ve hizmet seklindeki çıktılara dönüstüren ve sonuçları geribildirim kanalıyla görüntüleyen bir süreçtir. Üretim sistemi, isletmenin iç ve dıs çevresiyle etkilesim içindedir. Üretim sistemini, ekonomi, devlet düzenlemeleri, rekabet, teknoloji ve di¤er dıs çevre kosulları olumlu ve olumsuz biçimde etkiler. Üretim süreci, girdileri, dönüsüm sürecini, çevre etkilerini görüntüleyen, standartlarla karsılastırıp girdiler üzerinde, dönüsüm süreci üzerinde ve çıktılar üzerinde düzeltici kararlar alınmasını saglayan alt sistemlerden olusur.

Girdileri, isletmenin hedef pazarına uygun çıktılara dönüstürmekten sorumlu olan üretim yönetimi, bütün örgütlerin en temel islevlerinden biridir. Üretim yönetimi kavramı; üretim stratejisi, dönüsüm sürecinin tasarımı, stok kontrolü, üretim planlaması ve programlaması gibi birçok alt konuyu içerir.

Üretim yönetiminin pazarlama, finans, muhasebe, personel, yönetim bilgi sistemi ve mühendislik gibi diger islevleriyle çok yakın iliskileri ve etkilesimleri vardır. Ancak, üretim yönetimi, diger islevlerden farklı olarak, isletmenin aktif varlıklarının yaklasık %80’inden ve insan kaynagının % 60-80’inden sorumludur. Üretim sisteminin temel ögesini, dönüsüm süreci olusturur.

Dönüsüm sürecinde girdiler, sekil degisikligi, tasıma, depolama, denetleme gibi birçok faaliyet sonunda ilk durumlarından daha fazla bir degere (katma deger) dönüsür. Hizmetlerin üretim süreci, malların üretim sürecinden önemli ölçüde farklılıklar gösterir.

Hizmetler, mallara oranla daha soyuttur, tüketicilerin yüksek oranda katılımını gerektirir, üretilirken tüketilir, depolanamaz, emek, yogun nitelik ve kendine özgü kalite özellikleri tasır. Türkiye’de mal üretiminde ve malların kalitesinde tüketici sızlanmaları oldukça azalmıstır. Buna karsılık, hizmet üretiminden, hemen her alanda yakınmalar vardır.

Türkiye, dünya standartlarında hizmet üretemedigi için halkın tepkisi ve mutsuzlugu artmaktadır. Tek üretim, parti üretimi, akıcı üretim, siparis üretimi, sürekli üretim, kitle üretimi, grup teknolojisi ve sıfır stoklu üretim, baslıca üretim sistemleridir.

JIT sisteminde, isletmeye malzeme satanlarla isletmenin proje takımlarının birlikte hareket etmeleri saglanmalıdır. Satıcılar da sisteme dahil edilerek, girdi kalite kontrolünde ve JIT programlarının hazırlanmasında ortak hareket edebilmelidirler.

JIT sistemi, planlamadan daha çok kontrole agırlık verir. Planlama zaman israfına yol açar. Oysa, iyi bir kontrolle degisikliklere kolayca uyum saglanmıstır. Basit gözle kontrol sistemleri, karmasık bilgisayar destekli kontrol sistemlerine tercih edilir.

Üretim:hammaddeleri ve diger maddeleri ürüne dönüstürme ya da kısaca,fayda yaratma süreci.
Ürün:ham ve yardımcı maddelerin fiziksel degisikligi sonunda yaratılan fayda.
Fayda:mala dayalı hizmet.Çıktı= f (girdi)
Mallar:genellikle somut varlıklar,hizmetler,tüketicinin ihtiyaçlarını karsılayan ve depolanamayan soyut üretim çabaları.
Hizmet üretimi:üretici ile tüketici arasında birebir dolaysız iliski kurmayı saglayan sosyal bir eylem.

Üretim sisteminin temel ögeleri nelerdir?
Girdiler,dönüsüm süreci(üretim kaynakları,mal veya hizmete dönüstürülür.) ,çıktılar(girdilerin ürüne dönüsmesi) ,geribildirim(sistemdeki hataların anında görüntülenmesi ve düzeltici eylemlerde bulunulması biçimindeki isleyis).

Dönüsüm sürecinde Katma deger yaratma yol ve yöntemleri nelerdir?
Biçim degisikligi yaparak(dar anlamda üretim) ,tasıma yoluyla(bir pazarlama hizmet üretimi),depolama yoluyla(bir pazarlama hizmet üretimi),degisim yoluyla(pazarlamanın yarattıgı pazarlama hizmeti)

Üretim sistemi türleri nelerdir?

1-tek(proje):bir tek üretim biriminin belirli bir yerde yapılması.

2-parti :belirli bir mamul üründen bir parti veya bir seri üretim yapıldıktan sonra,üretim programının degistirilerek,baska bir mamul türünden baska bir partinin üretimine geçildigi sistem.

3-akıcı :bütün üretim araç gereci,makineler ve is görenlerin,bir üretim hattı etrafına yada kayan serit etrafına yerlestirildigi sistem.

4-siparis :siparisi verenin isteklerine göre özel olarak tasarlanan bir üretim.

5-sürekli :üretimin tam gün,vardiyalı ve devamlı olarak yapıldıgı sistem.

6-kitle :tek üretim,parti üretimi veya akıcı üretim türlerinden herhangi biriyle yapılan çok büyük ölçekli üretim.

7-grup teknolojisi:üretimle ilgili benzerliklerin,belirli kalite çemberinde bir araya getirilerek grup olusturulması,böylece zaman,çaba ve malzeme tasarrufu saglanması.

8-sıfır stoklu :toyota sistemi:bir israfı önleme felsefesinin ifadesidir.bu sistem 3 temel ilkeye dayanır: tüm alanlarda ve olusumlarda israfın minimizasyonu,mevcut süreç ve sistemlerin devamlı olarak daha iyi ve ileriye götürülmesi,tüm çalısanların katılımını saglayarak,karsılıklı saygı ve esit davranısa dayalı bir oto kontrol sisteminin sürdürülmesi.

tek üretim projelerinin gerçeklestirilmesindeki en önemli özellikler nelerdir?
Yalın bir örgütlenmeye gidilir,çok yönlü uzmanlıga sahip is görenlerden yararlanılır,basit araç gereç ve donanımdan yararlanılır,üretim kısa sürede gerçeklestirilir.

Fizibilite(yapılabilirlilik) nedir?Karmasık,büyük projelerin gerçeklestirilmesinden önce,uzun ve kapsamlı arastırma ve planlama çalısmaları.

Parti üretiminin baslıca özellikleri nelerdir?
Çesitli organizasyon güçlükleri yaratır,asırı uzmanlasmıs is görenler gerektirir,fabrika olanaklarından yararlanma olanagı yüksektir,birim zamanda üretim miktarı,diger üretim türlerine oranla biraz daha azalır.

Akıcı üretim hattını planlamadaki sorunlar nelerdir? Es zamanlama,kaynak kullanımını artırma
akıcı üretim sisteminin kendisinden beklenen yararları saglayabilmesi için hangi kosulların gerçeklesmesi gerekir?Büyük dalgalanmalar göstermeyen istikrarlı bir Pazar talebi,standart mamul,gecikmesiz standart hammadde ve malzeme saglama olanagı,üretim asamalarının bir üretim hattı etrafında optimal dengelenmesi,üretim islemlerinin iyi tanımlanmıs olması,çalısmaların kalite standartlarına uygun olarak yapılması,sisteme uygun fabrika,makine,araç,gereç ve donanımın saglanması,üretim asamalarındaki gözlem,muayene ve kalite kontrollerinin geregi gibi yapılması.

Grup üretim birimi olustururken hangi tanımlar bilinmelidir?
Takım veya üretim çemberleri,mamuller,üretim olanakları,grup yerlesimi,amaç,bagımsızlık,grup büyüklügü
Grup teknolojisinin yararları nelerdir?Birim üretime hazırlık süresini kısaltır,is görenlerin islerini ögrenmelerini hızlandırarak,makine kullanım sürelerini azaltır,is basitlestirme ve is standartlastırmadan kaynaklanan isgücü etkinligini artırır,makinelerin etkili kullanımını saglar,tasıma mesafelerini kısaltarak zaman tasarrufu saglar,malzeme ve yarı mamul stoklama masraflarını ve stoklama alnı ihtiyacını azaltır,üretim planlamasını kolaylastırır,tüm üretim sürecinde büyük zaman tasarrufları saglar,yönetimi kolaylastırır,sosyal iliskileri kolaylastırır,gelistirir.

Jıt:just in time:üretim için gereken malzemenin ihtiyaç duyuldugu anda temin edilmesi.
Maliyet tasarrufu diger üretim sistemlerine oranla % 20-25 daha fazladır.

Sıfır stokla çalısma sisteminin yararları:
1-maliyet tasarrufu
2-gelir artısı
3-yatırım tasarrufları
4-isgücünü gelistirme

üretim yönetimi: üretim sistemlerinin tasarımı,kurulması ve isletilmesi.
Üretim yönetimi kavramları:küresel rekabet,ileri teknoloji üretim ve bilgisayarlar,kalite verimlilik ve kar anlayısındaki degismeler,isletmelerin sosyal sorumluluk baskısı altında kalması.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 14

Üretim sistemlerinin tasarım kurulus ve isleyisi

İsletmelerde ürün ve üretim sistemlerinin tasarımını etkileyen baslıca etkenler:
Amaç ve politikalar,pazarlama stratejileri,ürüne iliskin tüketici istekleri,ekonomik degerlendirmeler,üretim olanakları.
Tasarımda ussallık ilkeleri:
1-standartlastırma:bir ürünün veya onu olusturan parçaların,önceden saptanmıs degerlere uygun
üretilmesine iliskin çaba.

2-yalınlastırma :üretim süreçlerinin daha verimli ve daha üretken duruma getirilmesi çabası.

3-kodlama :bir isletmenin fiziksel ve fiziksel olmayan varlık ve eylemlerinin degisik ölçülere göre sınıflandırılarak harf,rakam ve sembollerle ifade edilmesi.

Süreç tasarımı nedir?bir malın üretimindeki özel asamaların tanımlanması ve bu asamaların özelliklerinin öngörülmesi.
Süreç tasarımının gerekli oldugu durumlar:Mevcut dönüsüm süreci,maliyetleri rekabet kosullarını zorlastıracak düzeyde artırıyorsa,mevcut süreç,üretim verimliligini olumsuz yönde etkileyen bir çalısma alanına sahipse,mevcut süreç,çalısanların moralini bozacak biçimde kötü tasarlanmıssa,üretilen ürün hacminde önemli ve kalıcı bir degisiklik olmussa,özellikle kütüphane,hastane,restaurant,banka gibi isletmelerin hizmet merkezlerinde,sürekli ve bıktırıcı kuyruklar olusuyorsa.

Es zamanlı mühendislik nedir? Süreç tasarımıyla aynı zamanda yürütülen ürün tasarımı çalısmaları.
Basarılı bir süreç tasarımının yararları nelerdir?
Ürünün üretim süresi kısalır,süreçteki stok miktarını azaltır,üretim hazırlık süresini kısaltır,çalısma alanlarındaki araç gereç ve makine sayısını azaltır,hammadde,yardımcı madde,isletme malzemesi maliyetlerini azaltır,üretim programlaması,üretim kontrolü,çizelgeleme sistemlerini kolaylastırır,üretimde esneklik saglar.

Süreç tasarımını etkileyen temel etkenler:
1-ürün talebi
2-üretim esnekligi :üretim sürecinin,tüketici gereksinmelerine hızlı yanıt verebilme yetenegi.

Ürün esnekligi:bir ürünün üretiminden diger bir ürünün üretimine ,hızla geçebilme yetenegi.
Miktar esnekligi:üretilen ürün yada verilen hizmet miktarını hızla artırabilme yetenegi.

3-otomasyon düzeyi
4-ürün kalitesi
5-tüketici ile iliski düzeyi
 

 
süreç tasarımı modelleri:
1-ürüne dayalı :ürün,hammadde,yarı mamul ve mamul olarak dogrusal bir yolda ilerler.
2-sürece dayalı
3-hücreli üretim
4-bilgisayar destekli :cad.
5-otomatik malzeme sevk sistemleri
6-esnek üretim sistemleri
7-otomatik üretim planlama ve kontrol sistemleri
8-bilgisayar bütünlesik ü.s.:cım:geleneksel üretim islevlerinin otomatik teknolojilerle yer degistirmis otomasyona dönüsmüs biçimi.
9-ofis otomasyonu
10-imaj isleme s.
11-elektronik veri degisimi
12-karar destek s.
13-yapay zeka ve uzman s.

Üretim hattını dengelemek için,birçok bilgisayar benzetim paket yazılımı gelistirilmistir.
Üretim sürecinin yapısına uygun bir yazılımla,kıvamlı dengeleme yapılır ve herhangi bir hataya yol açmadan,üretim sisteminin kurulması yoluna gidilir.
Üretim sistemi kurulduktan sonra,belirli bir süre deneme üretimi yapılır.sistemin planlandıgı gibi isleyip islemedigi denetlenir.
Ortaya çıkarılan aksaklıklar giderildikten sonra,kurucu ekip,kurdugu üretim sistemini,isletimi yapacak ekibe devreder.
Üretim planlaması: günlük,aylık,yıllık üretim düzeylerinin önceden belirlenerek,buna uygun düzeyli üretim yapılması.
İstatistiksel talep tahmin yöntemleri:Beklenen deger,sınırları daraltma,pert,medyan,mod,hareketli ortalama,üssel düzeltme,aritmetik ortalama,regrasyon tahmin

Ekonometrik tahmin y.

Bir üretim planı hazırlanırken hangi seçenekler vardır?
1-stok maliyetlerinin artmasına katlanarak,günlük,haftalık veya aylık üretim miktarını aynı tutmak.
2-stok miktarını minimum düzeyde tutarak,üretim miktarını günlük,haftalık veya aylık talep dalgalanmalarına göre degistirmek
3-yukarıdaki 2 seçenegin uygun bir oranını bulmak.

Bakım onarım modellerinde hangi maliyetler söz konusudur?
1-önleyici
2- arıza

bakım onarım planlamasında izlenecek politikalar:
bakım onarım ekibini ve bakım onarımda yararlanılan araç gereç ve makine sayısını bol bulundurmak,önleyici bakıma büyük önem vermek,yedek üretim kapasitesini hazır bulundurmak,islem merkezleri arasında yarı mamul stokları bulundurmak.

 
ÜNİTE 15

İsletme Bilgi Sistemi
 

Küresel isletmecilikte bilgisayar, bilgi islem, bilgi ve iletisim, bir rekabet kosulu durumuna gelmistir. Bilgi gereksinimini hızlı bir sekilde karsılayamayan isletmeler, önemli ölçüde rekabet zayıflıgına düsmektedir.
İsletmenin iç ve dıs çevresiyle olan her türlü etkilesimleri, çesitli bilgi sistemleriyle denetim altına alınır.

İsletim bilgi sistemleri, isletmenin çevresi, isletmenin girdileri, isletmenin süreçleri ve isletmenin çıktılarıyla, isletmenin yönetim birimleri arasında, her türlü iletisimi saglar. Veri, bilgiye ulasmak için yapılan gözlemlerdir. İsletme kararları alınırken, veriler degil, verilerin süreçlenmesi sonunda ortaya çıkan bilgiler kullanılır. Dolayısıyla,
veriler bilgilerin hammaddesi olarak görülebilir. Verilerin derlenmesi ve bilgiye dönüstürülmesi, isletmelere, planlama, uygulama ve denetim yapma olanagı saglar. sletmeler, stratejik amaçlarla, islem amacıyla ve denetim amacıyla bilgiye gereksinim duyarlar.

Verilerin bilgi haline gelmesini saglayan islemler dizisine, bilgi isleme denir. Bir süreç olarak bilgi isleme, kaydetme, sınama, sınıflandırma, düzenleme, özetleme, matematiksel veya mantıksal hesaplama, saklama, erisme, çogaltma ve iletme asamalarından olusur.

Küresel isletmecilikte, bilgisayar destekli bilgi sistemleri yürürlüktedir. Bilgisayar destekli bilgi sistemi, bilgisayar
olanaklarıyla isletmenin bilgi gereksinmesini karsılayan bütünlesik bir yapıdır. Donanım, yazılım, uzman bilgisayar personeli ve veri tabanı, elektronik bilgi sisteminin baslıca ögelerdir.

İsletme yönetiminin bilgi gereksinimini karsılamak için, verilerin derlenmesi, sınıflandırılması, veri tabanlarının olusturulması, verilerin bilgiye dönüstürülmesi ve ilgili birim ve kisilere ulastırılması islevine, bütünlesik isletme bilgi sistemi denir.

İslem süreçleme bilgi sistemi, karar destek sistemi, yapay zeta, uzman sistemler, son kullanıcı bilgi sistemi, bütünlesik isletme bilgi sisteminin baslıca alt sistemleridir. sletme islevleri bilgi sistemi, pazarlama, üretim, insan kaynagı, finans, üst yönetim gibi isletme islevlerini destekleyen çesitli bilgi sistemlerini içerir. Günümüzde, bilgilerin girilmesi, islenmesi, depolanması ve ulastırılması teknolojileri, dünya ölçüsünde bütünlestirilmis ve birbirine baglanmıstır. Böylece, isletmeler, dünyanın her yerindeki bilgiye elektronik araçlarla erisebilmekte ve istedigi bilgiyi aynı yöntemle istedigi adrese ulastırabilmektedir.

İsletmeler, rekabet üstünlügü saglayabilmek için, çagdas iletisim olanaklarını kullanmak durumunda kalmıslardır. Bu olanakların en basında ofis otomasyonu, internet ve intranet gelmektedir.

Geleneksel ofislerde, bürolarda ya da is yerlerinde yapılan islerin, elektronik araçlarla yapılmasına ofis otomasyonu denir. Dünyadaki bilgisayarların birbirine baglanmıs durumuna, internet veya uluslararası ag denir. sletmeler internet olanaklarından yararlanarak, her türlü adrese elektronik bilgi aktarmaktadır. Ayrıca, internet sayesinde sanal isletmecilik ve sanal isletme yönetimi de gerçeklestirilmektedir.

Dünyadaki sanal isletme pazarlarının sayısı, her geçen gün hızla artmaktadır. İnternet teknolojisinin isletme
içinde kullanılmasına, intranet denir. İnternetle isletmeler, dısa kapalı olarak, isletme içinde, elektronik veri ve bilgi akısını kolayca gerçeklestirmektedir. Ayrıca çalısanlar, eskiden isletme içindeki ofislerde ya da odalarda yaptıkları isleri, hiç isletmeye gelmeden, intranet ile evlerinde, tasıt araçlarında ya da dünyanın herhangi bir yerinde yapabilmektedirler.

İsletme bilgi sistemi :girdi,süreçleme,çıktı,geribildirim,kontrol ve çevre ögelerinden olusur.
İsletmelerin baslıca 3 islevi yerine getirecek bilgiye sahip olmaları gerekir:

1- kisiler arası iliskiler kurma islevi
2- veri toplama,bilgiye dönüstürme,bilgiyi dagıtma
3- karar alma,uygulama,denetleme
isletmelerin gereksinim duydukları bilgi türleri: stratejik yönetim bilgisi,denetim bilgisi,islem bilgisi
bilgi isleme:verileri,bilgiye dönüstüren islemler dizisi.

Bilgi isleme süreci:
kaydetme(toplanan verinin,ilgililerin ulasabilecegi ortamlara yazılması )
sınama(kaydedilen verinin dogrulugunun arastırılması)
sınıflandırma(çesitli isletme birimlerinde biriken çok sayıda verinin,degisik amaçlarla gruplandırılması)
düzenleme(verileri,belirli bir ölçüye göre sıralama)
özetleme(isletmede yada isletme birimlerinde biriken çok sayıda veriyi,yöneticilerin kolayca yararlanabilecegi yalın bir biçime getirme) ,
matematiksel yada mantıksal hesaplama(verileri,bilgiye dönüstürme asamasında,en yalınından en karmasıgına kadar,birçok matematik islem ve mantıksal karsılastırma yapılması)
saklama(verilerin,kullanılacak zaman yada yasa ve yönetmeliklerde öngörülen zamana kadar,güvenli bir ortamda tutulması)
çogaltma,
erisim ve
iletme.

Bilgi isleme yöntemleri nelerdir?
1-elle bilgi isleme
2-mekanik b.i.
3-elektromekanik b.i.:verilerin önceden delikli kartlara geçirilmesi,daha sonra da 1.kusak bilgisayarlarda islenmesi.
4-elektronik b.i.

elektronik bilgi sistemi ögeleri:
1-donanım :bilgi islemede kullanılan her türlü fiziksel araç gereç ve malzeme.
2-yazılım :çesitli bilgi islem programları,prosedürleri ve yönergeleri.
3-bilgisayar personeli :bilgisayar uzmanları,son kullanıcılar.
4-veri tabanı :veri,bilgi model ve bilim bellekleri.

Bilgi sistemi: donanım,yazılım,uzman personel ve denetleme ögeleriyle,verileri bilgiye dönüstüren bir isletme alt sistemi.
Bütünlesik bilgi sistemi.:İsletme yönetiminin bilgi gereksinimini karsılamak için ,verilerin derlenmesi,sınıflandırılması,verilerin ve bilgilerin veri tabanlarına depolanması,verilerin degisik amaçlar için bilgiye dönüstürülmesi,bilgilerin isletme organizasyonundaki degisik birimlere iletilmesi islevlerini yerine getiren bütünlesik bir isletme sistemidir.

İsletmeyi bir üst sistem olarak kabul ederek,isletme islevleri için gerekli olacak veri ve bilgileri,merkezi bir yerde toplar.bu sistemde ,isletmede yalnızca bir kez veri girisi yapılır.
Bu sistemin özellikleri:isletme yönetiminin ihtiyaçlarını karsılamaya yöneliktir,yönetime yöneliktir,yönetim tarafından yönlendirilir,ortak bir bilgi akısı saglar,kapsamlı bir planlama sonucunda ortaya çıkar,alt sistemlerden olusur,merkezi bir veri tabanına dayanır.

İsletme bilgi sistemi türleri nelerdir?

İslem süreçleme b.s. (isletme faaliyetleri sırasında olusan verilerin toplanmasını ,islenmesini ve duruma göre ilgili kisi ve birimlere iletilmesini saglar) ,

karar destek s.(karmasık isletme problemlerini çözebilmek için,insan zekası,bilgi teknolojisi ve bilgisayar yazılımının etkilesim içinde oldugu bir yapı.) ,

yapay zeka (bilgi edinme,algılama,görme,düsünme,karar verme gibi insan zekasına özgü yeteneklerle donatılmıs bilgisayarlar) ve

uzman sistemler,

uç kullanıcı (isletmedeki çesitli görevlilerin,görevlerini yaparken gereksinim duydukları bilgi süreçlemesini kullanarak,dogrudan dogruya kendilerinin yapabildikleri bilgisayar ortamı) ve

ofis b.s.,isletme islevleri b.s.

isletme islevleri bilgi sistemi: pazarlama(pazarlama planlaması ve kontrolüne bilgi saglar ) ,

üretim(mal ve hizmetleri üretim süreçlerinin planlanması ve kontrolüyle ilgili tüm faaliyetleri ve isletmenin üretim islevini destekler.) ,

personel (insan kaynakları bilgi sistemi:insan kaynagı yönetimini destekleyen ve diger bilgi sistemleriyle etkilesim içinde bulunan sitem) ,

finans(isletmenin finansal kaynaklarının bulunması, kaynakların isletme varlıklarına yatırılması ve tüm finansal faaliyetlerin denetimini destekleyen),

muhasebe(çift taraflı kayıt esasına göre isleyen,her türlü muhasebe raporlarını hazırlayabilecek sekilde tasarlanan bilgi sistemi) gibi islevleri destekler.

Üst yönetim bilgi sistemi:yönetim kurulu üyelerinin bilgi gereksinimlerini karsılar.

Üst yönetim bilgi sistemi gelistirme nedenleri:
1-tepe yönetimine çok önemli stratejik bilgiler sunmak
2-isletmenin stratejik amaçlarına ulasmasını etkileyen temel etkenleri kolayca belirlemek ve bunları üst yönetime hızlıca ulastırmak
3-stratejik isletme amaçları açısından yasamsal nitelikteki karar degiskenlerini,üst yöneticilerin bir bakısta anlayabilecegi etkinlikte sunmak.

Üst yönetime sunulan biçimsel bilgi türleri:
1-isletme grafikleri
2-dönemsel raporlar
3-istisnai raporlar
4-verimlilik raporları

küresel bilisim sistemi:

bilisim yönetimi nedir? Genis alan aglarını,anında bilgi islemeyi ,elektronik,postayı ve yerel bilgi aglarını kurar,izler,yenilikleri isletmeye kazandırır ve çalısanların yeniliklerden yararlanmalarına destek saglar.

Ofis otomasyonu nedir? Geleneksel ofis ortamlarında yapılan her türlü isin,elektronik araçlarla yapılması.

Baslıca bilisim teknolojileri nelerdir?
Kisisel bilgisayarlar,kisisel bilgisayarların baglı oldugu ana bilgisayar,bilgisayarlar arası baglantıyı saglayan yazıcılar,paylasılabilir bilgisayar yazılımları,yazılı biçimde çıktı almayı saglayan yazıcılar,resim,görüntü ve sekil tarayıcıları,dosya saklama özellikleri,ana bellekler,yedeklenmis bellekler,ses kartı,cd rom,dvd,araç için gsm,mobil telefon,uydu antenleri,audio,video sistemler…

İntranet:
internet teknolojisinin isletme içi iletisimde kullanılması.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 16

MUHASEBE:
 

İsletmenin gerçeklesen faaliyetlerinin para cinsinden izlenmesi ve ilgililere iletilmesi çabası.kayıt tutma ve bilgi iletisimi olarak 2 temel isin görülmesini saglar.

Bilgi kullanıcı:isletmeden çıkarı olan kisi veya kurum.

Saglanacak bilgi türü yönünden muhasebe

1-genel muhasebe:isletme yöneticisi ile isletme dısı bilgi kullanıcılarına isletmenin mali durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi verir.isletmenin mali durumu bilanço ile,faaliyet sonuçları da gelir tablosu ile raporlanır.

2-maliyet muhasebesi :
isletme yöneticisine üretimle ilgili maliyet giderlerinin türleri ile bunların gider yerleri olarak isletme bölümlerine göre dagılımı hakkında bilgi verir.

Muhasebe bilgi sistemi personel,belgeler,donanım ve raporlardan olusur.

Girdi(belgeler)——isleme(kaydetme,sınıflandırma,özetleme)—çıktı(bilanço ve gelir tablosu)

1-verilerin belirlenmesi(girdi)
2-verilerin derlenmesi,sınıflandırılması,özetlenmesi(isleme)
3-muhasebe bilgilerinin raporlanması (çıktı) varlıklar:isletmenin sahip oldugu mevcutlar ve alacaklar seklindeki ekonomik degerler.

Öz kaynaklar: ortakların,isletmenin varlıkları üzerindeki hak sahipligi
Yabancı kaynaklar:3.sahısların isletmenin varlıkları üzerindeki hak sahipligi.
Muhasebe esitligi: isletmelerin sahip oldukları varlıkları kadar fon kaynaklarının olması gereginden dogar.

Varlıklar= kaynaklar veya
Mevcutlar + alacaklar = öz kaynaklar + yabancı kaynaklar

Finansal nitelikli islemler: en az 2 yönlü olup,varlıkların birinde artıs,digerinde azalıs , yada varlıklarda ve kaynaklarda artıs veya azalıs,yada kaynakların birinde artıs digerinde azalıs yaratır.bir islemin bu 2 yönüyle kaydedilecek olması muhasebe esitliginin bozulmamasına neden olur.buna,muhasebede çift taraflı kayıt esası denir.

Hesap nedir? Finansal islemlerin tüm isletmelerde hep aynı adla kaydına yarayan kavram.

Hesap kalanı:bir hesabın borç tarafı toplamı ile alacak tarafı toplamı arasındaki fark.

Bilanço: mizanda yer alan hesaplardan borç kalanı veren varlıkların sol kolonda,alacak kalanı veren kaynakların sag kolonda yer aldıgı tablo.
Bu tablonun analize hazır halde olabilmesi için varlıklar dönen ve duran seklinde 2 grup altında gösterilir.

Dönen varlıklar hesap grubu: nakit olarak elde ve bankada tutulan varlıklar ile normal kosullarda faaliyet dönemi içinde veya en fazla 1 yıl içinde paraya çevrilmesi veya kullanılacagı düsünülen varlıklara ait hesaplar.

Duran varlıklar hesap grubu: bir yıldan veya bir faaliyet döneminden daha uzun süreler için isletme faaliyetlerinin
gerçeklestirilmesinde kullanılan ve normalde satıs amacı tasımayan varlıklara ait hesaplar

Kısa vadeli yabancı kaynaklar hesap grubu: en çok 1 yıl veya isletmenin faaliyet dönemi sonunda ödenecek yabancı kaynaklar.

Öz kaynak (öz sermaye), isletme sahip veya ortaklarının isletmeye yapmıs oldukları sermaye yatırımlarının tutarını gösteren ödenmis sermaye ile sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmis yıllar karları ve dönem net karını kapsar.
Uzun vadeli yabancı kaynaklar hesap grubu: kredi kurumlarından,sermaye piyasasından ve isletmenin iliskide bulundugu 3.kisilerden saglanan ve 1 yıldan daha uzun sürede ödenecek olan isletme borçlarına ait hesaplar.

gelir tablosu :Bir isletmenin belirli bir döneme, genellikle bir mali yıla ait net sonucunu, brüt satıs karı, faaliyet karı büyüklüklerine ve bunları olusturan ana olaylara yer vererek gösteren mali tabloya denir.

Bilginin dogruluk ve güvenilirligi için:
İç kontrol sistemi
Muhasebe denetimi(dıs denetim)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 17

FİNANSAL YÖNETİM

Finans para,fon yada sermaye

Finansman: para,fon yada sermayenin saglanması

Finansal yönetim:ihtiyaç duyulan fonların belirlenmesi,uygun alanlara yönlendirilip yönetilmesi.

maddi duran varlıklar:
İsletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere edinilen ve fiziksel bir yapıya sahip olan, öngörülen ömürleri bir yıldan daha uzun olması nedeniyle amortismana konu olan (arsa ve arazi dısında) varlıklara denir.

Maddi olmayan varlıklar:
teknik bilgi,marka,patent

Dividant kararları:elde edilen karların ne kadarının ortaklara,ne kadarının isletmede bırakılacagı ile ilgili kararlar.
İktisat:
1-mikro :
isletmelerin,bireylerin ve ailelerin iktisadi kararlarıyla ilgilenir.
2-makro:ekonomiyi bir bütün olarak ele alır.

Finansal kararlarda birincil amaç:
isletmenin piyasa degerini yada ortakların varlıklarını max.yapmak.
Finansal analiz:finansal tablolarda yer alan kalemler arasındaki iliskilerin kurulmasını,ölçülmesini ve yorumlanmasını kapsayan bir süreç.

Finansal analizin yararları nelerdir?İsletme faaliyetlerindeki etkinlik ve basarı derecesini ölçme,isletmenin ana ve 2.derecedeki amaçlarına ulasıp ulasamadıgı ölçme,finansal planlar yapma,üretilecek mal ve hizmetler,üretim miktarı,üretim bilesimi ve izlenecek fiyat politikası konusunda karar alma,isletmenin varlıgını tehlikeye düsürmeden,borçlarını ödeyebilme gücünü belirleme,isletme faaliyetlerini kontrol ve degerleme.

Finansal analizde kullanılacak yöntemler: oranlar yoluyla analiz,karsılastırmalı analiz,yüzde yöntemiyle analiz,trend analizi,basa bas analizi,faaliyet ve finansal kaldıraç analizi.

Finansal analizde basarıyı artırmak için göz önünde bulundurulması gereken faktörler:
Finansal analistin,finansal tabloları dogru yorumlayabilmesi için,muhasebe teori ve uygulamalarını bilmesi gerekir,finansal analiz yapılıken,isletmenin ve ait oldugu sektörün özellikleri dikkate alınmalıdır,degerlendirmede,analizin yapıldıgı dönem ve dönemin kosulları dikkate alınmalıdır,konu olan isletmenin,politikaları ve yöntemleri,analist tarafından bilinmelidir.

Finansal planlama süreci: finansal ihtiyaçların tahmini,bu ihtiyaçların karsılanması için bütçelerin gelistirilmesi ve finansal kontrolün yapılması.

Kısa süreli planlama: 1 yıldan daha kısa süreli yapılan planlama.
Uzun süreli planlama:1 yılı asan süreler için yapılan planlama.
Proformo tablo:tahmini finansal tablo.

Proforma tabloların hazırlanmasında en yaygın kullanılan yöntem nedir?
Satısların yüzdesi yöntemi.(temel varsayım,geçmisteki satıslarla gelir tablosu kalemleri arasındaki iliskinin gelecekte de benzer sekilde devam edecegidir.gelecekte önemli degisimler beklenmiyorsa yöntemin basarılı olma sansı artar. Basarı sansını attırmak için bir yıla ait satıslarla gelir tablosu kalemleri arasındaki iliski yerinde,birkaç yıl ele alınarak ortalama degerden hareket edilebilir. )

Bu yöntemde İlk is ,geçmis yıla ait gelir tablosundaki her bir kalemin satıslara oranının bulunması.
Sonra ,gelecek dönemin tahmin edilen satıslarıyla gelir tablosu arasında da aynı oranın olacagı varsayımına dayalı olarak,gelecek dönemin tüm gelir tablosu kalemlerine iliskin degerler bulunur.
Benzer biçimde diger kalemlere iliskin hesaplamalar yapılarak, proforma gelir tablosu olusturulur ve o yılın net karı bulunur.

Digeri ranlar ve regresyon yöntemi.

Proforma bilançonun hazırlanması asamaları:
1-satıslarla,satıslara dogrudan dogruya baglı olarak gelisen bilanço kalemlerinin
belirlenmesi.

2-isletmenin geçmis yıl bilançolarından bu iliskilerin yüzdesel degerlerinin bulunması. Bulunan bu yüzdelerin,gelecek yıl için tahmin edilen satıslarla çarpılmasıyla proforma bilançodaki degerlerin hesaplanması.

Nakit bütçesi:kısa dönemli nakit gereksiniminin belirlenmesinde kullanılan bir planlama aracı.

Plan nedir? Bütçeye oranla daha genel kapsamlı,çok defa 1 yıldan daha uzun bir döneme iliskin ve sayısal açıdan sınırlı bir çalısma.

Nakit bütçesinin yararları:isletmenin borçlanmasını bir plan dahilinde yürütmesini saglar,borçların ödenme zamanlarının planlanmasını olanaklı kılar,dividant ödemelerinin ne zaman ve ne miktarda yapılacagının belirlenmesini saglar,nakdin etkili bir biçimde kullanılmasını saglar.

Yatırım kararları: fonların uzun süreli olarak kullanımıyla ilgili kararlardır.

Sermaye bütçelemesi:uygun ve verimli yatırım alanlarının arastırılması ve sermaye harcama önerilerinin degerlendirilmesi süreci.

Normal finansal planlar:isletmelerin faaliyetlerini yürütebilmesi için düzenli olarak yaptıgı planlar.
Sabit varlıklara yatırımlarla,dönen varlıklara yatırımların ayrı olarak ele alınmasını gerektiren nedenler:
Sabit varlıklar daha fazla harcamayı gerektirir,dönen varlıklara yapılan harcamalar daha çok bölünebilir,dönen varlıklara yatırımların süresi en çok 1 yıl oldugu için,dönen varlıkların riski sabit varlıklara göre düsüktür,dönen varlıkların likiditesi daha yüksektir.

Likidite: İsletme varlıklarının paraya dönüstürülme yetenegi.

İsletmelerin yatırım yapma nedenleri:

1-kar amaçlı yatırımlar:yeni üretim birimleri olusturulması,yenileme yatırımları,genisleme yatırımları,modernizasyon yatırımları,stratejik yatırımlar.

2-yasalar geregi yapılan yatırımlar:güvenligi saglamaya yönelik yada toplu sözlesmeler geregi.

3-genel olarak verimliligi arttırmaya yönelik yatırımlar:kres,lokal,spor tesisi.

Çalısma sermayesi nedir? Genellikle nakit ve nakit benzerleriyle,geçici yatırımlar,alacaklar ve stoklar gibi en geç 1 yıl içinde nakde dönüsebilecek dönen varlıklar.

Çalısma sermayesi düzeyini etkileyen unsurlar: isletmelerin faaliyet konusu,büyüklügü,satıslardaki düzenlilik,satıslarda artıs yada azalıs oranı.

Çalısma sermayesi yönetimi:isletmenin sahip olacagı çalısma sermayesi düzeyi ile çalısma sermayesi kalemlerinin bilesimi yanında,bunun nasıl finanse edilecegini de içerir.

 

 

 

 

 

 

ÜNİTE 18

Finansal Sistemler ve Kurumlar
 

Finansal sistem(bir ekonomide fonları arz ve talep edenlerin,fon akımını saglayan araç gereçlerin ve bunları düzenleyen hukuki ve idari kuralların bütünü ) ve kurumlar

Finansal piyasa:finansal varlıkların alınıp satıldıgı piyasa.

Finansal sistemi olusturan unsurlar:
1-fon arz edenler:tasarruf sahipleri :banka,aracı kurum,menkul kıymetler yatırım ortaklıgı,menkul
kıymetler yatırım fonları,menkul kıymetler borsası,sosyal güvenlik kurulusları,sigorta sirketleri,koop.

2-fon talep edenler:yatırımcılar

3-yatırım ve finansman araçları para,mevduat,banka parası,kredi,sosyal güvenlik fonları, kop.kaynaklar,tahvil,hisse senedi,ipotekli borç ve irat senedi,kamu hisse senedi,gelir ortaklıgı senedi.

4-yardımcı kuruluslar

5-hukuki ve idari düzen

faiz paranın kullanım hakkından belirli bir süre için vazgeçilmesinin bedeli.

Reel faiz oranı:
ödünç verilebilir fonların arz ve talebine baglı olarak belirlenir.

Fonların süreleri dikkate alınarak finansal piyasalar:
1-para piyasası :1 yıl yada daha kısa süreli fon arz ve talebinin karsılastıgı piyasa.
Geçici nitelikte likidite ihtiyacı için basvurulur.fon alıs verisinde kullanılan araçlar ticari senetlerdir.

2-sermaye piyasası :vadesi 1 yılı asan orta ve uzun süreli fon arz ve talebinin karsılastıgı piyasa.genellikle sabit yatırımların ve net çalısma sermayesinin finansmanında kullanılır.

Örgütlenme biçimine göre finansal piyasalar:
1-Organize piyasalar:resmi bir piyasa yerinin oldugu,devletin gözetimi ve denetimi altında olan piyasalar.
2-Organize olmamıs piyasalar:finansal varlıkların alım ve satımının yapılacagı belirli bir mekanın bulunmadıgı piyasalar.tezgah üzeri piyasalar.

Finansal varlıgın piyasaya ilk kez sunuluyor olmasına göre piyasalar:
1-birincil piyasalar :dolasıma ilk kez çıkarılan finansal varlıkların alınıp satıldıgı.
2-ikincil piyasalar :daha önce alım ve satıma konu olmus finansal varlıkların alınıp satıldıgı.

Aracı kurumlar: mali piyasa araçlarının çıkarımı,alımı,satımı ve pazarlamasıyla ugrasan kuruluslar.

Finansal kurumların fon arz edenlere ve fon talep edenlere sagladıgı katkılar:
1-fon maliyetlerini azaltmak
2-risk ayarlaması yapmak
3-vade ayarlaması yapmak
4-miktar ayarlaması yapmak
5-finansal danısmanlık hizmeti sunmak

para yaratan finansal kurumlar:

1-merkez bankaları:

TC MERKEZ BANKASI,


Bankanın Temel Amacı, Görev ve Yetkileri,
Banka’nın temel amacı fiyat istikrarını saglamaktır.
Banka,fiyat istikrarını saglamak için uygulayacagı para politikasını ve kullanacagı para politikası araçlarını dogrudan kendisi belirler.
Temel amacı ile çelismemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.

Banka’nın temel görevleri;,
– Açık piyasa islemleri yapmak,
– Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dıs degerini korumak için gerekli tedbirleri almak ve kur rejimini belirlemek,
– Zorunlu karsılıklar ve umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek,
– Reeskont ve avans islemleri yapmak,
– Ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek,
– Ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak ve bunların kesintisiz islemelerini saglamak,
– Finansal sistemde istikrarı saglayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak,
– Mali piyasaları izlemektir. Banka’nın temel yetkileri;
– Türkiye’de banknot ihracı imtiyazı tek elden Banka’ya aittir.
– Banka, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını belirler.
– Banka, Kanunda belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacagı diger para politikası araçlarını da dogrudan belirlemeye ve uygulamaya yetkilidir.
– Banka, nihai kredi mercii olarak bankalara kredi verme islerini yürütür.
– Banka, mali piyasaları izlemek amacıyla bankalar ve diger mali kurumlardan ve diger kuruluslardan gerekli bilgileri istemeye ve istatistiki bilgi toplamaya yetkilidir.

Banka’nın baslıca müsavirlik görevleri;,
– Banka, Hükümetin mali ve ekonomik müsaviri, mali ajanı ve haznedarıdır.
– Banka, finansal sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüs verir, bankalar ve uygun görecegi diger mali kurumlar hakkındaki görüslerini ve tespitlerini Basbakanlık ile bu kurum ve kurulusları düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kuruluslara bildirebilir.
– Banka, Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak düzenlemeler yapmaya, bu
düzenlemelere tabi kurum ve kuruluslar nezdinde bunlara uygun hareket edilip edilmedigini ve kendisine gönderilen bilgilerin dogru olup olmadıgını denetlemeye görevli ve yetkilidir.

2-TİCARET BANKALARI (mevduat bankaları)
kisi ve kurumların kısa süreli fon ihtiyaçlarının karsılandıgı kurumlardır,tüm ülkelerde en yaygın bankacılık türüdür.

Para yaratmayan finansal kurumlar:
1-Kalkınma(kalkınmakta olan ülkelerde yetersiz olan sermaye ve girisim unsurlarını desteklemek,gelistirmek,kıt kaynakları kalkınma hedefleri dogrultusunda kaynak talep edenlere aktarmak ) ve yatırım bankaları

2-sigorta kurumları:çesitli riskleri dagıtmak yada azaltmak amacıyla,üyelerine hizmet sunmak üzere kurulan yarı finansal kumlar.

3-Kolektif yatırım kurumları.

4-factoring ve forfaiting sirketleri

Factoring nedir ?
Factoring, büyük miktarda kredili satıslar yapan firmaların, bu satıslardan dogan alacak haklarının “factor” veya “factoring sirketi” olarak adlandırılan finansal kuruluslar tarafından satın alınması esasına dayanan bir finansal faalyiettir. Bir factoring anlasması ile factor, satıcı firmanın yaptıgı kredili satıslarla ilgili her türlü muhasebe kayıtlarının tutulması, kredili satıslardan dogan alacakların vadesinde tahsil ve takip edilmesi, alacakların tahsil edilmemesi halinde dogacak kayıpların tam olarak karsılanması, satıcı firmaya kredili satıs tutarlarının belirli bir oranında kredi verilmesi, potansiyel ve mevcut müsterilerin mali durumları hakkıda bilgi toplanması ve malların satıs imkanlarını arttırmak üzere piyasa arastırması yapılması gibi fonksiyonları üstlenmektedir.

Forfaiting nedir ?
Forfaiting, özellikle mal ve hizmet ihracatından dogan ve belirli bir ödeme planına göre tahsil edilebilecek olan alacakların bir banka ya da bu alanda uzmanlasmıs bir finansman kurumu tarafından satın alınması olarak tanımlanabilmektedir.

Forfaiting isleminde genelde ithalatçının borcu karsılıgında ihracatçıya verdigi emre yazılı senet ve poliçeler kullanılmakta, islem gerçeklestikten sonra ihracatçının hiçbir yükümlülügü kalmamaktadır.
Her çesit alacak forfaiting islemine konu edilebilirse de, uygulamada emre yazılı senet ve poliçe seklindeki ticari alacaklar daha güvenli olduklarından tercih edilmektedirler. Forfaiting veren kurulus, belli bir iskonto oranı üzerinden devraldıgı senet veya poliçe seklindeki alacakların karsılıgında, teminat olarak banka garantisi talep etmektedir.

Forfaiting isleminde ithal edilecek malın bedeli, bu malın ekonomik ömrüne yayılarak taksitlerle ödenmektedir. Önce ithalatçı ve ihracatçı firmalar arasında bir ticari anlasma yapılmakta, fiyat ve ödeme planı saptanmaktadır. İthalatçı malları teslim almakta, banka garantisini de sagladıktan sonra borç senetlerini banka aracılıgı ile ihracatçı firmaya iletmektedir.
Poliçeler ihracatçı firma tarafından hazırlanmakta, ithalatçı firma tarafından kabul edilmekte ve garantör banka tarafından garanti edilmektedir. Garantör ile ithalatçı firma arasında tazminat anlasması bulunmakta, bu durum forfaiter’ı ilgilendirmemektedir. Forfaiting piyasasında, poliçeler “rücusuz” olarak üç kez ciro edilebilmektedir.

5-leasing sirketleri
LEASING NEDİR ?Ülkemizdeki uygulaması finansal kiralama olan leasing, bir yatırım malının mülkiyeti leasing sirketinde kalarak belirlenen kiralar karsılıgında kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözlesmede belirlenen bir deger üzerinden sözlesme süresi sonunda mülkiyetin kiracıya geçmesini saglayan bir finansman yöntemidir.

6-risk sermayesi sirketleri ,
Risk Sermayesi , girisimcilerin is fikirlerinin , küçük isletmelerin ileri teknoloji yatırımları, Ar-Ge faaliyetleri , isletmelerin kurulus ,ürün tutundurma ,büyüme, iyilestirme ve el degistirme asamalarında büyüme potansiyeli olan küçük isletmelere , öz sermaye istirakiyad akredi aktarımı seklinde bir finansman modelidir.

Risk Sermayesi ile , halka açılacak küçük isletmelere köprü finansmanı saglanırken, isletmelerin kurumsallasması için isletme içindeki yöneticilere ( managament buy- out ) ve isletme dısındaki potansiyel girisimci ve yöneticilere ( managament buy-in ) isletmeyi kontrol ve yönetmeleri için gerekli sermaye aktarımı saglanır.

Finansal araçların özellikleri paraya çevrilebilirlik,bölünebilirlik,geri dönülebilirlik.
Getiri:bir finansal varlıgın getirisi,o araçtan belirli bir zaman diliminde saglanacak nakit girisleriyle ölçülür.
Vade:finansal varlıgın vadesi,bunun ihraç edildigi tarih ile son ödemenin yapılacagı tarih yada yatırımcının o finansal varlıgı paraya dönüstürmeyi düsündügü tarih arasında kalan süre.
Riskin tahmin edilebilirliligi :getirindeki ölçülebilir belirsizlik.

Para piyasası finansal araçları:
1-Hazine bonosu: İster kisiler ister sirketler veya devlet olsun gelir ve gideri arasında dengesizlik olan yani gideri gelirinden fazla olan herkesin önünde bir seçenek vardır :

Borçlanmak.
Devletin de geliri giderini karsılamaz ise yapacagı islem borçlanmaktır. Böylece devlet para piyasalarına “borç almaya” çıkar. Bu borcu elbetteki “faiz karsılıgı” olmak üzere ister. Borç senedi olarak da hazine bonosu ve devlet tahvillerini kullanır. Bu isleme “iç borçlanma” denir. Hazine bonoları faiz oranları para piyasalarındaki faiz oranlarının belirlenmesinde oldukça etkili rol oynar.

Hazine bonosu çesitleri
Hazine Bonosu:En fazla BİR yıl vadeye sahiptir. Kısa vadeli borçlanma için kullanılır
Devlet Tahvili : BR yılın üzerinde vadeye sahiptir. Uzun vadeli borçlanma için kullanılır

2-Geri satın alma anlasması:
Repo:
Repo ,sabit getirili bir menkul kıymetin ,belli bir süre sonunda geri alım taahhüdüyle satımıdır.Kimlere uygundur ?Paranızı kısa vadeli olarak degerlendirmeyi düsünüyorsanız ,repo size en uygun alternatiflerden biri
olacaktır.Bankamızda paranıza 1 günden baslayıp birkaç aya kadar repo yapma hizmeti sunularak nakit akısınızı ihtiyaçlarınız dogrultusunda düzenlemeniz saglanmaktadır.

3-Banka mevduatı:
4-Finansman bonoları : Finansman Bonosu Nedir?
İhraççının borçlu sıfatı ile düzenleyip, sattıkları emre veya hamiline yazılı menkul kıymetlerdir. Kısa vadeli borçlanma aracı olup, vadesi 60 günden az 720 günden fazla olamaz. İskonto esasına göre satılır.

Finansman Bonosunun Türleri Nelerdir?
Finansman bonoları teminat türlerine göre çesitli tiplere ayrılır.

Garanti Kaydı Tasımayanlar A Tipi,
Banka Kredisi le Desteklenmisler B Tipi,
Banka Garantili Olanlar C Tipi,
Hazine Garantisi Tasıyanlar E Tipi,
Baska Bir Ortaklıgın Garantisini Tasıyanlar F Tipi olarak tanımlanır.

Finansman Bonosunun Faiz Oranı Nasıl Belirlenir?Finansman bonosunun faiz oranı ihraçcılarca serbestçe belirlenir

5-Banka bonosu: Banka Bonosu ve Banka Garantili Bono Nedir? kisi de mevduat kabul etmeyen bankalar tarafından çıkarılır. Banka bonosu, bankanın borçlu sıfatıyla çıkardıgı borçlanma senetleridir. Banka garantili bono ise bankanın kredisini kullanan kuruluslardan birinin aldıgı krediye karsılık teminat olarak verdigi emre muharrer senedin, bankaca garantiye alınıp, ihraç edilen menkul kıymete denir.

6-Varlıga dayalı menkul kıymet:vdmk:
Sermaye piyasası araçları:
1-Hisse senetleri : Hisse Senedi Nedir? Anonim ortaklıkların çıkardıkları kıymetli evraklardır. Sözü geçen Anonim Sirketin hisse senedi alındıgında , o sirkette ortaklık hakkı edinilmis olur.

Hisse Senedinden Nasıl Getiri Elde Edilir ? Hisse senedi sahipleri temel olarak iki tip getiri elde ederler: 1.Sermaye kazancı:Basitce hisse senedini düsük fiyattan alıp,yüksek fiyattan satarak elde edilen getiridir.
2. Kar payı (Temettü) geliri: Temel olarak temettü, sirketin sahipleri ve hissedarlarına dagıtılan sirket karıdır. Borsada islem gören sirketler kar dagıtıp dagıtmamakta serbesttirler. Hisse senetleri borsada islem görmeyen sirketler ise dagıtılabilir karın yarısından az olmamak üzere belirlenecek birinci temettüyü nakden
dagıtmak zorundadır.
2-Tahvil : Tahvil basit olarak borçlanmayı ifade eder. Bir tahvile yatırım yapıldıgında, aslında para ödünç verilmis olur. Karsılıgında ise; 1. Anapara ve 2. Belirli bir oranda (Kupon Oranı-Faiz Oranı) getiri elde edilir. Borç verilen paranın geri dönüsü tahvil çıkaran kurulus tarafından garanti edilir ve bu kurulus ödünç verilen parayı telafi etmek için yatırımcıya belirli bir oranda faiz ödemesi yapar.

Tahvil aracılıgı ile borç toplayan taraf sirketler olabilecegi gibi,Türkiye’de çok yaygın olarak görüldügü üzere ‘Devletler’ de olabilmektedir. Türkiye’de iç borçlanma amacıyla Devlet Tahvili ve Hazine Bonosu, Halka Arzlar ve haleler Aracılıgı ile halktan borç almak amacıyla kullanılan menkul kıymetlerdir.

Nominal Deger, Kupon Oranı, Vade Nedir?
1. Nominal deger, Tahvil veya bononun vadesinde yatırımcının eline geçecek olan para miktarıdır.
2. Kupon oranı, nominal deger üzerinden yüzde olarak belirtilen, yatırımcının alacagı faiz miktarıdır. Tahvil ve bonolarda ayrıca faizin ne zaman ödenecegi üç aylık, altı aylık veya yıllık olarak belirtilmektedir.
3. Vade, anaparanın ve son faiz ödemesinin yapılacagı tarihtir.

Tahvile Yapılan Yatırımın Riski Nedir?
1. Geri Ödeme Riski: Anaparanın ve faizin yatırımcıya geri dönüsü tahvili ihraç eden tarafından garanti edildigi için, bu kurulusun güvenilirligi tahvilin riskliligini etkiler. Tahvil sirket tarafından çıkarıldıgında, sirketin iflas etmesi durumunda sirket borcunu ödeyemeyebilir. Devlet Tahvilleri’nde bu risk çok düsük oldugu için, sirket tahvillerinin getirisi Devlet Tahvilleri’nden daha yüksek olur. Fakat Türkiye’de devlet politikası, genel ekonomik konjonktür, sirket tahvillerine vergi avantajları saglanmaması gibi nedenlerden dolayı, sirketler için bu islem yüksek maliyetli olmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde Özel Sektör Tahvili uygulamasına pek rastlanamamaktadır.

2. Faiz Oranı Riski: Faizlerdeki artıs bonoların degerini kaybetmesine neden olurken, faizlerdeki düsüs bono
fiyatlarının yükselmesine neden olur. Piyasa Borçlanma Oranı (Asagıda) Tahvil Fiyatı (Yukarıda) Piyasa Borçlanma Oranı (Yukarıda) Tahvil Fiyatı (Asagıda) Piyasa faiz oranı yükselerek tahvilin kupon oranını geçtiginde, yatırımcılar piyasadan daha yüksek oranlı borçlanabilecekleri için tahvil deger kaybeder. Faizlerin yükselmesi bir risk olusturdugu gibi düsmesi de tahvil yatırımcıları için bir avantaj yaratır. Piyasa faiz oranı düstügünde tahvilin kupon faiz oranı sabit kalacagından, tahvilden piyasada oldugundan daha fazla getiri elde edilir. Dolayısıyla tahvil deger kazanır. Yatırımcı isterse tahvil fiyatının artısı dolayısıyla vadeye kadar beklemeden elindeki tahvili yüksek fiyattan satabilir.

3. Politik Risk: Ülkenin politikasındaki tutarsızlık, tahvillerin fiyatının düsmesine neden olabilir. Ayrıca para birimindeki dalgalanmalar ve ekonomideki istikrarsızlık da tahvil fiyatlarını olumsuz etkiler.

Tahvile Yatırım Yapmanın Avantajları Nelerdir? İstikrarlı Kupon Ödemeleri Tahvile yatırım yapıldıgında genelde periyodik dönemlerde belirli bir faiz oranından getiri elde edilir. Dolayısıyla bu getirinin günü ve miktarı önceden bilinir ya da tahmin edilebilir.

Yatırıma İlk Adım Kredisi yüksek bir kurulusun tahvilini aldıgınızda, düsük riskli fakat banka faizlerinden daha çok getiri elde edebileceginiz bir yatırım yapmıs olursunuz. Düsük riskli ve sabit getirili olması sebebiyle yatırımın ilk adımı olarak degerlendirilebilir. Esneklik ve Kolaylık Yatırımcılar tahvillerinin vadesini beklemek zorunda degillerdir.Piyasada faizlerin dalgalandıgı dönemlerde trade etme ve böylece olusan faiz farklarından yararlanma sansına sahiptirler. Yatırımcılar finansal amaçlarına göre tahvilleri alıp, satabilirler.
 

 

 

 

 
ÜNİTE 19

ÇOK ULUSLU İSLETMELER;
Üke içi ve ülke dısındaki yatırımları isletme amaçlarına ve isletme sahiplerinin çıkarlarına uygun bir biçimde yöneten bir ticaret veya sanayi kurulusu.

Diger isimleri:

Uluslar arası ,çok uluslu,ulussuz,dünya,global

İsletmelerin çok uluslasmasındaki ölçütler:
Faaliyet gösterilen ülke sayısı,ülke dısında mülkiyet edinmek,üst yönetimin milliyeti
Çevre:
Ülke içi,yabancı,uluslar arası

Yabancı ülkelere giris yolları:
İhracat- ithalat(bir ülkede üretilmeyen yada yeterli olmayan mal veya hizmetlerin baska ülkelerden satın alınması)
İhracat faaliyetlerinin sakıncaları: üretim ve tasımacılık giderleri önemli miktarlara ulasır.ülkelerin yüksek vergileri maliyet unsurudur,yerel isletmelerle rekabet edebilme yönünde stratejiler gelistirilmesi gerekir.
Lisans anlasması:bir isletmenin ,mallarının ve isminin yabancı bir ülkede üretilip satılması konusunda izin vermesi.
Lisans anlasmaları:,buluslar,formüller,süreçler,tasarımlar,telif hakları,musiki eserleri,sanat eserleri,ticari
isim,marka,franchising,lisans,kontrat,metot,progra m,yöntem,sistem.

Franchising,
birbirinden bagımsız iki taraf arasında olusturulan sözlesmeye dayalı bir iliskiyi tanımlıyor. En yalın anlatımıyla franchisingi, ‘hak sahibine verilen para karsılıgında belirli sınai hakları ticari alanda kullanma izni’ olarak özetlemek mümkün.
Franchising sözlesmeleri, bir ürün, bir marka ya da bir hizmeti kapsıyor olabilir. İmtiyaz sahibi tarafın, belirli bir süre sartı ve bazı sınırlamalarla ticari islerini yürütmek üzere bu hakkı ikinci bir tarafa devretmesi söz konusu. Franchising’in en önemli tarafı imtiyaz hakkını veren tarafın isin yönetim ve organizasyonu konusunda know-how yani bilgi ve destek saglıyor olması.

Dıs ticaret isletmeleri:üretimle ilgilenmezler,ülkedeki isletme için dıs ülkelerde müsteri bulmakla sorumludurlar.üretici isletmelere,Pazar özellikleri,ürün kalitesi,fiyat beklentileri,dagıtım,kambiyo hakkında bilgi verir.
Ülke dısında sube açma: Mülkiyetin tamamının çok uluslu isletmeye ait oldugu yatırımların üstünlükleri:
Yönetim esnekligi ve karar almada serbestlik,karların yerel ortaklarla paylasılması sorunu olmaması,teknoloji ve tecrübenin denetiminin yatım yapan isletmenin elinde olusu,yatırım yapılan ülkede yeni isler yaratılmıs olması.
Sakıncaları: yerel bir ortagın saglayacagı yardımdan uzak kalınması,mülkiyetin ana isletmeye ait olması riskleri arttırır,ürün basarılı olmadıgında tüm yatırım yok olabilir,yabancı ülkeler %100 mülkiyeti benimsediklerinde,isletmelerin bu tür ülkelerde tam mülkiyetle yatırım yapma olanagı azalır.

Joınt ventura:2 veya daha fazla ortagın kendi faaliyetlerini sürdürürken,belli bir isi görmek üzere sürekli veya geçici olarak bir sirket kurup,bu sirketin faaliyetleri için kendi isletmelerinden teknik,mali ve ticari destek saglamak üzere anlasmaları.

Çok uluslu isletmelerin karsılasabilecegi sorunlar:toplumsal ve kültürel farklılıklar,ekonomik farklılıklar,yasal ve siyasi farklılıklar